sueda

sueda
@suedagbt
Çilekeş prens
Puan vermedi·112 syf.··
2025 9. kitabı
Küçük prens aahh küçük prens. Başta kitabı okurken ya ben anlamıyor muyum niye onlarca insanın çok beğendiği ve çok anlamlı bulduğu bu kitaba karşı ben neden birşey hissedemiyorum diye düşünüyordum neyse ki küçük prens tilki ile karşılaşana kadar geçerli oldu bu düşüncelerim. Spoiler içerebilir dikkat! Hepimizi küçük dünyalarımızda önemsiz telaşelerimizin içine hapsolmuş bir vaziyette yaşıyoruz. Çok derin bir anlam içermeyen şu koca dünyada kendimizi önemli zannederek koşturup duruyoruz. İşte küçük prensimiz de tam olarak bunu anlamaya uğraşıyor. Bu insanlar ne için bu kadar uğraşıyorlar, amaçları ne, bunu anlamak istiyor. Fakat ne kadar uğraşırsa uğraşsın anlamayacak çünkü o insanlar dahi ne için çabaladıklarını bilmiyorlar. Sadece koşturmaya, biriktirmeye devam ediyorlar. Hayatlarının ve sahip olduklarının kıymetini anlamadan öylesine yaşıyorlar. Hatta isanlar o kadar anlamsızlığa boğulmuş o kadar benliklerinden koymuşlar ki keyifle bir bardak su içmek onlar için vakit kaybı haline gelmiş hatta bu o kadar önemli bir sorun olmuş ki şu içmeye ayıracağı zamandan tasarruf etmek için susatmayacak kapsüller yapmışlar.Neden peki, su içmeye ayırdığı vakitten tasarruf etmek için peki tasarruf ettiği o vakitle ne yapacak dersin hiç. Kocaman bir hiç, kimse bilmiyor, zamandan tasarruf sağlamak isteyen adam bile bilmiyor bunu. Ama belki siz bu kitabı okuduktan sonra bilirsiniz? Ne dersiniz? Ve ümit ediyorum ki ; İnsanın, dostluğun, sahip olduğumuz vaktin, yaşayabiliyor oluşumuzun kıymetini anlar ve anlamsız dünyada anlamlı bir hayat yaşarsınız. Son olarak okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Bitirdikten sonra hatta okurken bile ara ara durup boş boş duvar seyrettirme garantili bir kitap, çocuk kitabı deyip geçmeyin ki zaten böyle deyip geçen de kalmamıştır artık yani
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,7bin okunma
Reklam
Martı Jonathan Livingston ‘ın hikayesi ;
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2025 23:59
Bu kitabı okumamak için çok direnmiştim fazla abartılıyor gibi gelmişti fakat anladım ki bu çok büyük bir ahmaklıkmış ama bir yandan da vakti şimdiymiş diye de düşünüyorum . Çünkü kim olduğumu sorguladığım, sınırlarımı aşmak istediğim lakin korkularım yüzünden buna bir türlü cesaret edemediğim bir dönemimde bana ışık olması gerekiyormuş yani tam da şuanda. Martı Jonathan’a kısaca Jon demek istiyorum yazının devamı boyunca ve bu kısım spoiler içeriyor olabilir. Jon bütün gününü diğer martılar gibi balıkçı tekneleri tepesinde dönüp dolaşarak geçirmekten sıkılmış, bunu anlamsız ve yetersiz buluyor daha fazlasını yapabileceklerine inanıyordu. Alçaktan uçmak onun için yeterli değildi sahip olduklarıyla daha neler yapabileceğini merak eden , kaşif ruhlu ve öncü bir martıydı. Hayatını sınırlarını bulmaya, kendini geliştirmeye adamıştı. Amacı mükemmel bir şekilde uçabilmekti. Yeni uçuş teknikleri öğrenmek, ulaşabileceği en yüksek hıza ulaşmaktı. Hayatın anlamı onun için mükemmele ulaşmaktı. Hatta bu çabayı mükemmele ulaşma çabasını cennete benzetir. Kendisi bu konuyla ilgili şunları söyler. “ Cennet bir yer, bir mekan değildir. Cennet öğrenmektir, mükemmelliktir.” Bu konuda haklı olduğunu düşünüyorum cennet bize hep bir yer bir mekan gibi anlatılıyor bunun sebebinin ise insanın kendini geliştirmek için çabalamaktan kaçmaya çalışması olduğuna inanıyorum. İnsan cenneti istiyorsa çabalamalı kendi için kendini bulmalı. Bu hayatta ne için var olduğunu düşünmeden öylesine yaşayıp giden , kendini geliştirmek namına bile bir çaba harcamadan bir ömrü tüketen insanlar var. Bu … bu böyle olmamalı insan ,insan olabilmek için çabalamalı. Kendini bulmak isteyen bunun için her şeyi göze almalı. Hiç bir kimse kendinden kaçarak kendini bulamaz. Hayat biraz çaba ister maalesef. Tıpkı
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma
Gerçek bir korkak, mutluluktan bile dehşet duyar.
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2025 00:49
İnsan olmayı becerememiş bir adamın hikâyesi. Daha çocukken öğrenmiş maske takmayı, insanların istediği gibi olmayı, onay alabilmek için isteklerinden vazgeçmeyi. Korkuyordu insanlardan ama hepimiz gibi onun da kabul görmeye ihtiyacı vardı.Bunu kendi de şu şekilde ifade ediyor. "İnsanlarla konuşabilmek benim için neredeyse imkansız. Ne diyeceğim veya nasıl söyleyeceğim hakkında hiçbir fikrim yok. Soytarılık fikrini de böyle buldum. İnsanlığın sevgisini kazanmaya dair son çabamdı. Hayatımı insanlardan ziyadesiyle korkarak geçirsem de onlardan tamamen vazgeçemiyordum.Onlarla aramdaki bağı koruyabilmek için soytarılığı kullandım. " Başlarda işe yarasa da bu yöntem zamanla onu kendinden uzaklaştırdı. İnsan kendi hayatıyla arasına mesafe koymaya başladıkça kendine yabancılaşıyor özünde kim olduğunu , neyi sevip sevmediğini neyden keyif aldığını unutuyor. Özüne yabancılaşan insan yaşamdan kopuyor ve herşey onun için önemsiz hale geliyor. Hayat anlamını kaybediyor.Yaşamdan koparmaya uğraşıyor kendini başarabilirse başarıyor başaramazsa bir şekilde hayatın içinde sürünmeye devam ediyor. Bu sürüklenme insandan insanlığını alıyor çünkü insan olmak olabilmek kolay değil. Çaba gerektiriyor büyük bir özveri istiyor. Özensiz bir yaşam yaşam olmaktan çıkar. Yaşamak özen isteyen bir eylemdir. Bunu birkez daha bu kitap sayesinde anladım. Bu kitap yazarın otobiyografisi sayılabilecek bir kitap yazarın kendisi de pek çok kez kendini bu hayattan koparmaya çalışmış yaşama uyum sağlamakta zorlanmış bir kimse. Okumayanlara tavsiye ederim .
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Kapra Yayıncılık · 202360,1bin okunma
Puan vermedi·114 syf.··
2023 18. kitabı
Çok hüzünlü bir kitap sefil dünyadaki sefil hayatların toplandığı bir sözde bakım evi bu dünyanın sefilliğinden hoşlanmayan ve intihar eden dahi yazarın hayatına dair biraz olsun biseyler anlamak isteyen herkes okumalı.
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,402 okunma