sueda

Bütün muharebelerde, doğrudan metotlarla savaşa girişilebilir fakat zaferi temin eden, ancak dolaylı metotlardır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Üstat haklı olabilir
Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı.
Galip gelmeyi bilmek , galip gelebilmek değildir.

sueda

, bir kitap okudu
Puan vermedi·76 syf.·
7 günde okudu
·
2025 28. kitabı
Tezer Özlü
8.2/10 · 7,5bin okunma
Sarı ve Puslu
Henüz yataktayım. Bu kentin en güzel özelliği her sabah yeni bir mevsimin insanı karşılaması. Bir gün, sokakları saran güneş ve sıcaklık, ertesi sabah yerini hemen serin bir havaya bırakıveriyor. Ve sevdiğim gri gökyüzü, canlı yeşili üzerine oturuyor ağaçların. Elimde bir gazete kesiği. Beş yıl önce ölmüş bir insanın resmi. Beyaz gömlek giymiş. Yakası açık. Bir elinin duruşunu çok iyi biliyorum. Titreyen, nereye koyacağını bilemediği, terleyen eli. Öteki eli kâğıdın gerisinde yitmiş. O eli tanımıyorum. Gözlerindeki bakış canlı mı, ya da yaklaştığı ölümün izlerini mi taşıyor? Fotoğrafın ne zaman çekildiğini bilemiyorum, ama bugün, onunla ilişkimizden on altı yıl sonra, onun gözlerinde, yaklaştığı ölümün izlerini sezinliyorum. İşte bir gazete parçası. Üzerinde bir fotoğraf. Beş yıl önce Orta Anadolu’da bir mezarlığa gömülmüş bir adam. Berlin’de yemyeşil ağaçlar, gri gökyüzü ve ağaçlar arasında beliren kırmızı, sivri, tek tük çatılara bakan bir kadın. Yaşamımız geçen yıllarının anıları olmadı. Her yıl, her gün, her an yeni bir yaşam oldu. Yalnız benim yıllarımdan değil, varoluşun getirdiklerinden kaynaklanan bir yaşam birikimi ya da birikintisi oldu. Yalnız benim bırakacağım yaşantılarla bitmeyecek, tüm duygu, ilişkiler, sıcaklıklar, acılar ve dış dünyanın olaylarıyla kaynaşıp sürecek, akacak bir olay. Zaman zaman kendimi bağdaştırdığım dış dünya ile giderek zayıflıyor bağlantılarım. Kalkacak bir trene binerken, beni artık içinde bulunduğum ülke, gideceğim kent, ineceğim istasyon, bindiğim tren ve kompartımandaki insanlar pek ilgilendirmiyor. Trene binerken ben’in içinde bulunduğu duygu birikimleri ilgilendiriyor. Dış dünya ile tüm bağlantılarımın duygu birikimlerinden oluştuğunu biliyorum artık. Yazı yazmak isteğinin dış dünyaya karşı bir tür savunma olduğunu daha bir