Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, biz de o kuvvetin de mahvolduğu vakitlerdir ki, onun yerini alan dokunaklı bir sessizlik en şiddetli acıyla dökülen gözyaşlarından daha yürek sızlatıcıdır.
“Ama sevgili Euthyphron, eğer ‘tanrıların sevdiği’ ile ‘dine uygun olan’ özdeş olsalardı, yani tanrılar dine uygun olanı dine uygun olduğu için, tanrıların sevdiğini de tanrıların sevdiği olduğu için sevselerdi, tanrıların sevdiği, tanrılar tarafından sevildiği için tanrılar tarafından sevildiği için dine uygun olurdu. Ama şimdi bunun tersinin gerçekleştiğini görüyoruz, çünkü iki şey birbirlerinden tümüyle farklı. Biri sevildiği için sevilen oluyor, oysa diğeri sevilen olduğu için seviliyor.”