Senin (şehvani) şeylere duyduğun sevgi seni körleştiriyor ve sağırlaştırıyor, suçlu olan senin şişman kara ruhundur; (diğerleri ile) tartışma.
Mesnevî, II
"Gerçek Bir'in dışındaki her bir, gerçek değil, mecazi birdir. (...) Eğer birlik olmasaydı çokluğun varlığından söz edilemezdi. Demek oluyor ki her var olan, olmayanı meydana getirmek üzere bir etkilenme (infi'al) durumundadır. Öyleyse İlk Gerçek Bir'den gelen birlik feyzi, her duyulur nesneye ve onlara ilişkin olanlara varlık vermiştir. O kendi varlığından sununca, her bir varlık vücut bulmuştur. Şu halde var oluşun sebebi Gerçek Bir'dir ki O, birliğini başkasından almış değildir, tersine O bizâtihi Bir'dir. Varlık kazanan şey ezeli değildir, ezelî olmayan yaratılmıştır, yani var oluşunun sebebi vardır. O halde varlık kazanan şey, yaratılmıştır. Var oluşunun sebebi İlk Gerçek Bir olduğuna göre yaratmanın (ibda') sebebi de ilk Gerçek Bir'dir."
Kındî, İlk Felsefe Üzerine, s.181-182
Nice ihlas sahibi vardır ki duasında inler de ihlasının dumanı göklere yükselir. Böylece günahkârların inlemesinden dolayı öd kokusu gök kubbenin zirvesine ulaşır. Sonra melekler, ey her duaya cevap veren, ey sığınağımız, diye Allah’a yakarırlar. [Derler ki] mümin kul yakarıyor. O senden başka dayanak tanımıyor. Sen yabancılara [bile] ihsanda bulunursun. Her ihtiyaç sahibi arzusunu senden diler. Hak buyurur ki [gecikme] onu aşağılamak için değildir. Aslında ihsanın gecikmesi, ona yardımdır. İhtiyaç onu gafletten çıkarıp bana yöneltti. İhtiyaç onu saçından çekerek diyarıma sürükledi. Hacetini karşılarsam o geri gider ve bu oyuncakla oynamaya dalar. İçten bir şekilde, ey sığınılan, diye kalbi kırık, sinesi yaralı inliyorsa da bırak, inlesin. Onun sesi ve Rabbim deyip içini döküşü bana güzel geliyor.
"Ey akıl, beni var ediyorsun, ey aşk, beni sarhoş ediyorsun; her ne kadar aşağılatıyorsan da yüceler yücesi Rabbe dek çekip götürüyorsun beni."
Dîvân-ı Kebîr