Sehl-i Tusteri:
Bir köle satın aldım ve eve geldim. Ona "Senin adın nedir?" diye sordum. "Nasıl çağırırsan öyle" dedi. "Sen ne yersin?" diye sordum. "Ne verirsen onu" dedi. "Ne giyersin?" dedim. "Ne getirirsen onu" dedi. Sonra "Ne istersin?" dedim. "Kulun istemekle ne işi olabilir ki?!" diye karşılık verdi.
Onun bu sözleri karşısında sabaha kadar ağladım, tevbe edip Allah'tan af diledim, kendi kendime 'Eğer o köle ise ben neciyim?' diye söylenip durdum.
Mu'az b. Cebel'i her zamankinden farklı halde gören Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) "Ey Mu'az, sana ne oldu?" diye sordu.
Mu'az şöyle dedi: "Bütün dünya sana kurban olsun ey Allah'ın Elçisi! Senin evinin önünde güzel yüzlü bir genç gördüm. Başını duvara dayamış, öylece ağlayıp durmaktaydı. Onun durumu beni de ağlattı ve galiba o genç sizi görmek istemektedir."
Mu'az'ın anlattıkları karşısında Peygamberimiz "Muhammed'in evi bütün dertlilerin sığınağıdır! Neden onu buraya getirmedin?" diye sordu.
Ben bu mutlulukla dolu dünyaya dūnya O'ndan dolayı mutlu olduğu için,
Ve ben bu bütün âleme âlemin tamamı O'na ait olduğu için aşığım.
Ey dost! İnsana canlılık bahşeden sabah vaktini ganimet bil;
Çünkü senin ölü gönlüne canlılık bahşeden bu dem O'na aittir.
/Şirazlı Sa'dî
Kelebeklerin kanatlarına baktın mı hiç? Bu yumuşak ve güzel kanatların renklerinde ve nakışlarında hangi âlemi ya da âlemleri gördün?
Hangi yumuşaklık gül yapraklarının yumuşaklığına benzemekte? Bu renkler ve kokular bu kara toprağın neresinden yükselmekte? En pis gübreler nasıl oluyor da bu güzel renkleri ve kokuları doğuruyor? Bülbülün incecik boğazındaki destanı yaratan kim?