sueda

Ey adı en iyi başlangıç olan. Nimeti bedenlerin ve rahmeti ruhların azığı olan, aşkında nice canların yandığı ve bütün acılıkların zahmetsizce tatlılaşıverdiği Allah'ın adıyla. Ne O'nun yolunda yürümek kolaydır, ne de marifet denizinin bir sonu, bir bitim noktası vardır. O'nun güzelliğinin tecelli ettiği yerde Musa'lar kendinden geçmiş, Ali'ler ise susup kalmıştır. Burası tuzaktır, orası ise dane. Can O'nun tuzağına ve gönül de danesine fedadır. Gönüller O'nun vahiy tasmasıyla bağlandıkları sürece, O'nu talep eden sineler paramparça olur, yolunun pervaneleri ise bütün korkularından arınır. Şayet sevgilinin sana olan aşkının nasıl bir şey olduğunu anlamak, seni nasıl bir sevgiyle sevdiğini bilmek istiyorsan, elini ve eteğini sarhoşluktan çek, gaflet uykusundan uyan ve meleklere naz et.
Sayfa 11·Kitabı okudu
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsanlar, Yaratıcı'nın ezelde kendileriyle yaptığı ahid ve anlaşma gereği, kendilerine gerekli olan şeyleri gönüllerinde zaten bulundurmaktadırlar. Ancak gaflet ve başta dünya sevgisi olmak üzere çeşitli bağlılıklar ilahi nûrların onların gönlünde parlamasına ve bildikleri şeylerin gün ışığına çıkmasına engel olmaktadır.
1000Kitap
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuştur: إِنَّ الْعَبْدَ لَيُصَلَّى الصَّلاةَ لَا يُكْتَبُ لَهُ سُدْ سُهَا وَلَا عُشْرُها وَإِنَّمَا يُكْتَبُ لِلْعَبْدِ مِنْ صَلَاتِهِ مَا عَقَلَ مِنْهَا » «Çok kimseler var ki kıldığı namazın altıda, hatta onda biri de kendisi için yazılmaz. Ancak bilerek huzûr ile kıldığı kısmı yazılır.»
Sayfa 439 - Cilt:1, Rub'u'l İbâdât, 4. kitap, 3. bab·Kitabı okuyor
1000Kitap
Namazda kıraat ve zikirden maksûd olan hamdetmek, övmek, yalvarmak ve duâ etmektir. Muhatab olan şüphesiz Allah'tır. Kalbi gaflet perdesi ile kapalı olduğu halde, mânen Allahu Teâlâ'yı görüp müşâhede etmeden ve gafil olarak yalnız âdet hükmü ile dilini hareket ettirmek; kalbi cilâlandırmak, Allahu Teâlâ'nın zikrini tazelemek ve îmân bağını tahkim için meşrû kılınan namazın gâyesinden çok uzakta kalır. Rükû ve Sücûda gelince: Bunlardan gâye, hiç şüphesiz Allah'ı taʼzimdir. Eğer gafletle yapılan rükû ve sücûdun ta'zim olduğu câiz olsa Idi, önünde put olduğunu bilmiyerek secde eden kimsenin puta ta'zim etmiş sayılması veya duvar ardında secde edenin duvara ta'zim etmiş olması câiz olacaktı (bunlar ta'zim sayılmıyacağına göre gafletle yapılan secde de ta'zim sayılmaz.) Benim görüşümle namazın taşıdığı bu ehemmiyet, yalnız zahiri bir ibâdet olması bakımından değil, belki, maksûd olan münacat olmasını da buna eklemek lazımdır. Oruç, zekât, hac ve benzeri ibâdetler üzerine takaddüm eden, bu münacattır.
Sayfa 438 - Cilt:1, Rub'u'l İbâdât, 4. kitap, 3. bab·Kitabı okuyor
1000Kitap
«كُمْ مِنْ قَائِم حَظهُ مِنْ صَلَاتِهِ التَّعَبُ وَالنَصَبَ» «Nice namaz kılanlar var ki, onların namazdan nasibi, yorgunluk ve zahmetten başka bir şey değildir.» «لَيْسَ لِلْعَبْدِ مِنْ صَلَاتِهِ إِلَّا مَا عَقَلَ مِنْهَا» «Kişinin kıldığı namazdan kendisine kârı dokunan ancak akıl erdirerek kıldığı kısımdır.» Meselâ zekât, insân zekâtını gafletle verse de olur, çünkü o haddi zatında isteğe aykırı ve nefse ağır gelen bir ibadettir. Oruç da bunun gibi haddi zâtında Allah'ın düşmanı olan şeytanın dostu ve âleti olan nefsin kuvvetlerini kahredip hevayı kıran bir ibadettir. Gafletle de olsa yine bu faydayı sağlar. Hac da aynı şekilde ağır ve yorucu bir ibâdettir. Haccı ifa ederken, kalb ister hazır olsun ister olmasın, nefse elem veren mücahede kendiliğinden hâsıl olabilir. Namaza gelince: Namazda ancak zikr, kırâat, kıyâm, rükû, sücûd ve kuûd vardır. Zikr ise Allahu Teâlâ ile muhâvere ve münacat, gizli bir yalvarış ve anlaşmaktır. Çünkü namazdan gâye, iki şeyden biridir. Onlarda ya muhâvere, ya münacattır. Mide ve şehvet oruç ile, beden hac zahmetiyle, kalb, sevdiği maldan ayrılıp zekât vermekle imtihan edildiği gibi, lisânı da ses ve harf ameliyle imtihan etmektir. Gafil kalb ile: «اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ» «Bizi doğru yola hidayet et.» (Fâtiha, 6) demekle bunun bir yalvarış ve dua olduğunu kasdetmezse neyi istemiş olabilir? Hele bunu itiyat haline getirdikten sonra da dilini hareket ettirmekte ne güçlük vardır?
Sayfa 436 - Cilt:1, Rub'u'l İbâdât, 4. kitap, 3. bab·Kitabı okuyor
1000Kitap