sueda

Âlemin kadîm olduğunu iddia ederek hem ilk yaratılışı hem de ikinciyi inkâr edenlere gelince onlar: "Biz hayatı yaş ve sıcak, ölümü ise kuru ve soğuk bulduk ki bu toprağın tabiatındandır. İki zıt bir araya gelmezken nasıl olur da hayatın, toprağın ve çürümüş kemiklerin bir araya toplanması ile eskisine denk bir yaratılışın gerçekleşmesi mümkün olabilir?" diyerek şüpheye düştüler ve bundan dolayı yeniden dirilmeyi inkâr ettiler. Muhakkak ki birbirine zıt olan iki şey tek bir mahalde, tek bir yönde ve bir mahalde bulunan bir varlıkta bir araya gelemez. Ancak birbirine yakın olan iki mahalde bulunmaları mümkündür. Nitekim Allah Teâlâ şu sözüyle buna delil getirmiştir: "O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz." Allah Teâlâ bu şekilde onlara bildikleri ve şahit oldukları bir şey olan yeşil ağaçtan, soğuk ve rutubetli olmasına rağmen kuru ve sıcak bir ateşin çıkması örneğini vererek onların görüşünü çürüttü. Böylece ilk yaratma son yaratmaya (diriliş) delil kılınmıştır. Risâle fî istihsâni’l-havz fî ʻilmi’l-kelâm, Ebu’l-Hasan el-Eşʻarî
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İslamla beraber kralların ve hükümdarların haracı, zenginlerin vazgeçilmez metaı olan hazine ve mallar, Allah'ın malı haline geldi. Bu mallar ancak Allah yolunda, O'un rızası dahilinde sarfediliyordu. Müslümanlar bu hazine ve malların bekçisiydi. Halife bir yetimin velisi gibiydi. Zenginse yetimin bütün ihtiyacını karşılar, fakat malından birşey alamazdı. Eğer fakir düşerse, ancak tespit edilen miktar kadar yiyebilirdi. Kralların ve hükümdarların zorla gasbedip, istediklerine verdikleri ve istemediklerinden çekip aldıkları, arzu ettiklerine kumaş yırtar gibi dağıttıkları topraklar, Allah'ın mülkü haline geldi. Allah'ın bir karış toprağına tecavüz edenlerin, yedi kat yeri tasma olarak taşıyacakları açıkça beyan edildi.
Sayfa 181·Kitabı okudu
1000Kitap
"Irkçılığa Davet Eden Bizden Değildir"
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), cahiliyetin bütün hayat damarlarını ve köklerini kopardı. Cahiliyetin temellerini yıktı. Ne kadar kapısı varsa hepsini tıkadı. Şöyle haykırdı kâinata: «Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık için savaşan bizden değildir. Irkçılık uğrunda ölen bizden değildir.» Cabir b. Abdullah rivayet ediyor: Biz bir gazvede idik. Muhacirlerden biri ensardan biriyle kavga etti. Ensardan olan "Ey Ensarlar nerdesiniz?" diye bağırdı. Muhacir olan da: "Ey Muhacirler! Neredesiniz?" diye seslendi. Bunun üzerine Resulullah: «Bu adeti terk edin. Çünkü bu söz nefret ettirici bir koku yaymaktadır.» buyurdu.
Sayfa 178·Kitabı okudu
1000Kitap
Medineliler Mekkeli müslümanları karşıladılar. Aralarında yeni dinden başka bir bağ yoktu. Tarihin şahit olduğu dini hakimiyetin en parlak manzarasıydı bu. Evs ve Hazrec kabileleri arasında çıkan Buas harbinin tozları daha henüz silinmemişti. Kılıçlarından kan damlıyordu. İslâm bunların da kalblerini birleştirdi. Şayet bir kimse yeryüzündeki bütün servetleri din uğrunda sarfetse gene de aralarını bulamazdı. Kalbleri yek diğerini perçinleyemezdi. Sonra Resulullah Medinelilerle Muhacirler arasında bir kardeşlik bağı kurdu. Öz kardeşleri bile kıskandıran görülmemiş bir kardeşlikti bu. Tarihin kaydettiği sevgi ve dostluklar sönük kalıyordu bunun yanında.
Sayfa 156·Kitabı okudu
1000Kitap
Müslümanlar harp sevgisiyle beslenmişlerdi. Fakat Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onların savaşçı ruhlarını terbiye ediyor, bedevi hayatının vermiş olduğu haşin tabiatlarını firenliyordu. Şöyle diyordu onlara: «Ellerinizi çekin ve namaz kılın.» Onlar da ellerini çekerek Resulullah'ın emrine uyuyorlardı. Kureyş'ten gelen her türlü işkence ve baskıyı zillete ve acze düşmeden göğüslediler. Felaket furyası karşısında dişlerini sıktılar. Kılıç kullanmayı gerektiren birçok haklı sebepler olmasına rağmen, Mekke'de hiçbir müslümanın kendisini kılıçla veya kuvvetle koruduğunu tarih kaydetmemiştir. İtaat ve bağlılığın tarihte en büyük misalidir bu.
Sayfa 153·Kitabı okudu
1000Kitap