İslamla beraber kralların ve hükümdarların haracı, zenginlerin vazgeçilmez metaı olan hazine ve mallar, Allah'ın malı haline geldi. Bu mallar ancak Allah yolunda, O'un rızası dahilinde sarfediliyordu. Müslümanlar bu hazine ve malların bekçisiydi. Halife bir yetimin velisi gibiydi. Zenginse yetimin bütün ihtiyacını karşılar, fakat malından birşey alamazdı. Eğer fakir düşerse, ancak tespit edilen miktar kadar yiyebilirdi. Kralların ve hükümdarların zorla gasbedip, istediklerine verdikleri ve istemediklerinden çekip aldıkları, arzu ettiklerine kumaş yırtar gibi dağıttıkları topraklar, Allah'ın mülkü haline geldi. Allah'ın bir karış toprağına tecavüz edenlerin, yedi kat yeri tasma olarak taşıyacakları açıkça beyan edildi.