zisan

Bir aşk mektubunu saklar gibi saklamak istiyordum evi. Bu dünyada başından beri yapayalnız olmadığımın kanıtıydı o ev. Fakat aynı zamanda kayba, evin boşluğuna da tutunuyordum sanırım; yalnızlığın sevmesi gerektiği halde sizi sevemeyen insanlara mahkum olmaktan daha iyi olduğunu teyit etmek ister gibiydim.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mrs. Grant, “Mary, nasıl başa çıkacağız biz bu çocukla?” diye bağırdı. Mary Crawford, “Kendi haline bırakacağız sanırım,” dedi. “Konuşmanın bir yararı yok. Nasılsa eninde sonunda onu da bir uyutan çıkacak!” Mrs. Grant, “Ama onu uyutsunlar istemiyorum ben!” dedi. Tuzağa düşürsünler istemiyorum. Her şey dürüst, şanlı şerefli bir biçimde olsun istiyorum.” “Ay, ablacığım!” diye Mary güldü. “Bırakın onu kendi haline, uyuyacağı varsa uyusun! Ne fark eder sanki? Eninde sonunda nasıl uyutuyorlar adamı!” Mrs. Grant, “Ama evlilikte olmaz!” diye direndi. Mary, “Asıl evlilikte olur!” dedi. “Sözüm meclisten dışarı, ablacığım, evlenip de ‘uyutulmayan’ kadın ve erkeklerin oranı yüzde bir bile değildir! Ne yana bakarsam bakayım, bunu böyle görüyorum. Zaten aklım da böyle kesiyor. Çünkü düşünüyorum da, insanların karşısındakinden en çok şey bekledikleri ve kendi kendilerine karşı en az dürüst oldukları alışveriş evliliktir.” “Vah vah, Hill Sokağı’nda sana çok kötü bir evlilik dersi vermişler, Mary’ciğim!” “Ağabeyimin zavallı eşinin evlilik kurumunu sevmesi için bir neden yoktu ki! Ama ben kendi izlenimlerime dayanarak konuşuyorum: Evlilik bir düzen-dolap meselesi. Kaç kişi biliyorum, kesin bir kazanç ya da mutluluk bulacaklarına güvenip bel bağlayarak evlendiler ya da evlendikleri kimsenin iyiliğine ve üstünlüğüne yüzde yüz inandılar. Ama evlendikten sonra temelden yanılmış olduklarını anladılar ve umduklarının tam tersine katlanmak zorunda kaldılar. Öyleyse aldatmaca değil de nedir bu?”
Sayfa 57·Kitabı okudu
Şu anda yaptığınız, bilgi edinmenin de ötesinde, eleştiri altında zihinsel çabalar göstermektir. Sıradan yeteneklere dayalı olarak belirli ölçüde bilgiyi aklınızda tutacak kadar elbette öğrenebilirsiniz; unuttuklarınız için harcadığınız uzun saatlere de üzülmemelisiniz, çünkü yitirilen bilginin gölgesi sizi en azından birçok yanılsamadan korur. İnsan büyük bir okula bilginin de ötesinde bir şeyler almak için, bazı sanatları ve alışkanlıkları kazanmak için gider. Özen gösterme alışkanlığı için, kendini anlatma sanatı için, bir anda yeni bir entelektüel konuma geçebilmek sanatı için, başkasının ne düşündüğünü hemen anlayabilme sanatı için, görüşlerinizin onaylanmamasına ve reddedilmesine katlanabilme alışkanlığı için, medeni bir şekilde olumlu ya da olumsuz görüş bildirebilme sanatı için, en küçük ayrıntılara dikkat edebilme alışkanlığı için, belli bir zaman süresinde mümkün olanı kestirebilme alışkanlığı için, zevklerini geliştirmek için, ayırt edebilmek için, zihinsel cesaret için ve zihinsel sağlamlık için. Hepsinden önemlisi, insan büyük bir okula kendisini tanımak için gider.
Sayfa 108 - William Johnson Cory·Kitabı okudu
Eğitim
How did she differ? What was the spirit in her, the essential thing, by which, had you found a glove in the corner of a sofa, you would have known it, from its twisted finger, hers indisputably? She was like a bird for speed, an arrow for directness.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Directly one looked up and saw them, what she called 'being in love' flooded them. They became part of that unreal but penetrating and exciting universe which is the world seen through the eyes of love. The sky stuck to them; the birds sang through them. And, what was even more exciting, she felt, too, as she saw Mr Ramsay bearing down and retreating, and Mrs Ramsay sitting with James in the window and the cloud moving and the tree bending, how life, from being made up of little separate incidents which one lived one by one, became curled and whole like a wave which bore one up with it and threw one down with it, there, with a dash on the beach.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Aşk