İnsanların martılarla yazısız bir anlaşma yaptığı ada ve o adaya sonradan gelip martılara savaş açan ve çoğunluğun desteğini almayı başaran bir başkan!
Okuduğum ilk andan itibaren beni etkisi altına aldı. Dehşetle, hayretle, üzüntüyle okudum. Bu romanı okurken insan ister istemez iyiliği - kötülüğü, kedindini sistemi sorguluyor. Daha sonrası zaten büsbütün huzursuzluk...
40 aileden oluşan adada insanlar günlük hayattan ve sistemden uzak huzur içinde yaşarken emekliye ayrılan eski bir başkanın adaya yerleşmesiyle adanın felakete sürüklenmesini anlatıyor roman. Romanda isimler kullanılmıyor. Kişilere oturduğu evin numaraları ile hitap ediliyor. Sadece romanın anlatıcısı olan 36 numaranın eşinin adının biliyoruz. Lara..
Emekliye ayrılan başkanının adaya gelip yerleşmesine kadar herkes huzur içinde ve stresten uzak, doğal bir yaşam sürmektedir. İnsanların, adada yaşayan martılarla bir anlaşmaları vardır. Bu anlaşmaya göre iki taraf da birbirinin hayatına müdahale etmemekte ve barış içinde yaşamaya devam etmektedir. Bir gün Başkan, aile ve adamları Ada’ya gelip yerleşirler ve o günden sonra bir dönüşüm başlar. Önce ağaçlar kesilir. Ağaçların kesilmesine karşı çıkan adalılardan sonra Başkan, var olan düzenin bozuk bir düzen olduğunu ve anarşinin hâkim olduğu bu Ada’da bir yönetim kurulu oluşturularak demokrasinin getirilmesi gerektiğini önerir. Başkanlık komitesi bir kurallar listesi yayınlar ve kurallara uyulmadığı takdirde halkın cezalandırılacağını belirtir. Adalılar da buna sessiz kalır. Daha sonra martıları bir tehtit olarak gören başkan onlara savaş açar ve bu olay martıların da insalara zarar vermesi ile devam eder. Martılar artık terörist ilan edilmiştir! Daha sonra martı yumurtalarını yemesi ve onların sayısını azaltmak için adaya tilkiler getirtir başka