Bu nesil, binlerce yıllık Türk kültürünün içinden geçmek ve eski eserlerin terbiyesini almak suretiyle olgunlaşabilir. Tarihi kültürün terbiyesini almayan yeninin vücuda getirdiği eserler çiğ, ham ve çirkin olur. Tarih, alttan alta yeni nesilleri de kendi yoluna sokar ama olgunlaşmak için aradan çok zaman geçer.
Türkler, kendine has kültür değerlerini bilmedikleri, onlar üzerinde kafa yormadıkları, onların milli varlık bakımından taşıdıkları değeri ölçemedikleri için, pek çok şey kaybetmişlerdir. Bir millet, kendisini hiçe sayarak yabancıların manevi kölesi olursa, er geç maddi kölesi de olur. Hikmetin esası, ferdin ve milletin kendi kendisini bilmesidir.''Milli şuur'' kendi milletinin varlığını tanımak ve bilmek demektir.
Bir kültürün içinde yaşamak başka, onun üzerinde düşünmek başka bir şeydir. ''Milli şuur'', adı üstünde bir ''şuur'' yani ''farkına varış'', yeni deyimle ''bilinç'' demektir.
Şairin:
''O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler.''
dediği gibi , milletler de umumiyetle kendilerinin vücuda getirdikleri kültür eserlerinin değerlerini pek fark etmezler. Bunun sebebi, yarattıkları eserlerin onlara çok tabii gelmesidir.