Eğer sorulur ve yanıt için zorlanırsa belki "Ben değildim" dendiği duyulur ama asıl söylenmeyen şeye dikkat etmek gerekir, ses tonuna, kaçırılan gözlere, sesteki titreşime, şaşkınlığa ve belki de yapmacıklı olan öfkeye dikkat etmek gerekir; ama bir daha da asla sorulamaz.
Dünya sürprizlerle ve gizlerle dolu. Yakınımızdaki birilerini tanıdığımızı düşünürüz ama zamanla bilmediklerimizin bildiklerimizden çok daha fazla olduğunu görürüz,
zamanla daha az tanınır karşıdaki, zamanla daha çok karanlık nokta oluşur. Aydınlanan çok şey olsa bile karanlıkta kalanlar her zaman daha fazladır.
Yarından itibaren yaklaşık bir yıldan bu yana tüm günlerimi dolduran küçük bilinmezlikler ya da yaşanan günlerin mümkün olduğunca güzel geçmesini sağlayan küçük bekleyişler ya da haberdar olmama durumları olmayacak. Gereğinden çok bileceğim, onun hakkında bilmek istediğimden çok daha fazlasını
bileceğim, onda beni ilgilendiren ve beni ilgilendirmeyen her şey karşımda olacak, artık seçme ya ela eleme olmayacak, onu çağırmak, bir randevu ayarlamak, bir sinemanın kapısında ya da bir restoranın masaları arasında beni arayan gözleriyle karşılaşmak ya da kendine iyice çekidüzen verip onu ziyaret etmek için yola koyulmak gibi akla gelebilecek en küçük gündelik seçimler olmayacak.
Ranz ince bir sigara yaktı, yabancılarla bir araya geldiğinde dumanı içine çekmeden içtiklerinden. Kaşlarını iyice kaldırdı, neredeyse ok uçları gibi oldular, mutlulukla gülümsedi ve o an her zamankinden daha ateşli olan bakışlarını yüzüme dikti. Ve bana şöyle dedi:
"Güzel, artık evlendin. Peki ya şimdi?"
Bu soruyu ilk soran o oldu ya da daha doğrusu ilk dile getiren; çünkü bu soru törenden beri, sabahtan beri, hatta önceki günden beri benim de kafamda dönüp duruyordu.