Bahçıvan ve Ölüm, yalnızca bir babanın ölümüyle değil, onunla birlikte toprağa verilen bir çocuklukla, sessizce kapanan bir güven alanıyla ilgilidir. Baba hayattayken çoktan geride kalmış sanılan çocukluk, onun ölümüyle gerçekten sona erer; artık dönülecek bir “baba evi”, sığınılacak bir zaman yoktur ve dünya insanın üzerine doğrudan gelmeye başlar. Baba, sevgi figüründen çok dünyaya karşı bir tampon gibidir; o tampon kalktığında yönsüzlük, boşluk ve ne yapacağını bilememe hissi kalır geriye. Kitabın en acı verici yanı ölümün kendisinden çok, onun yaklaşmakta olduğunu bilerek beklemektir; umutla çaresizlik aynı anda var olur ve bu bekleyiş insanı içten içe tüketir. Tüm bunlara, yazarın bilinçli bir sadelikle kurduğu dil eşlik eder; okur olan biteni izler, müdahale edemez, sadece tanık olur. Bu yüzden Bahçıvan ve Ölüm, bağırmadan acıtan, okurdan çok şey istemeyen ama uzun süre onunla kalan, sade olduğu kadar derin bir kitaptır.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Kitapları okurken sadece bir hikâyenin değil, bir insanın yeniden doğuşunun tanığı oluyorsunuz. Edmond Dantès’in planlı, sabırlı ve neredeyse ilahi soğukkanlılıkla aldığı intikam, yalnızca bireysel bir öç değil, aynı zamanda yozlaşmış bir toplumun maskesini düşüren bir hesaplaşmaydı. Yazar, dönemin aristokrasisini, din adamlarını ve bürokratik yapıyı ustalıkla eleştirirken; adaletin, gücün ve merhametin sınırlarını da sorgulatıyor. İki ciltlik hacmine rağmen roman, sürükleyici dili, ustaca örülmüş olay örgüsü ve karakter derinliğiyle beni hiç yormadı—tam aksine, her sayfasında daha da içine çekti. Monte Cristo Kontu, benim için yalnızca bir intikam hikâyesi değil; insan ruhunun karanlıkla ışık arasındaki ince çizgisinde yapılan, unutulmaz bir yolculuktu.
İçimde duygu fırtınaları koparan bir kitap oldu. Aslında uzun zamandır bu kitap aklımdaydı ama bir türlü zamanı gelmemişti. Ben çok daha felsefik bir kitap olarak düşünmüştüm başlarken. Ancak okurken kimi zaman güldüğüm, kimi zaman kızdığım, kimi zaman yüreğimin sızladığı ve hatta birkaç kez göz yaşlarına boğulduğum harika bir romandı.
Nasıl anlatsam… Sızısı burnumda, izi hafızamda kalan bir kitap oldu. Zaman atlamalarına rağmen koskoca bir ömür ve dönemin tüm önemli olayları aktı gitti gözlerimin önünden.
Uzun zamandır en keyif alarak okuduğum kitaptı. Elimden bırakamamak bir yana toplum içerisinde kahkaha atmamak için zor tuttum kendimi. Serinin diğer kitaplarının kütüphanemde bulunmaması biraz üzmekle beraber, kitabı okurken içim sımsıcak oldu. Mükemmel.