Arayış içindeki kral: Gılgamış
9/10
·130 syf.··
2026 112. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:19
Destan, üçte ikisi tanrı, üçte biri insan olan Uruk Kralı Gılgamış’ın hikâyesini ele alır. Başlangıçta halkına eziyet eden, kibirli ve durdurulamaz bir güç olan Gılgamış’ı dengelemek için tanrılar, doğanın bağrından vahşi Enkidu’yu yaratır. Gılgamış ve Enkidu arasındaki amansız dövüş, tarihin en büyük ve en sadık dostluğuna dönüşür. ​Ancak Enkidu’nun trajik ölümü, Gılgamış’ın içindeki o büyük canavarı uyandırır: Ölüm korkusu. Gılgamış, krallığını ve tacını bırakarak yollara düşer; tek bir amacı vardır, o da ölümsüzlüğün sırrını bulmaktır. Bu arayış onu Tufan’dan sağ kurtulan tek insan olan Utnapiştim’e götürür. Kitabın en çarpıcı kısımlarından biri, kutsal kitaplardaki (Nuh Tufanı) anlatılara zemin oluşturan Tufan hikâyesinin binlerce yıl önce Sümer tabletlerinde nasıl yer aldığını birebir görmektir. Kültürel sürekliliği anlamak açısından büyüleyicidir. Gılgamış'ın hikayenin sonunda anladığı şey, fiziksel bir ölümsüzlüğün imkansızlığıdır. İnsan, ancak arkasında bıraktığı eserlerle, adıyla ve Uruk kenti gibi inşa ettiği "sur"larla (yani medeniyetle) ölümsüzleşebilir.
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2026 34. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:35
Fırat Mollaer bu kitapta siyasi düşünceler tarihi kitaplarında sıklıkla karşılaştığımız halinin aksine siyasetin yalnızca felsefeden ibaret olmadığını, tragedyaların, şiirlerin yani edebiyatın da siyasetin kapsamında olduğunu iddia ediyor çünkü bunlar da insanların ortak yaşamı anlamlandırma biçimleri aslında. Dolayısıyla, yalnızca felsefeyi alıp edebiyatı dışlamak, büyük bir kaynağı yok saymak anlamına gelir ki bu da siyasal düşünceyi büyük ölçüde Antik Yunan felsefesiyle başlatan ve felsefe dışındaki düşünme biçimlerini dışlayan yerleşik anlatının temelini oluşturur. Mollaer, oryantalizme de karşı çıkarak siyasetin Sümer'de izini sürüyor ve bu bağlamda Gılgamış gibi destanlarda siyaseti anlamaya çalışıyor. Oradan hareketle Yunan tragedyalarından siyaseti okuyor. Böylece siyasal düşünce tarihini filozofların görüşlerinin kronolojisi olmaktan çıkarıyor. Bunu yaparken yöntem meselesine değiniyor ve yöntemin ontolojik ve epistemolojik bir tercih olduğunu vurgulayarak hangi metnin siyasal düşünce kapsamına alındığının yöntemsel bir karar olduğunun altını çiziyor. Böyle bir düşünce tarzı Mollaer'e özgü değil elbette, son yıllarda akademik camiada benzer analizler yapılmakta. İktidarın nasıl sürdürüldüğünü anlamak adına, estetik, ortak duyu, aidiyet, kimlik, anlatı gibi meselelere değinmek gerçekten de önemli. Nitekim, Gramsci'den hareketle, insanlar yalnızca zorlandıkları için değil, aynı zamanda belirli bir dünya görüşünü makul, doğal ve doğru buldukları için yönetilirler. Bu sebeple düşüncenin tek biçiminin kavram olmadığına, siyasal düşüncenin önce yaşandığına, sonra belki de kısmen kavramsallaştırıldığına dikkat kesilmek gerek.
Modernlikten Önce SiyasetFırat Mollaer · Dergah Yayınları · 20261 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bir Zamanlar Anadolu'da
10/10
·231 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:30
Çatalhöyük'te kazı çalışmaları yapan bir akademisyenin kızının hatıra defteri ne kadar eğlenceli olabilir? Binlerce yıldır değişmeyen ve okuyanları şaşkınlığa uğratacak benzerlikler. Özellikle dini inanış ve ritüellerin benzerliği karşısında küçük dilinizi yutacaksınız. Semavi dinlerin bünyesinde yer alan bir çok şeyin 3000-4000 yıl önce Sümer ve Hitit uygarlığında yer almış olması şaşkınlık verici.
Hititler ve HattuşaMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 2012365 okunma
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:14
Dil, insan beynine yüklenebilen işletim sistemidir ve virüs kapabilir. İlk izlenimlerimi yazayım. Kitabı okudum; aksiyon dozu yüksek bir kurgu kitabı için uzun sürdü okumam. Çünkü Neal Stephenson yine kurgu içerisinde anlattıklarıyla okuru başka şeyler okumaya, öğrenmeye itiyor. Yüzeyde bir aksiyon hikayesi gibi gözükse de kitap, arka planda Anarko-Kapitalist bir dünyayı resmederken aynı zamanda insan beyninin bir donanım, dilin ise yazılım olduğunu; Sümer mitolojisi, Babil Kulesi, din, dil teorileri ve Chomsky, metaverse ve sanal gerçeklik gibi temalarıyla Snow Crash bir başyapıt.
Kar FırtınasıNeal Stephenson · İthaki Yayınları · 202562 okunma
Puan vermedi·196 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:50
Bu kitapta anlatılan, dünyanın kaçınılmaz bir değişim dönüşüm sürecine girdiğini ve yeni çağa adapte olurken küresel geçmişimizi kültürümüzü atasal geleneklerimizi de içine alacak şekilde yeni çağa uyarlamamız gerektiğinin önemidir. Belki yenilere yer açabilmek için bazı öğretilerden vazgeçmeliyiz. Nitekim kitaptaki bu cümle aslında bunu çok güzel anlatıyor; Himalaya dağlarında uçan bir kelebek, Pasifik okyanusunda fırtına ya sebep olabilir. Bir tek benimle ne olur dememek lazım "yanlış yanlıştır herkes yapsa bile doğru doğrudur hiç kimse yapmasa bile" bu sözü seviyorum, tüketim çılgınlığı çevre kirliliği Z kuşağı şöyle böyle derken peki yeni nesil gençlerimiz dünyayı kimin gözünden görüyor onlar hiçbir şey bilmeden bu dünyaya geldiler kimin gözünden ilk dünyayı gördüler onlar da bir hata varsa dönüp kendimize bakmamız gerekmez mi kaldı ki kendini inşa etme yolunda kim mükemmeldi ya da şu anda kim mükemmel hangimiz kim gelişimini tamamladı daima öğrenmeye gelişmeye devam etmiyor muyuz? Ben oldum diyen meyve ağaçtan düşermiş.. Tamam ben oldum demek ne büyük bir ziyandır. Yeniçağa uyum sağlayıp adapte olurken, bu yeni çağ'ın getirilerini olabildiğince verimli kullanmak ve gençlere de olumsuz bir şekilde yüklenmemek gerektiğini düşünüyorum. Bir yerde okumuştum Sümer tabletlerinde bile ne olacak bu gençliğin hali yazıyormuş ben inanıyorum doğrudur yazıyordur vardır öyle bir şey, gençliğin hali hiçbir şey olmayacak evet bu hızlı dijitalleşen dünya beni de bazen ürkütüyor ancak onlar da bu bilinç seviyesi ile dünyaya geldiler bir yaradan var burada bizi aşan bir durum var onlar zaten buna daha doğmadan adapte oldular çünkü sistemin bize ne zaman ihtiyacı varsa ve bizim ruhumuzun tekamülü için de hangi çağ uygunsa o çağda o dönemde yaşarız. Rahmetli anneannemin kendi
Homo GlobusYücel Ataç · İskenderiye Yayınları · 20204 okunma
10/10
·317 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Fantastik hikayeler yazan yazarımızın yeni kitabında mitolojik ögelere de rastladık insanoğlu evrimleşme sürecine girdiğinden beri devamlı değişimlere uğradı keşifler icatlar yaptı teknolojisi gelişti fakat hala eksik olan bir tarafı kaldı beyin evrimini henüz tamamlamadı (bilimsel olarak %10 unu kullanıyoruz safsatası temeli olmayan bir iddiadır öncelikle bu bilgiyi vererek yorumuna geçmeyi uygun buldum. )Evet asıl eksik kalan taraf insanın iyilik sevgi saygı olumlu düşüncülerin kesintiye uğraması barış içinde yaşamak ,doğaya saygı duymak varken birbirine kötülük yapması silahlar icat etmesi savaşlar güzel güzel yaşamak varken yozlaşması zaman zaman bu yozlaşmalar ilahi cezayla sonuçlanmıştır Nuh tufanı gibi işte o zaman gemiye binmesi gereken akilopanta kuşları uzak yerlerden geldikleri için yetişememiş gemiye binememiştir Nuh onlara gizil bir enerji vermiş ve soylarının tükenmesini engellemiş karşılığında insanlara yardım etmelerini salık vermiştir. zaman gelmiştir. İnsanlar yozlaşmış ve kuşlar insanlığa yardım için yerküreye geri gelmiştir. Raman,Tan,Ece,Defne,Güneş ,Ata,Elbey ve sümer yüzbaşı’dan oluşan bilim ekibi ve kuşların gizem dolu serüveni yeni bir yıkımı engelleyebilecek mi ?
Alacakaranlık KuşlarıGülten Dayıoğlu · Altın Kitaplar · 2003453 okunma