- Bilerek geç geldim demiştin.
Önce bana café'ye geldiğinde neler gördüğünü anlat.
-Gördüğüm ilk şey senin burada olmadığını.
-Gördüğün ilk şeyin aslında burada olmayan bir şey
garip değil mi sence de?
- Evet ama herhalde seni burada bulmayı beklediğim için.
- Sartre da bizim için önemli olmayan şeyleri nasıl "yok saydığımızı" göstermek için bu café örneğini kullanır.
- Yalnızca bu örneği göstermek için mi geç geldin?
- Sartre'ın felsefesindeki bu önemli noktayı göresin diye, evet. Aşıksan ve aşık olduğun çocuğun telefonla seni aramasını ümit ediyorsan, bütün gece "duyduğun" tek ses çalmayan telefonun sesidir. Tüm gece algıladığın tek şey tam da onun seni aramadığıdır Onunla trene binmek üzere garda buluşacaksan ve yüzlerce Insana rağmen sevdiğin orada yoksa, tüm bu Insanları görmezsin bile. Yolunda engeldir bu insanlar olsa olsa, senin için hiçbir önemleri yoktur. Hatta gözüne çirkin ya da iğrenç bile görünebilirler. Boşuboşuna ortalıkta yer tutuyorlardır. Senin algıladığın tek şey ise onun orada olmadığıdır.
Ama gerçek olan bir şey varsa, o da modern tibbin içinden çıkılması güç bir ikilem yarattığıdır. Bu, yalnızca bakterilerin güçlenmesi konusunda böyle değildir. Eskiden çocuklar bir takım hastalıklara boyun eğmek zorunda kalırlardi. Evet, doğan çocukların içinde ancak en güçlüleri hayatta kalırdı. Ama modern tip bu doğal seçiyi ortadan kaldırdı. Tek bir bireyin ufak bir "problem"i aşmasını sağlamakla, insan soyunun değişik hastaliklara olan direncini azaltıyor olabiliriz. Kalıtım sağlıklılığı" denen şeyi göz önüne almamak, insan soyunun "dejenerasyon"una yol açabilir. Yani insan soyunun ciddi hastalıklara karşı kalıtım yoluyla aktarılan direnme gücü giderek azalabilir.
Marksizmden esinlenmiş bir filozof olan John Rawls bunu şu düşünce deneyiyle anlatmak ister: Gelecekteki bir toplumda geçerli olacak yasaları hazırlamak üzere kurulmuş bir yüce kurulun üyesi olduğunu düşün.
-Böyle bir kurulda olmak isterdim doğrusu. - Bu kurul kesinlikle tüm konulan ele almak durumundadır, çünkü fikir birliğine varılır varmaz, yani yasalar çıkarılır çıkarılmaz, kuruldaki herkes ölecektir.
- Yapma!
-Ancak bu insanlar hemen ardından dirilecek, yasaların kendi koydukları toplumda yaşamaya başlayacaklardır. Burada önemli olan bu insanların toplumdaki yerlerini önceden bilmiyor olmalarıdir.
-Anlıyorum.
-Böyle bir toplum eşitlikçi bir toplum olurdu. Çünkü bu "esit adamlar" arasında kurulmuş bir toplum olurdu.
-Ve eşit kadınlar!
- Elbette, çünkü varsayımlardan biri de bu. İnsan öldükten sonra kadın mı yoksa erkek mi olarak dirileceğini bilmeyecek. Bu işin şansi da yüzde elli olduğu için planlanan toplumun hem kadınlar hem de erkekler için iyi ve eşitlikçi olmasına çalışılacak.