Fasulyelerime rahmet olan ve bugün evden çıkmamamı sağlayan narin yağmur damlaları,kasvetli ve efkârlı bir ruh hali uyandırmıyor ve iyi geliyor bana.Yağmur,fasulyeleri çapalamama ket vursa da, çapalamamla kıyas edildiğinde çok daha kıymetlidir.Eğer tohumların toprakta çürümesine yol açacak ve aşağı arazilerdeki patatesleri yok edecek olsa dahi,tepelikteki çimenlere iyi gelecek ve çimenlere iyi geldiğinden dolayı,beni de iyi edecektir.
Bana ait bir güneşim, ayım ve yıldızlarım var sanki; burası bana ayrılmış küçük bir dünya gibi. Geceleri evimin yakınlarından geçen veyahut kapımı çalan hiçbir kimse olmadı; sanki dünyadaki ilk veyahut son insandım.
Ormana gittim çünkü canım nasıl isterse öyle yaşamak ,hayatın sadece en önemli gerçekleri ile karşı karşıya kalmak ve hayatın bana öğreteceklerini idrak edebilip edemeyeceğimi görmek,edemediğim takdirde,ölüm vakti gelip çattığında aslında hiç yaşamadığımı keşfetmek istedim.
Mekanik yardımlara muhtaç kalmaktan ziyade,bizi en derin uykumuzda dahi terk etmeyecek sonsuz bir şafak beklentisi ile yeniden uyanmayı ve kendimizi uyanık tutmayı öğrenmemiz şarttır.