Tekmelenmeye aldırmayan kimi sokak köpeklerinin, sevilmekten nasıl kaçtıklarını düşündüm.Alışmamak için kaçıyor köpecikler.Sevilmeyi sevmediklerinden değil yani,sonsuza dek sevilmeyeceklerini bildiklerinden.Tokluğa alışanın açlıkta daha çabuk hastalanması gibi birşey sonuçta,sevilmeye alışanın sevgisiz kalınca daha feci hırpalanması.
Yorganın altına saklandım.Eskiden babannemin evinde üstüme örtülen ağır,yün yorganlar gibi değildi,haliyle aynı huzuru vermedi. Bir yerlerde okumuştum,o yorganlar biri size sarılıyor hissi verdiği için mutlu ediyormuş, ne tuhaf.Dünün de büyük kısmını yatakta geçirdim.Yorganım hafif, kalbim ağır.
Büyümek biraz da utanmayı unutmak demek.Mahcubiyetin,ucu masumiyete bağlanan ipi, nasıl da ince ama aşikâr.O ip, ancak bir tür iç temizliğiyle sağlam kalabiliyor.İçini temizlemeyenler, dışını parlatıyor.
Fakat kalbimi esas kıran,ne geçmiş hasreti ne gelecek haşyeti.Beni asıl üzen,şimdi.Şimdinin o ele avuca sığmaz,çapkın,uçucu hercailiği.İçinden geçtiği anı,elini uzatsa dokunacağını sandığı en yakınındaki zaman parçasını katiyen tutamıyor insan;işte bundan daha hüzünlü bir şey yok.Soluğumu içine bıraktığım her an,onu idrakimle birlikte eskiyip hızla maziye gömülüyor.Şimdinin imkânsızlığı,beni asıl bu üzüyor.