Puan vermedi
Süper Çocuk: Yanık Göz ve Genç Nolan – Murat İsfan Korkmaz Bazen bir kitabın adı sizi yanıltabilir. Süper Çocuk, ilk bakışta çocuklara yönelik bir hikaye izlenimi verse de aslında gizem, macera ve gerilim unsurlarını bir araya getiren sürükleyici bir roman. Daha ilk sayfalarda, yıllar önce kaybolan dört itfaiye erinin gizemli dönüşüyle başlayan hikaye, okuru cevabını aradığı sorularla baş başa bırakıyor. Murat İsfan Korkmaz, merak duygusunu sürekli canlı tutan bir kurgu oluşturmuş. Her bölümde yeni bir sır açığa çıkarken olaylar daha da karmaşık bir hâl alıyor. Romanın en sevdiğim yönlerinden biri de sinematik anlatımı oldu. Sahneler gözünüzde kolayca canlanıyor ve kendinizi olayların tam ortasında hissediyorsunuz. Kitap boyunca gerçek ile bilinmeyen arasındaki çizgi giderek belirsizleşiyor. Karakterlerin yaşadığı korku, şaşkınlık ve çaresizlik okura da geçiyor. Bu nedenle sayfalar hızla ilerliyor ve hikayenin sonuna ulaşmadan kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Gizem ve maceranın iç içe geçtiği, temposunu son sayfaya kadar koruyan bu roman; sürükleyici kurgular okumayı sevenler için keyifli bir seçenek. Özellikle farklı türlerin harmanlandığı, merak unsurunun ön planda olduğu hikayelerden hoşlanan okurların ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
Süper Çocuk Yanık Göz ve Genç NolanMurat İsfan Korkmaz · Bengisu Yayınları · 2024160 okunma
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 13:22
Süper İyi Günler’i bir özel eğitim öğretmeni olarak okuduğumda, kitabın en güçlü yanının bana Christopher’ı anlatması değil, Christopher’ın dünyayı nasıl deneyimlediğini hissettirmesi olduğunu düşündüm. Kitap boyunca duyusal hassasiyetler, rutinlere bağlılık, sosyal iletişimde yaşanan güçlükler ve belirsizlik karşısında ortaya çıkan kaygı oldukça etkileyici bir şekilde aktarılmış. Özellikle Christopher’ın insanların yüz ifadelerini anlamlandırma biçimi, kalabalık ortamlardaki zorlanmaları ve mantıksal düşünce yapısı, otizmli bireylerle çalışan biri olarak bana birçok öğrencimi hatırlattı. Ancak kitabı okurken akılda tutulması gereken önemli bir nokta da var: Christopher, otizm spektrumundaki tek bir profili temsil ediyor. Edebiyatta ve medyada sıkça karşılaştığımız, matematikte çok başarılı, güçlü analitik becerilere sahip bir karakter. Bu durum kitabın bir eksikliği değil belki, ancak otizmi hiç tanımayan okurlar için “otizmli bireyler böyledir” gibi bir genellemeye kapı aralayabilir. Oysa özel eğitim alanında çalışanlar bilir ki spektrum oldukça geniştir ve her birey birbirinden farklı özellikler gösterebilir. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta ise eğitimsel süreçlerin neredeyse hiç yer almaması oldu. Aile ilişkileri ve bireysel yaşantılar ön plandayken, destek hizmetleri, öğretim süreçleri veya bireyin gelişimini destekleyen uygulamalar arka planda kalıyor. Bu nedenle kitabı otizmi öğrenmek için bir kaynak olarak değil, otizmli bir bireyin yaşantısına dair empati geliştirmeye yardımcı olabilecek bir edebi eser olarak değerlendirmek daha doğru olur. Sonuç olarak “Süper İyi Günler” otizmi açıklayan bir kitap değil; otizmli bir karakterin gözünden dünyaya bakma fırsatı sunan bir roman. Bir özel eğitim öğretmeni olarak, kitabın özellikle duyusal deneyimleri ve
Süper İyi Günler ya da Christopher Boone'un Sıradışı HayatıMark Haddon · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,178 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Supergirl - Yarının Kadını
7/10
·216 syf.··
2026 2. kitabı
26 Haziran’da vizyona girecek olan yeni Supergirl filmi nedeniyle, hayatımda ilk kez bir Supergirl çizgi romanı okumaya karar verdim. Tercihim ise filmin temel ilham kaynaklarından biri olarak gösterilen Supergirl: Woman of Tomorrow oldu. Arka Bahçe Yayınları’nın siyah kapaklı özel edisyon baskısıyla okuduğum eser, ilk olarak çizimleriyle beni etkiledi. Bilquis Evely’nin çizimleri ve Matheus Lopes’in renkleri, hikâyenin en güçlü tarafı. Bazı sayfalarda durup panellere tekrar tekrar bakmak istedim. Uzayın genişliğini, yabancı dünyaları ve karakterlerin duygularını çok başarılı yansıtmışlar. Hikâye tarafında ise daha farklı düşünüyorum. Bana göre oldukça akıcı ve kendini rahat okutan bir macera olsa da, temelinde çok tanıdık bir intikam hikâyesi anlatıyor. Bu nedenle sürprizlerle dolu ya da çok katmanlı bir senaryo bekleyenler aradığını bulamayabilir. Hikâye yer yer klişelere yaslanıyor ve bazı gelişmeleri önceden tahmin etmek mümkün. Finalde de çizgi roman ve süper kahraman hikâyelerinde sıkça gördüğümüz bir durumla karşılaşıyoruz. Kötü karakterin öldürülmediği, daha farklı bir adalet anlayışının tercih edildiği bir son. Bu yaklaşım artık bana biraz fazla tanıdık gelse de, hikâye en azından karakterlerinin seçimleriyle bu kararı anlamlandırmayı başarıyor. Çizgi romanın asıl başarısı ise Supergirl karakterinde yatıyor. Burada karşımıza çıkan Kara Zor-El, sadece Superman’in kadın versiyonu değil. Yaşadığı kayıpların yükünü taşıyan, öfkelenen, hata yapan ve zaman zaman karanlık düşüncelerle mücadele eden bir karakter. Hikâyenin en ilgi çekici tarafı da buydu. Tom King’in yazdığı, Bilquis Evely ve Matheus Lopes’in görsel anlamda hayat verdiği bu eser, kusursuz bir hikâye anlatmasa da karakteri tanımak ve yaklaşan film öncesinde ilham kaynağını görmek isteyenler için
Supergirl Yarının KadınıTom King · Arkabahçe Yayınları · 04 okunma
8/10
·416 syf.··
2026 9. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:08
akıp gitti güzel kitap ama kurulan evreni çok beğenmedim kitap fantastik diye pazarlandığı için daha farklı bir evren beklemiştim fakat fantastik yanını pek göremediğimizi düşünüyorum tamam daktilo meselesi falan hoş fakat yeterli gelmedi bana. birde düşman kısmı aşırı kısa bu da en hoşuma gitmeyeni Iris neyse de Roman çok çabuk yumuşadı gibi geliyor. Kitap kalın olduğu için yazar düşman kısmını uzun yazdı falan diye düşünmüştüm ama hiçte öyle olmadı. Bence Iris ile Roman'ın iş hayatını daha fazla okumalıydık beraber çalıştıkları kısımları. Yani Iris, Roman'ın nişanlanacağını öğrendiğinde haliyle hoşlanmıyordu o yüzden bir şey hissetmedi ama beraber çalışırlarken o nişanlılık olayı uzasaydı kıskançlık sahnesi görseydik süper olurdu. Iris'in aşkı bana pek geçmedi o yüzden fakat Roman çok güzel seviyor. Birde evlilik olayı da aşırı geçiştirme geldi yani yazar konuyu bulmuş çok güzel ama yazamamış gibi geldi. Her şeye rağmen kitabı beğendim karakterler olsun konu olsun çok güzel. İkinciyi sabırsızlıkla bekliyorum okumak için
Ebedî RekabetRebecca Ross · Olimpos Yayınları · 20241,243 okunma
Çünkü Biz Birlikte Daha Güçlüyüz Sekiz Cilt Birden Tek İncelemede
9/10
·168 syf.··
2026 119. kitabı
Venom karakteriyle ilk tanışmam çocukluğumda izlediğim Spider-Man: The Animated Series sayesinde olmuştu. O dönem Venom benim gözümde sadece korkutucu, öfkeli ve durdurulması gereken bir canavardı. Hikâyesini öğrendikçe ona karşı bir korku geliştirmiş, zihnime “kötü adam” olarak kazımıştım. Ama yıllar boyunca aklımın bir köşesinde hep aynı soru vardı: “Ya gerçekten kötü değilse?” İşte bu seri, o merakımı tamamen gideren hikâye oldu. Bu sekiz cilt boyunca aslında sadece bir simbiyot hikâyesi okumuyorsunuz. Uzun soluklu bir kırılmayı, bir insanın kendi geçmişiyle yüzleşmesini, hatalarıyla yaşamayı öğrenmesini ve değişmeye çalışmasını okuyorsunuz. En şaşırdığım noktalardan biri de buydu; çünkü karşımdaki şey klasik bir Marvel macerasından çok daha karanlık, daha ağır ve psikolojik olarak daha yorucu bir hikâyeydi. Özellikle Eddie Brock’un yaşadıkları, bir süper kahraman anlatısından ziyade parçalanmış bir insanın hayatını izliyormuş hissi veriyor. İlk ciltte karşımıza çıkan Knull tehdidi, hikâyenin tonunu anında belirliyor. Daha ilk andan itibaren bunun sıradan bir düşman olmadığı hissediliyor. Çizimler, atmosfer ve karakterlerin çaresizliği gerçekten rahatsız edici bir hava yaratıyor. Özellikle simbiyot tanrısı fikri bile başlı başına insanın içini ürpertiyor. O noktadan sonra Eddie’nin hayatı tamamen değişiyor ve ikinci ciltle birlikte hikâye fiziksel tehditlerden çok karakterin iç dünyasına yöneliyor. Eddie Brock’un yalnızlık korkusu, geçmiş travmaları ve yıllarca yanlış bildiği şeylerle yüzleşmesi serinin en güçlü taraflarından biri olmuş. Çünkü hikâye sürekli aksiyon üzerinden ilerlemiyor; bazen Eddie’nin kendi zihninin içinde yaşadığı çatışmalar, dışarıdaki savaşlardan daha ağır hissettiriyor. Evsizlik, dışlanmışlık, babasıyla olan sorunları ve kendisi hakkında
Çizgi Roman
Venom Cilt 8 - King in Black 2Donny Cates · Marmara Çizgi Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·494 syf.··
2025 11. kitabı
Olasılıksız, ilk bakışta bir bilimkurgu ya da gerilim romanı gibi duruyor ama okudukça bunun biraz daha farklı bir şey olduğunu fark ediyorsunuz. Çünkü kitap sadece olay örgüsüyle ilerlemiyor; sürekli kafanıza bir fikir atıp onunla uğraşmanızı istiyor. Hikâyenin merkezinde David Caine var. İstatistik profesörü ama hayatı pek de yolunda gitmiyor. Kumar bağımlılığıyla uğraşıyor, epilepsi nöbetleri geçiriyor ve bir noktadan sonra yaşadığı bir nöbet her şeyi değiştiriyor. Bundan sonra olaylar bildiğimiz anlamda ilerlememeye başlıyor. Kitabın en ilginç tarafı da burada. David, olası gelecekleri görebilmeye başlıyor. İlk başta kulağa süper güç gibi geliyor ama roman bunu öyle işlemiyor. Tam tersine, ne kadar çok şey görürse durum o kadar karmaşık hâle geliyor. Okurken sık sık özgür irade meselesine dönüyorsunuz. Gerçekten seçim yapıyor muyuz, yoksa sadece bize seçim yapıyormuşuz gibi mi geliyor? Fawer bu soruları ortaya atıp geçmiyor. Olasılık teorisi, matematik ve nöroloji gibi konuları hikâyenin içine yerleştiriyor. İlginç olan şu ki bunlar ders gibi durmuyor; aksine merakı artırıyor. Benim en sevdiğim tarafı, bilimsel fikirleri kullanırken hikâyeyi geri plana atmaması oldu. Bir yandan ne olacağını merak ederek sayfaları çeviriyorsunuz, bir yandan da anlatılan fikirler üzerine düşünüyorsunuz. Olasılıksız bittikten sonra akılda kalan şey sadece olaylar değil. İnsan ister istemez geçmişte verdiği kararları düşünüyor. Hayat gerçekten seçimlerimizin sonucu mu, yoksa biz sadece ihtimaller arasından ilerleyen bir yolun üzerinde mi yürüyoruz?
Duygu ve Düşünce
OlasılıksızAdam Fawer · April Yayıncılık · 202398,5bin okunma