6/10
·248 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
Yabana Doğru, Jon Krakauer’ın anlattığı üzere, Christopher McCandless’ın toplumun dayattığı para, kariyer ve düzen fikrini reddedip kendine “Alexander Supertramp” adını vererek Amerika’yı baştan sona dolaşıp sonunda Alaska’nın ıssız doğasına yürüyüşünü konu alır; içinde Jack London’ı andıran bir vahşilik ve özgürlük tutkusu, Leo Tolstoy ve Henry David Thoreau’dan beslenen bir sade yaşam ve hakikat arayışı vardır, bu yüzden kısa süreli dostluklar kurup tekrar yalnızlığa döner, çünkü onun istediği şey güvenli bir hayat değil yoğun, gerçek ve ele avuca gelir bir deneyimdir; doğada geçirdiği zamanın başında mutluluğu yalnızlıkta bulduğunu sansa da açlık, soğuk ve yalıtılmışlıkla yüzleştikçe bu romantik fikir çözülür ve sonunda anlar ki mutluluk tek başına yaşandığında eksiktir, paylaşılmadıkça gerçek değildir, böylece yabana doğru yaptığı yolculuk hem fiziksel hem ruhsal bir sınav olarak, insanın kendini ararken aslında başkalarına duyduğu ihtiyacı keşfetmesinin trajik hikayesine dönüşür.
Yabana DoğruJon Krakauer · Siren Yayınları · 20131,302 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2023 16. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2023 00:00
288 - Hasan’ın ihtiyacı olan şey gitmekmiş başta. O da gitmiş. Öylece bırakmış gitmiş hem de Alexander Supertramp gibi. Yani, neredeyse. Türkiye’de ne kadar yabana yolculuk yapılabilirse o kadar yapmış. Bu kadarı ona yetmiş aslında. Dedim ya, ihtiyacı olan gitmekmiş. Gitmek ve içe dönmek, giderken kendini dinlemek. Eh, tüm yol boyunca sadece kendini dinlememiş tabii. Geçtiği yollarda, uğradığı noktalarda insanlar tanımış, hikayeler dinlemiş, hikayelere tanık olmuş. Gördükleri ve yaşadıkları, bazen de yolun bizzat kendisi ne aradığını bilmeyerek çıktığı bu yolculukta ona aradığı şeyi göstermiş. Sonra yol bitmiş. Yol aslında bitmez de, bazen daha önce geçtiğin bir noktadan geçer. Öyle olmuş. Sonra Hasan fark etmiş ki onun bu içsel yolculuğu yol bittiğinde tamamlanmayacak. Yaşadıklarını paylaştıkça, başka insanların hayatlarına temas ettikçe Hasan daha çok tamamlandığını, kendini gerçekleştirdiğini hissetmeye başlamış. İnsanı hayvandan ayıran yegane niteliğin içgüdüye dayalı bir komün hayatından ziyade başkalarına temas etmek, birlikte ağlayıp birlikte gülmek, birlikte oldukça ve bir oldukça var olabilmek olduğunu fark edebilmesi için iki tekerin üzerinde 10 bin kilometre boyunca pedallara asılması gerekmiş Hasan’ın. Benim bunu fark etmem için ise 200 küsür sayfa çevirmem ve Hasan’ın hikayesine ortak olmam gerekiyormuş. Binlerce kilometre pedal basmaktan daha zahmetsiz bir yöntem. Bir insanı tanımak için onunla yola gitmek gerekir derler ya hani. Bu kendini tanımak için de geçerli. Hasan bize bunu gösteriyor 2011 yılında ‘ben gidiyorum’ diyerek yola çıkıp Türkiye çevresinde 8 ayda yaptığı 10 bin kilometrelik yolculuğu anlattığı kitabında. Hasan bu kitapta yaptığını daha sonra farklı yöntemlerle farklı coğrafyaların farklı hikayelerini anlatmak için de yapıyor. Onların da
Hayata YolculukHasan Söylemez · Hayy Kitap · 2015416 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Birlikte olduğumuz sürece her şey yolunda mı?"
10/10
·250 syf.·
2021 10. kitabı
Bir Sürgün Wajdi Mouawad'in 16 Ekim 1968'de Sedir Ülkesi'nde gözlerini dünyaya açtığında iç savaşın başlamasına henüz yedi yıl vardı. 15 yıl sürecek iç savaş 1990 yılında sona erecek, 150.000 - 230.000 insanın ölümüne neden olacak, yaklaşık 350.000 kişi yaralanmış bir milyondan fazla insan da ülkesini terk etmek zorunda kalacaktı. Wajdi Mouwad, bahsedilen bir milyon insanın içinde yer alıp henüz sekiz yaşındayken ülkesini terketmek zorunda kalanlardan; bir sürgün. Sürgünün, yaşama tutunması, bir yer edinmesi için ilk durak Paris, ardından üniversite eğitimini aldığı Quebec, sonrasında oyunculuk eğitimi için Kanada durağı... Yazarlık, oyunculuk, senaristlik, yönetmenlik gibi bir çok dala tutunması, edebiyat, tiyatro ve sinemada bir yer edinme isteğiyle yeni bir durak arayışından mı yoksa sürgünlüğünü en iyi nasıl ifade edebileceğinin mücadelesi mi bilinmez ama sürgünlük ve arayış çift başaklı buğday gibi aynı gövdede birer kardeş... Bir eseri okumadan önce araştırma yapar en çok da bir tiyatro metni okurken mutlaka sahnelerine göz atardım. Bu oyun bana güvenilir bir referans tarafından öğretildi ve kaynağım gölgesiyle beni araştırma zahmetinden de kurtardı. Yanık'ı okurken heyecanlandığım o ilk an bana kendisinin tanışmasını "O gün eve erken gitmek istememiştim. Normalde tiyatro planım yoktu. Tesadüfen balkonun kenarından bilet bulmuştum... izlediğim en iyi oyundu" dediğinde hâlâ sahneye şimdi olduğu gibi göz atmamıştım. İzlemek ve okumak çok ayrı iki eylem anca heyecanımızın ortak oluşuyla şimdi seyircisi ve okuru olan iki Yanık hayranıyız. Onun metni okumasını ve benim de bir gün Yanık'ı sahnede görmemi diliyorum... YANIK Lübnan İç Savaşı'nın sona ermesinden on üç yıl sonra 2003'te yazar ve sahneler Wajdi Mouawad Yangınlar/Yanık'ı. Aynı zamanda 2010 yılında
YanıkWajdi Mouawad · İzmir Devlet Tiyatrosu · 037 okunma
10/10
·248 syf.··
2020 55. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2020 01:29
"Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de, insanın içindeki maceracı ruh için kesin olarak çizilmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. Yaşamın keyfi yeni deneyimlerdedir, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz." ° Öncelikle şunu söyleyeceğim: önce filmi izlemeniz, sonra kitabı okumanız daha sağlıklı olur. Çünkü filmde Chris'in hayatı, macerası, izlediği yol ve yolun sonu anlatılırken; kitapta Alexander'ın düşünce yapısına, okuduğu kitaplarda altını çizdiği cümleler hakkındaki düşüncelerine, hatalarına, hatalarına insanların verdiği tepkilere, sebeplerine ve sonuçlarına olmak üzere birçok konuya açıklık getiriliyor. Bu bağlamda genelde var olan kitap mı daha iyiydi yoksa film mi fikir ayrılığı yaşanmıyor. Ben filmi de kitabı da çok beğendim. Birbirini bütünleyen iki yapıt olmuş. Chris'in 24 yıllık yaşamına sığdırdığı anılar, insanlar, gerçekten hayranlık uyandırıcı. Fikirlerine bu kadar sahip çıkmasının yanında, insanlar tarafından çok sevilmesi dikkatimi çeken bir diğer husustu. Yaşamak herkese göre farklı anlamlara sahiptir; birçoğumuz için gündem sebebiyle, sağlıklı olmak anlamına gelebilirken, macera sever bir genç için yabana gitmek olabiliyor. Sonuç değişebilir, süreç farklılık gösterebilir. Ama en nihayetinde önemli olan iyi insan olarak hatırlanabimek... ° En çok tanımak istediğim kişilerden biri olabilir Alexander Supertramp. İnsanların onun hakkındaki fikirleri duymak yeterli olmadı aksine merakımı daha da uyandırdı diyebilirim. Kitapta şöyle bir cümle yer alıyor: " Çünkü McCandless kolaylıkla elde
Yabana DoğruJon Krakauer · Siren Yayınları · 20131,302 okunma
8/10
·248 syf.··
2020 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2020 16:38
Yabana Doğru filmini ilk izlediğim zaman lisedeydim ve oldukça etkilenmiştim.Bende her şeyi arkada bırakıp kendimi yollara,doğaya bırakacağım diyemedim çünkü şuan bile kendimi ne ruhsal ne fiziksel açıdan hazır hissetmiyorum. Lakin Alexander Supertramp (Christopher'ın kendine verdiği takma isim)seni tanıdığımdan beri hayatımı daha minimalist yaşamaya başladım ve her gece gökyüzüne bakmayı ihmal etmedim. Onun için senin hayat hikayen benim için oldukça değerli. Belki senin kadar olmasa da bende daha çok özümü doğaya açarım bir gün. Kitap, filmde anlamlandıramadığım şeyleri kafamda oturmasını sağladı. Christopher'ın etkilendiği kitaplar ve yazarlar hakkında fikir sahibi oldum. Alex'in kitapta anlatılan diğer gezginlerden farklı yönleri, aile hikayesi, ölümüne neden olan olay hakkında teoriler... Kitap anlatım açısından biraz dağınık gelse de genel anlamda ben tatmin edici buldum ve kitabı sevdim. Özellikle, yazarımız bir dağcı ve Şeytan Başparmağı'na (Devil's Thumbs) çıkışını anlattığı kısımda baya gerildim ve dağın resmine bakınca oldukça ürkütücü geldi bana. Kitap boyunca dinlediğim müzik de filmden aşina olduğumuz şarkılardan biri olan Eddie Vedder- Long Nights idi. Son olarak kitabı okumanızı tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Yabana DoğruJon Krakauer · Siren Yayınları · 20131,302 okunma
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
“Yaşadığım bu həyat öz seçimimdir”. Nəhayət, dəfələrlə izlədiyim və favorit filmim olan “İnto The Wild”ın kitabını – 1990cı ildə hər bir şeyini tərk edib azad həyata üz tutan Chris McCandlessin taleyinin təfərrüatı ilə yazılmış aftobiografik əsəri oxuyub bitirdim. Həmdə qarlı meşə gəzintisində və ya yol boyu avtobusun pəncərəsindən çöldəki mənzərələri izləyərək bu kitabı oxuyub bitirmək böyük zövq verdi mənə. Filmdə ötürülən duyğuların daha qabardılmışını hiss edərək oxuduğum bu kitabın bitməsini, heç istəmirdim. Bəlkə də bu vaxta kimi ən çox cümlələrinin altını xətlədiyim bir kitab oldu və bundan sonra nə qədər çox kitab oxusam belə əminəm ki, bu kitabın yeri hər zaman ayrı olacaq mənimçün. Chris McCandless kimdir? O, 1990cı ildə məzun olduqdan dərhal sonra heç kimə heç bir şey demədən evdən qaçmışdır. Getməmişdən öncə 23000 dollarını OXFAM xeyriyyə fonduna yatırmış, və ən çox sevdiyi ‘Datsun’u ilə yola çıxmışdı. Səyahətə çıxdıqdan bir müüdət sonra öz cibindəki pullarını yandırmış və maşınını da tərk eləmiş Chris 2 il boyunca avara həyatı yaşamış, yollarda müxtəlif insanlarla tanış olmuş, Mexsika sərhədlərinə qədər gedib çıxmış (lakin geri qaytarılmış), hətda müvvəqqəti olaraq bəzi yerlərdə çalışaraq pul qazanmışdı. Lakin ailəsi tərəfindən axtarışda olduğunu təxmin etməsi təəccüblü deyil və buna görə də özünə ləqəb seçmiş, yol boyu tanış olduğu hər kəsə özünü Alexander Supertramp (supersərsəri) kimi təqdim etmişdi. 1992ci ildə Sushana çayını keçərək çıxa biməyəcəyi Alyaska torpaqlarına ayaq basmışdı. Və burada tapmış olduğu xarab 142 nömrəli Fairbanks avtobusunda özünə sığınacaq qurdu, lakin çox keçməmiş yediyi toxumlardan zəhərlənən Chris elə o avtobusda vəfat etmiş və iki həftə sonra 6 nəfərlik bir insan tərəfindən təsadüfən tapılmışdır. Özü də alpinist olan
Yabana DoğruJon Krakauer · Siren Yayınları · 20131,302 okunma