Aydım yarı gecede, Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat, Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda. Ama hançer taşı sanki Koca Kartaca! Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne Bak nasıl alıyor, yigit, Binlerce yıl da sonra Alıyor yesil.
Bu, coğrafyamızın ve tarihimizin en derin, en can yakıcı tezatlarından biridir. Yüzyıllar boyunca taşa, ahşaba, sese, kelâma ve çizgiye ruh üfleyen; inşa ettiği her camide, her konakta, hatta her çeşmede estetiği, zarafeti ve inancı harmanlayan bir milletin, bugün kendi köklerindeki sanata yabancılaşmış, hatta ona mesafeli yaklaşır hale gelmiş olması büyük bir kültürel kırılmadır. Bu yabancılaşmanın arkasında birkaç temel sebep yatıyor: 1. Sanatın "Yabancı" Bir Kimliğe Büründürülmesi Tanzimat’tan bu yana elitist bir yaklaşımla, sanat sadece "Batılılaşmak" ve Batı'nın formlarını (opera, bale, heykel vs.) taklit etmek olarak sunuldu. Bu durum, toplumun geniş kesimlerinde sanatın kendi değerlerine, inancına ve kültürüne yönelik bir tehdit veya yabancı unsurların dayatması olduğu algısını yarattı. Toplum, tepki olarak sanata değil, aslında o "tepeden inmeci" yaklaşıma mesafe koydu. 2. Kendi Kadim Sanatlarımızın "Zanaat" Sanılarak Küçümsenmesi Mimariden hat sanatına, ebruya, ahşap ve taş işçiliğine kadar bu topraklara ait olan muazzam estetik miras, "çağdaşlık" adına uzun süre görmezden gelindi veya sadece birer "geleneksel el sanatı" muamelesi görerek arka plana itildi. Kendi öz sanatını küçümseyen, başkasınınkine de tam eklemlenemeyen bir nesil yetiştirildi. 3. Popüler Kültürün ve Tüketim Çılgınlığının İstilası Vahşi Batı kültürünün getirdiği "hızlı tüketim" ve "tek tipleşme", insanın ruhunu besleyen derinlikli sanat anlayışını yok etti. Sanat, yerini ticari bir metaya ve popüler eğlence kültürüne bıraktı. Derinlik, zarafet ve sabır isteyen zanaat ve sanat dalları, bu sürat çağında hak ettiği değeri göremedi. Özümüze Dönmek Mümkün mü? Bir milleti sanatkâr kılan ruh, onun hafızasında saklıdır. Bu düşmanlığı ya da yabancılaşmayı kırmanın yolu yine kendi özümüzdedir: Estetik
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hani böyle özlem fln değil de ne yapıyor bu Allah'ın belası keyfi yerinde mi diye stalklarsın ya bende baya zamandır böyle işte arada sevecek gibi oluyorum ama hıyar olduğu için uzun sürmüyor son sürat devam malliga yani.Ama ben hakkımı helal etmiyorum imalar fln devam ederse bir yerlerden görür o hıyar .
Ve işte çocuğun nefesi kendi kayığında süzülsün son son. Bakî bir tütüş orada duman, üzerinden akan bir mürekkep belki suya renk veren, belki biri camda, duman görür, söndürür yangını nefesinde ve buğusunda çizilmiş bir surat gülümser martıların simitten kaçanlarına kapılmamak için rüzgâr yerine hadsizce uzanan ellere. MİK Serisi - 5 Nisan 2022, 01.21 Bir çocuk gözlerini kapadışında doğduğu yazar gölgede izafi. Bir çocuk olarak kapansa gözler doğardı belki çocuk doğmanın izahi. Bakî mizahi. 01.24
Bana surat asma hayat. Misafirim sonuçta, Kalkar giderim. Özdemir Asaf
Lavinia
lavinia elinde tuttuğu çiçeğinde bir hisleri bir düşüncesi belki aşk hayatı vardı koparılana kadar zalim tarafından çiçeğin aşkı güneşti ama yağmuru görmek istemedi asıl aşkı onu kör eden güneş te aradı kan ellerinden akarken soğuk zemin iyileşme adına hiç yardımcı olmuyordu bu sıcak bedene, kanlar heryerde beyaz zemin büründü olmadığı birine biri nefes almak için artık zahmet bile edemezken dizleri kırılmış ağlak surat ilk defa bu kadar kırmızı bir kan görmüştü kan ellerinden akarken eller yukarda ve daha yukarda kova gibi onları kanları döküyor akan şiddetli yağmur bu sefer kırmızıydı hemde tanıdık bır kırmızı kan ellerden bileklere ve parmak boğumlarını dolandı avuca gelen kutsalı ağızın ve dişlerin arasına aldı kokusu ve tadı daha tazeyken bu kanın kutsanması için tam zamanıydı burna çekilir içine damarlar kanla buluşana kadar iğrenmekten kusana ya da kanı hissedene kadar ciğerlerde, iki onlu, deri yüzü nefes almamaya iter mest eder kulaklar gıdıklanır ovar kan heryere değer onu kutsar ve gerçekten gerçek hissetirir onu hissetmek, vucudunu tadını ve bütünlüğünü, bir bütün gibi artık iki vucut değil tek vucutla, birbirinin vucuduna işler ilmek ilmek, kollar kendını sarar ve sarar hissetmek bu kadar zor olamıstı vucut kendını sarar nefes nefese geçmeden olmaz mesh mesh kafanın derisine işler onun saçlarını okşaması ve adını sayıklamasını hıssersin bir bedenle ancak bu kadar yakınlaşabilirdin, kalbinden akan kan ayaklarına ve onun ayaklarına ulastıgında onu da ilmiklemen gerekir ki vucudunu ona vermeyi tamamla tamamen tut ki kaçmasın ve hisslerini kabul etsin görevin tamamlandığında onu hala hissedemessen yapıcağın şey gecenin rüzgarında uzaklaşmak elinde çiçekler ve ve çakmağınla köprüye geldiğinde deniz sığ değil ve içindeki ölüler ikinizi de bekliyor artık
Edebiyat