Eskiden ne çok şey anlatırdım sana... tüm günümü bir nefesde bitirebilirdim... şimdi sadece seni izlemekle yetiniyorum. Dudaklarım anlatmak istiyor, kalbim *SUS* diyor... ben de susuyorum...
İnsan ve Duygular
Susmak neydi sahi? acının iliklerine kadar vurması mı susturuyordu insanı Yoksa güçsüz kaldığından mı. Susar insan Hangi ara bu kadar hissizleştim bilmiyorum Boş bir geminin içinde, kaptanı olmayan, dalgaların ordan oraya vurduğunu hissediyorum sadece. Kaptanı olsa Gemi nerde duracak diye bağırırdım. Oysa şimdi dalgalara bağırıyorum ama susarak, sussam da beni duysunlar istiyorum. Tam tersini yapıyor dalgalar içimdekilerle beni vuruyorlar gibi ve Rüzgar fısıldıyor kulaklarıma sessizce İstediğin kadar sus feryadından kaçamazsın..
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sahipsiz vatanın batması haktır diyorsan, sus! Yahut varsa kalbinde iman, işte meydan, bu defaya mahsus Bağırma insana! Sana ilk kurşunu atan sen değil misin? Her sabah bakıp aynaya Hiç utanmadan geçen sen değil misin? Yusuf Doğan
Birini sevmek, onun kusurlarını görmemek değil; o kusurları birer süs gibi kabul etmektir
Aşk
GÜZELLİĞE KASİDE
Nereden çıktın ey güzellik, Topraktan mı, ateşten mi? Bakışların suçla sevabı Aynı kadehte eritmekten mi? Gözlerin hem Tanrı’ya yakın Hem cehenneme komşu durur, Bir bakışın insanı yıkar, Bir bakışın insanı vurur. Kokun fırtına öncesidir, Aklı bozar, yönü siler, Geceden kalma bir kader Eteklerinde sürünür, ilerler. Öpüşün bir iksirdir senin, Ya iyileştirir ya yakar, Korkak olanı kahraman, Masum olanı günaha katar. Hangi boşluktan indin söyle, Yıldızdan mı, karanlıktan mı? Sevinci rastgele dağıtıp Felaketi saklamaktan mı? Yürürsün cesetlerin üstünde, Gülüşün hiç titremez, Ölüm bile yanında süs kalır, Kırılganlığın kirlenmez.
"Kanaatten daha zengin hazine, sadelikten daha güzel süs yoktur. Egosunu unutan, kendini bulur." Mevlana Celaleddin-i Rumi
İnsan ve Hayat