Bazen Sus'ası Gelir İnsanın Hiç Konuşmayası, Seyretmeyesi Görmeyesi Susa Susa Bağırası Gelir İnsanın …🍁
Alıntı
Bilmiyordum dağların bu kadar dik olduğunu, Bilmiyordum gecelerin bu kadar karanlık olduğunu, Bilmiyordum zamanın bu kadar yavaş geçtiğini, Ama biliyordum içimdeki vatan sevgisini, Biliyordum içimdeki aşkı. Kan mı istersin toprağım, Yoksa cesedimi mi? Yeter ki sen susa, Suyun olurum senin. Tasmasından bağlanmış çılgın köpek gibiyim, Salıveriyorlar ki gideyim. Bilmiyorlar mı ki ben Türk evladıyım, Bırakın beni ölmeye gideyim. Ben koymuşum bu yola baş, İsterse düşsün kafama taş, Vazgeçmem bu yoldan arkadaş, Gelsin yedi düvel, ezerim hepsini. Allah yolunda, başka değil... Şehit Asteğmen Ümit Yılbar
Reklam
Bir kalbin kırılmaması için susa bilmek bir erdemdir,,,
Alıntı
Çağımızın en büyük hastalığı...
Keşke kalp kırıklıklarına iyi gelen bir ilaç olsa… Bir sabah uyandığında, suyla birlikte yutulan küçük bir tablet… Ve içindeki bütün o düğümler çözülse. Boğazına takılan cümleler erise. Geceleri aynı sahneyi defalarca başa saran zihin susa. Keşke. Ama kalp böyle bir şeyi kabul etmiyor. O, iyileşmeyi bir reçeteye değil, zamana yazmış sanki. Ve zaman, en iyi doktor olduğu kadar en acımasız bekleme odası. Kalp kırıklığı dediğin şey, görünmeyen bir yara. Kanamıyor gibi duruyor ama insanın içini eksiltiyor. Bir bakışın eksikliği, bir sesin yokluğu, bir “nasılsın”ın hiç sorulmaması… Hepsi birer iğne gibi batıyor. Ve insan en çok da şunu öğreniyor: Bazı yokluklar, varlıklardan daha ağır. Eğer böyle bir ilaç olsaydı, belki herkes daha az ağlardı. Belki sokaklar daha sessiz olurdu. Ama belki de insan, en çok kırıldığında kendini tanır. En çok o zaman anlar hangi kelimenin onu iyileştirdiğini, hangi sessizliğin onu paramparça ettiğini. Yine de insanın içinde küçük bir çocuk kalıyor: “Geçsin” diyen, “hiç olmasın” diye fısıldayan. Bir avuç huzuru bir kapsüle sığdırmak isteyen. Ama yok. Kalp kırıklığına iyi gelen tek ilaç, biraz zaman; biraz kabullenme; biraz da insanın kendi içinden yeniden geçmeyi öğrenmesi. Ve en tuhafı şu: Bir gün acı hafiflediğinde, insan o kırıklığın içinden geçen ışığı fark ediyor. O ışık, ilaçla gelmiyor. İçeriden doğuyor.
Artık sensizim işte sensizlikte benli, zaman geçer gider ama gözlerim nemli. Ne ağlaya bilirim seller gibi nede susa bilirim lâl’lar gibi...
Nobel ödüllü bilim insanımız Prof. Dr. Aziz Sancar Sözleri
Aziz Sancar Aziz Sancar, 1946 doğumlu Türk akademisyen, biyo kimyager, moleküler biyolog ve bilim insanıdır. 1997 yılından itibaren ABD’de Kuzey Karolina Üniversitesi, Chapel Hill Sarah Graham Kenan Biyokimya ve Biyofizik Programı’nda görevli Prof. Aziz Sancar, son 20 yıldır DNA onarımının pek çok parçasının tanımlanmasında kullanılan biyokimyasal yaklaşımlara yaptığı öncülükle tanınmaktadır. ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne seçilen ilk Türk olarak bilinir. Hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmıştır. Prof. Dr. Aziz Sancar’ın geliştirip ismini koyduğu “maxicell” tekniği ile buluşunu yapıp ismini koyduğu “excinuclease/excision nuclease” enzimi terimleri Oxford Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Sözlüğü’ne girmiştir. 01- Ben Müslüman'ım Müslüman olarak doğmaktan ve Müslüman olmaktan gurur duyuyorum. İslam ülkelerinin bilimden uzak kalmalarının sebebi Kur’an-ı Kerim'den uzaklaşmasıdır. 02- Ben Türkiye'deki günlük politik çekişmeleri takip edersem üzüntümden çalışamam. Gençlere tavsiyem bu tür kavgalara girmeyin. Bütün enerjinizi işinize verin. Bilim öğrenmeye çalışın. Günlük dedikodularla, politikalarla uğraşmayın! 03- Memlekete hizmet için bilim lazım. Avrupa ve ABD seviyesinde olmak için bilim lâzım. 04- Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum , bizi birbirimizden ayıran emektir , ben çalışmaya inanıyorum. 05- Bana çok güzel öğretim veren kendi memleketimdir. Bana olağanüstü tıp eğitimi verdi ve o buradaki başarımın kaynağı oldu. 06- Ben Türkiye’ye geldim geleli hiç televizyon açmadım, gazete okumadım. Çünkü hep kavga var. Eğer Türkiye bilimde öne geçecekse bu sosyal sorunları da çözmemiz lazım. O zaman bilim adamlarımız sosyal sorunlara kafa yorup üzülmez.
Hayat ve İnsan
Reklam
Reklam