Bir çemberin içindeyiz ve dönüp dolaşıp aynı şeyleri yaşıyoruz hissi hep içimde. Bunları okudukça daha da fazla hale geliyor. İnsanlar, politika, siyaset, korkular, sevinçler tüm hisler hala hep aynı şekilde devam ediyor. Bu çemberin de pek kırılıp dışına çıkılacak bir ortam yarattığını düşünmüyorum. Hayat böyle olmaya mecbur. Biz böyle yaşamaya mecburuz.
Basit bir kitap çok düşündürmez akar gider gibi bir yorum üzerine başlamıştım bu kitaba ancak bence pek de öyle değil. Edebi dil olarak bakmıyorum olaya anlatılan şeylerin geçmesi ve etkileyicilik olarak hiç öyle basit bir kitap olduğunu düşünmedim. Bana düşündürttüğü birçok şey oldu da hatta. Güzel ve okunabilir bir kitap gerçekten.
Ahlak ölçümü bir kişinin eline bırakılıp sonsuz bir davranış özgürlüğü verilirse onun da eline neler olabilir kısa bir şekilde ne güzel de anlatılmış. Tabii ki çok güzeldi başka ne denir ki.
Beklenmedik şeyler olacağını biliyordum, denk geldiğim önerilerin içeriklerinden dolayı ama böyle bir sonuçla olacağını düşünmemiştim. Aklıma dahi gelmezdi böyle olacağı. Sürükleyici aslında o yüzden kısa sürede bitebilir ama bazı şeyler havada kalıyor bende. Sanırım onları benim tamamlamam lazım ama şu sıralara tamamlayacak ne gücüm ne kuvvetim var bir şeylere bağlı da kalamıyorum unutuyorum. Kitapla alakalı olmayan bir kaç şey işte. Ama hoş ve okunası bir kitap gerçekten.
Çok güzeldi. Kendi çocukluğuma gittim çoğu zaman. Ailemin yanındaydım evet ama o kadar kalabalıktı ki yaşadığım ortam ilk çocuk olmama rağmen bana sunulmayan, sunulmayacak olan her şeyin farkındaydım. Mecburiyetler. İsimsiz birsürü çocuk var böyle yaşayan birine yakından tanıklık etmiş olduk. İçim buruk, eskiye duyulmayan özlemle birlikte.