Kien'e göre, bu yaratık, salt alışkanlıkların ve geleneklerin saptadığı yörüngede yaşayan, her şeye yüksekten bakan, ruhunun her yanı yağ bağlamış ve geçen her günün birikimi yeni yağlarla tıkanmış bir insandı; salt pratik amaçlar için yeterli olabilen bir yarım insan: varolabilme yürekliliğini taşımayan bir insan; çünkü dünyamız da varolmak, farklı olabilmek demekti; ama o tepeden tırnağa bir kalıptan, kurulmuş bir terzi mankeninden başkaca bir şey değildi; bağışlayıcı bir gücün yarattığı rastlantılarla harekete geçirilen ya da durdurulan, dolayısıyla yalnızca rastlantılara bağımlı olan, en kü çük bir etkiden ve güçten yoksun, hep aynı boş tümceleri, kendisine zararı dokunmayacak tümceleri geveleyen bir manken.