8/10
·375 syf.·
2018 42. kitabı
Uçurtma Avcısı: Bir Coğrafyanın ve Kusurlu Çocukluğun Ağır Yükü Uzun zaman önce okumuştum, zihnimde hep bir yerde açık akıntıları, duyguları var. Khaled Hosseini’nin Uçurtma Avcısı eseri, sadece bir ülkenin yıkımını değil, bir coğrafyanın trajedisini çocukluğun masumiyeti ve o masumiyetin kaybı üzerinden yüzümüze çarpan en güçlü yapıtlardan biridir. Kitap, edebiyat dünyasında çocukluk travmalarını ele alan diğer başyapıtlarla akrabalık taşır; Şeker Portakalı’nda Zeze’nin erken yaşta tanıştığı o saf acı ve hayal kırıklığı, burada Emir ve Hasan’ın hikayesiyle Afganistan’ın kırılma noktalarına taşınır. Hatta bu yönüyle, Türkiye’deki Suskunlar dizisinde ya da toplumsal bir yara olan "sürüklenen çocuklar" gerçeğinde gördüğümüz, ebeveyn yoksulluğunun ve çaresizliğinin ortasında çocukların yaşamak zorunda kaldığı ağır trajedilerle doğrudan bağ kurar. Coğrafyalar değişse de, sistemin ve güç dengelerinin altında ezilen çocukların çıkardığı ses hep aynıdır. Ancak Uçurtma Avcısı’nı diğer çocuk kahraman hikayelerinden ve geleneksel mağduriyet anlatılarından ayıran çok keskin, sarsıcı bir çizgi vardır: Kusursuz olmayan kahramanlar ve ömür boyu süren bir kefaret arayışı. Zeze ya da Suskunlar’ın çocukları, genellikle maruz kaldıkları sistemik veya bireysel kötülüğün tamamen masum, seçeneksiz kurbanlarıdır. Okuyucu olarak onlarla kurduğumuz bağ, saf bir empati ve adalet arayışı üzerinedir. Uçurtma Avcısı ise bizi çok daha tekinsiz bir odaya sokar; Emir üzerinden insan doğasının o karanlık, korkak, kıskanç ve bencil yönüyle bizi yüzleştirir. Emir, Hasan’ın uğradığı o korkunç haksızlığa sadece tanık olmakla kalmaz; kendi statüsünü, babasının gözündeki yerini korumak adına bu haksızlığa sessiz kalmayı seçer. Bu yönüyle kitap, sadece bir çocuğun uğradığı zulmü değil; o zulme göz yuman
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,2bin okunma
10/10
·392 syf.··
2026 9. kitabı
Abartılmayı sonuna kadar hakeden bi kitappp..... Türk dizisi olan "Suskunlar" benzeri bi konusuna sahip ve suskunlar izlerken bile salya sümük ağlarken bu kitapta ağlamamak mümkün değill. Okuyun okutturun pişman olmazsınızzz
MaharMurat Ekşi · Epsilon · 202179 okunma
Reklam
7/10
·269 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
İlk 50 sayfa sıkıcı ve konudan uzaktı pek beğenemedim ama sonrasında olayların gelişmesi sürekli konu değişmesine rağmen bölümler arası uyuma bayıldım asla kaçırmıyorsun anlatılan olayları ve konudan konuya aktarken de birbiri arasındaki bağı hemen anlıyorsun çok beğendim
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Kusur, benim imzamdır.
10/10
·269 syf.··
2026 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 14:49
güneş tepede parıl parıl parlarken, kuşlar cıvıl cıvıl öterken ve en sevdiğim çiçek olan papatyalar gözlerimin içine bakarken, girdim bir kütüphaneye. bir kitabı aramaya başladım, bulamadım. "arayan bulamaz, ama bulanlar hep arayanlardandır." elime gelen bu kitabı alayım dedim; demedim, aldım. okudum. okudukça kayboldum. aman Allahım, neredeyim ben? yürüdüm de yürüdüm.. kocaman bir gözetleme kulesini -ki semte adını veren Galata Kulesi imiş- geçtikten sonra bir ney sesi ilişti kulağıma. vicdansız öyle bir terennüm ediyor ki, duysa bülbüller feryad edecek! ben bu sesi bir davet belledim de daha da yürüdüm. ses beni bir kapıya götürdü; attım sağ ayağımı içeriye doğru.. eski İstanbul sokaklarında dolaşırcasına bir okumaydı bu. Fatih ve Beyoğlu semtlerinde gezinirken, "ah, şu zamanda burada yürüsek neler görürdük?" sorusuna bizatihi bir cevaptı. o yolları musiki ile renklendirince, ah ne güzel bir yürümek.. musikinin yanına bir de tasavvuf girince, yorulmak namümkün. ​ son zamanlarda aklıma takılan bir düğümü de çözdü bu yolculuk: "senin buraya gelmenin sebebi sadece bizim 'Gel' dememiz değil, ayrıca onların sana 'Git' demeleri. hiç kimseye 'kötüdür' deme. aslında onlar, bilmeden iyilik eden insanlardır." kalbimi haset ile kirletirken, tazyikli bir darbe, şifalı bir tokat oldu bu bana. teşekkürler İhsan Oktay ANAR
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Puan vermedi·269 syf.··
2026 14. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 15:31
Kitapta her şey imgelerle anlatılıyor. Tasavvuf ve müzik ilişkisi, imgesel karakterlerle fantastik bir hikaye şeklinde anlatılıyor. Bu hikayede tarih, tasavvuf, felsefe ve musiki var. Öncelikle kitabın adı "Suskunlar" Galata Mevlevihanesi'ndeki küçük mezarlığın adı. Ölünce bu mezara yatacak olan Başkahraman Eflatun da hep susar. Eflatun Mevleviliğe giderken yolda , 7 büyük günahın kendini çağırdığını sanıp sırasıyla hepsinin yanına gider ve hepsinden kötek yer. Yolu en son Galata Mevlevihanesi'ne çıkar. Orada bir derviş olur. Bu 7 büyük gnah karşısına : -İki büryan kebabını arka arkaya mideye indiren şişko adam (oburluk) -genelevden çıkan yeniçeri (şehvet) -bir sandık dolusu altını olduğu halde borcunu ödemeyen tüccar (açgözlülük) -kölesini öldüresiye döven (öfke) -atın üstünde giden zadegan (kibir) -sofu bakkal (kıskançlık ) -senelerdir aynı yerde yatıp duran dilenci (tembellik) Şeklinde çıkar. Kitabın kötü karakteri Tağut (Allahı reddeden her şey) ile Mevleviler savaşır. Tağut'un yardımcısı Azazil (İblisin cennetteki adı ) Tağutun isteklerini yapar. Tağut hastalanmıştır ve Rafael adında bilgisiz bir doktordan yardım etmesini ister. Burada aynı zamanda sağlam gelip Rafael'in elinde hastalanan Lazar (hastalanmış adam ) vardır. Camide vaaz verip herkesin sevdiği cüce devamlı musikinin ne kadar günah olduğunu vazeder. Fakat cüce esasında yetenekli bir müzisyen ve Tağut'un adamıdır. Yani yazar burada Tağut'un musikiyi reddettiğini gösterir. Yani musikiyi tasavvufla da bağdaştırarak iyi bir yere koyar. Bu tağutun cinayet işlettirdiği Kabil adında bir katil vardır. İsmiyle müsemma olarak kendi kardeşini öldürmüştür. Bir de Muhteşem Neyzen Batın ( gizli, görünmeyen şey) vardır. Onun oğlu Zahir yani batının zahir(görünen) olan tarafı kendini peygamber ilan ettiğinden
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Puan vermedi·269 syf.··
2026 78. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 07:41
Suskunlar'dan önce Puslu Kıtalar Atlası'nı okumuştum. Puslu Kıtalar Atlası'nı bitirdiğimde kendi kendime yazarın hayal gücünü ve evrenin kurgusunu merak etmiştim. Suskunlardan sonra da nefessiz okunmuş bir roman ve daha fazlasını tüketme isteği doğurdu. İhsan Oktay Anar 16-17. Kitapları. yy Osmanlı'sında geçen mistik ögeler içeren muazzam yapılar olarak öne çıkıyor. “Suskunlar” en geniş tanımıyla mistik ve tarihi bir roman. Müzisyen bir ailenin etrafında şekillenen romanımızda, kahinler, hayaletler, katiller ve daha güzelleri yer almakta. Yazar, öykü işleriken albümün bazı bölümlerinin başında daha sonra öykünün analizine katılacağı anladığımız karakterlerin veyahut ayrıntılı hikayede bulunan karakterlerin geçmişine kademeli olayların hikayenin içinden geçerek sadece sonuçlardan ibaret olduğunu, bu hikayenin daha önce yapılan seçimlerle sonunun belirlenmiş olduğunu sezinletiyor. İkizler Davut ve Eflatun'un kendilerinin hikayelerinin aynı olup olmadığını bağlanıyor, özellikle birbirinden mevcutz bulduğumuz konuların kitap sonuna kadar kapatılmış kenetlenmesi muazzam derecede gizlilik düzenlemesi yapıyor. Yazarın kelime haznesi oldukça geniş ve bu eserin hemen hemen cümlesinde hissettiriyor. Bazı noktalarda peşpeşe kullanılan onlarca eski Türkçe kelime okuru zorla da eser su gibi akmaya devam ediyor. Bazı noktalarda eski Türkçe ağırlıklı yazar yazarlarımız bazı noktalarda düz, sade ve sade bir Türkçe kullanıyor. Bu dil farkı yazarın aralıksız uzun süre yazması sonucu kaynaklanabileceği gibi yazarın okurun hikayesinden kopması için parçalandığı bölüm bir numara da olabilir, bu konuda emin olduğunuz tek şey kitabı okunuşu bu sayede daha da olgunlaşma durumundadır. Hem günlük yaşantımızda hem de yazılı kaynaklardaki kelime çeşitliliğinin giderek kıtlaştığı bu dönemlerde
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Reklam
Reklam