Sana yazdığım bu son mektubu anlamsız 'keşke'lerle süslemeyeceğim, çünkü keşkelerin kimseye bir yararı olmadığını artık öğrendim. Sana daha fazla 'ben'i de anlatmaya çalışmayacağım, çünkü artık ne benim, ne bu sevdanın ne de beni anlayabilmenin hiçbir anlamı kalmadı. Bundan sonrası için kendi adıma Allah'tan tek dileğim; bir gün senin gibi güçlü olabilmeyi, hayata karşı senin gibi her koşulda dimdik ve soğuk kanlı durabilmeyi öğrenmek... Bir gün senin gibi bir insan olabilmek... Her zaman hayranlık duydum sana; duruşuna, bakışına, konuşmana, gülmene, kızmana, her şeyine... Ve artık hayattan tek istediğim senin gibi bir insana sahip olamadığıma göre, senin gibi olabilmek... Yaşadıklarımdan sonra bu sevdadan başka hiçbir şeyin artık beni yıkıp yaralayamayacağını biliyorum ve en azından bundan güç alıyorum. Bundan sonraki hayatımsa varolan yaralarımı sarmaya ve geçmişimi tamamen unutmaya çalışmakla geçecek. Mümkün olduğunca sormamaya çalışacağım seni. Duymamaya, görmemeye, bilmemeye çalışacağım sana dair hiçbir şeyi... Aldırmayacağım dersem yalan olur, işte bu yüzden elimden geldiğince kapatacağım gözlerimi ve kulaklarımı sana dair her şeye. Hayat bu, gün gelip alışıyor ya insan en zor şeylere bile; buna da alışacağım elbet. Kim bilir, belki alışmayı öğreten zaman gün gelir unutmayıda öğretir bana. Ben o günü sabırla bekleyeceğim. Sana gelince, masal bitti, ben gerçek dünyaya geri döndüm ve vazgeçtim çocukluk masallarına inanmaktan... Ama sen bana inat hep masallarda kal olur mu? Sen hep en güzel masalların en güzel kahramanı olarak kal. Yıllar yılı hiç bitme, dolaş dillerden dillere... Kim bilir belki bir gün gelir bir yerde, bir kalemden kendi masalını okur ya da bir dilden senin masalının anlatıldığını duyar, gülümsersin sessizce...