Bana kalırsa beklemek dünyadaki en acımasız şey. Insan beklerken asla tam olarak yaşayamıyor Osman.
Bense şimdilerde, yeniden hayata karışmak için bir heves bekliyorum. "Bir yolumuz varsa o yol bizi bulur" demiştin.
Ateş hälâ sıcak, fazla uzaklaşmış olamam Osman.
Sana yazdığım mektubun ucunu bu sefer bilerek yakmıyorum
Osman. Kafam bozuk, üstüme gelme. Asgar Farhadi'nin Bir Ayrılık filminde, evi terk eden karısının ardından kızıyla yalnız kalan baba, evvelinde tüm ev işlerini karısının üstüne yıkmış bir hıyar oğlu hıyar olduğu için, çamaşır makinesini nasıl çalıştıracağını bulamaz. Kızına sorar çaresizce. Çocuk da, "Annem dörde ayarlıyordu" gibi bir şey söyler. "Ta-mam," der baba, "Bundan sonra her şeyi dörde ayarlıyoruz." Izlediğimden beri sık sık aklıma gelir bu sahne. Ayrılık ya da ölüm, fark etmez, bir yokluğun üstüne her şeyi yeniden yaşanabilir bir vakte ayarlamak gerekir, çok iyi biliyorum. Me-kanizmamı söktüm baştan kuruyorum, bana bundan sonra saat hep dört Osman.