Zaman Değirmeninde Un Ufak Olmamak İçin Bir Zarif Direniş Rehberi
Puan vermedi·312 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:10
Bir Değirmendir Bu Dünya, sadece okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil, altı çizilerek başucu yapılacak bir yaşam rehberidir. Cahit Zarifoğlu, dönerken insanı eriten bu dünya değirmenine karşı durabilmenin yolunun, sağlam bir inanç, diri bir şuur ve sevgiyle örülmüş bir aile yapısı olduğunu bizlere naif bir dille hatırlatır.
Bir Değirmendir Bu DünyaCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202110,5bin okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 23:57
Kitabı sindire sindire okudum ve bugün arkadaşlarımla tahlilini yaptık, taze taze sizlerle de paylaşmak istedim yorumumu. Her satırı çizmemek için kendimi çok zor tuttum öncelikle bunu belirtmek istiyorum. Meğer ne çok kanayan yaramız varmış dedirtti her sayfa. En beğendiğim yanı ise sorunu ortaya atıp bitirmemiş olması. Tüm tehlikeleri göze alarak çözümünü de sunması takdire şayan. Şuur sahibi bir yazarın kitabını okumak çok keyifli, okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Kitabın içeriğine gelirsek; Kadın erkek ayrımını harikulade bir biçimde ele almış, cemal ve celal sıfatlarının kadın ve erkekte nasıl meydana çıktığını ve bunun artılarını anlatmış yazar. Buradan yola çıkarak birbirlerini tamamladıklarını, bu tamamlanma gerçekleşmediğinde, yanlış yollara sapıldığında (eşcinsel olmak gibi) ruhun daima eksik kaldığını ve oradan da o eksikliği tamamlamak için o sevgi ihtiyacının üstel bir el ile başka şeylere yönlendirildiğini kaleme almış. Burada baba otoritesinin önemini, kadim geleneklerin, maneviyatın, inancın, kadının kadın gibi, erkeğin erkek gibi olmasının önemini o kadar hissettiriyor ki yazar. Beyninizde yankılanıyor her bir satır. Bunun yanı sıra elimizde ki telefonlara kadar nasıl bize hükmettiklerini daha net görüyoruz bu kitapta. Ben okurken her bir başlıkta bir duraksayıp okuduklarımı tefekkür ettim ve Allah'a sığındım. Çünkü böyle bir dünyaya çocuk getirmek çok büyük bir sorumluluk, bununla beraber gelişmemiz gereken çok mesele olduğunu daha iyi anladım. Ben bilincimi, şuurumu, maneviyatımı, tasavvufi yönümü ne kadar geliştirirsem, Allahın izniyle çocuğuma da o kadar alan açmış olurum. Ve belki kim bilir bu şeytanlarla baş edecek evlatlar yetiştiririz bu uğurda. Özellikle kadın ve erkeğin rollerinin benimsenmesi ecinselliğin önüne geçmek için çok önemli bir
Hekaton'la Son TangoMustafa Merter · Ketebe Yayınları · 20251,212 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 208. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:15
Romandaki psikolojik derinliği anlamak için romancının hayatına bakmak gerekir. Kemal Tahir, on üç yıl hapiste kalır ve hapis hayatının verdiği sıkıntıları yaşayarak o psikolojiyi derinlemesine hisseder. Özellikle duygusal gelişim evresinin zirvesinde olduğu bir zamanda hapse girmesi onun şuur altına bazı şeylerin yerleşmesine sebep olur. Bu şuuraltı psikolojisiyle romanın kahramanlarını ve romanın mekânlarını subjektif tarzda tasvir ve tahlil eder. Baskılanma ve kapana kıstırılma duygusunun yansımaları görülür. Yediçınar Yaylası romanı bir vaka romanı, yani psikolojik bir roman değildir. Ama Kemal Tahir, özellikle kadın ve erkek kahramanların tahlilini yaparken hapiste olan insanların, genelinin libidinal duygularına tercüman olduğu kanaatini vermeye çalışır. Ayrıca Abuzer Ağa ailesi modelinde fakirlik psikolojisinin insanı nerelere getireceğini ve insana neler yaptırabileceğini de anlatır. Yediçınar Yaylası romanındaki şahıslardan hareketle aile yapısının sağlam bir aile yapısı olmadığı görülebilir. Sadakatsizliğin, ihtirasın, aldatmanın, yozlaşmışlığın ve bozulmuşluğun kendini tam hissettirdiği aile bireyleri Türk toplumunun hiçbir yerine yerleştirilemeyecek bir yapıda karşımıza çıkar. Romanda; sosyal, kültürel ve ahlâksal çözülmelerin olduğunu hissettiren bir şahıs kadrosu eylemleri gözler önüne serilmektedir. Yediçınar Yaylası’ndaki Kemal Tahir, romana bir yayla havasının serinliğinden çok bir hapis hayatının ve kapana kısılmışlığın ruhtaki olumsuz etkilerini, sübjektif gözlem ve tasvirlerin yansımalarını, tarihin ve Osmanlı devletinin son dönem kargaşasını yansıtır. Bu roman, okuyucuyu bazen kırsallığın saflığı arkasında bile sorgulamanın gerekliliği ilkesine yöneltir- Abuzer Ağanın tavrından hareketle- bazen de romanın asli unsurlarının tahlilindeki bedensel
Hayata Dair
Yediçınar YaylasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2021673 okunma
Puan vermedi
Sabretmeyeceksen a tabip derdimi sorma Anlatmaya bir başlasam ilk faslı kitaptır (s. 148) Şiir, şair ister; şair de şuur… Peki ya şuur ne ister, yahut onun bedeli nedir? Doğrusu bunun cevabını bilmiyorum. Belki de bu sorunun kesin bir cevabı yoktur. Çünkü insanın iç dünyasını büyüten her şey biraz da eksiltir onu ; her fark ediş biraz daha ağırlaştırır omuzlarını. Ama biz en iyisi konumuza dönelim ve kelimelerin bizi götürdüğü yere gidelim. Zirâ Ömer Demirbağ’ın Divan adlı şiir kitabı, zamanın içinden süzülüp gelen zarif bir ses gibi duruyor karşımızda. Bu eseri okurken insan kendini eskiyle yeniyi birleştiren bir köprünün tam ortasında buluyor,yani en azından kendimi öyle buldum. Ne tamamen geçmişte kalmış ne de bugünün yüzeyselliğinde kaybolmuş bir eser… Tam aksine , geçmişin inceliğini bugünün duygusuyla harmanlayan güçlü bir nefes taşıyor içinde. Bu noktada, Ömer Hoca’nın son yıllarda hayatımıza girişini de unutmamak gerek. Şiir okumalarıyla, özellikle hikâye tadındaki samimi anlatımlarıyla adeta “zaten hep buradaymış da biz yeni fark etmişiz” hissi verdi. Yıllardır yanmış ama bir türlü tütmemiş bir kandilin birden aydınlanması gibi… Önce TRT diyanet kanalında edebî programıyla , ardından çeşitli YouTube kanallarında ve televizyonlarda yayınlanan ders içerikli videolarıyla bir anda evlerimizin tanıdık sesi oldu. Onu dinleyenler ne demek istediğimi anlayacaktır zaten; konuşurken ders anlatan bir akademisyenden çok, yıllardır tanıdığınız bir dostla sohbet ediyormuşsunuz hissi bırakıyor. Dolayısıyla bu kitabı elimize alınca satırlar bize yabancı gelmiyor ; aksine, o sesin yazıya dökülmüş hâli gibi.. Kitap dört ana bölümden oluşuyor: Gazeller, Musammatlar, Nazmlar ve Ayşe’ye Dair. Bu bölümlerin her biri kendine özgü havasını yansıtıyor; beni bir
DivanÖmer Demirbağ · Diyanet İşleri Başkanlığı · 054 okunma
Puan vermedi
"Tesir etmeyen okuma neye yarar? İnsan kendisine ilave etmek için okur, unutayım diye değil." (s. 87) _____________ Ahmet Hamdi Tanpınar denince çoğumuzun aklına hemen romanlar gelir, biraz da şiirler… ama açık söyleyeyim, Edebiyat Üzerine Makaleler bambaşka bir yer. Bu kitap öyle alıp “okuyayım, bilgi edineyim” diye yaklaşılacak bir şey değil ; daha çok, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zihnine misafir olmak gibi. Sanki karşında oturmuş da sana edebiyatı anlatıyor, ama anlatırken de durmadan kendisiyle tartışıyor. Kitap dağınık gibi duruyor , çünkü makaleler farklı zamanlarda yazılmış; ama işin garibi, o dağınıklığın içinde çok sahici bir bütünlük var. Bir süre sonra fark ediyorsun ki Ahmet Hamdi aslında hep aynı meseleyi kurcalıyor: Edebiyat nedir, ne değildir ve biz onu neden sürekli yanlış anlıyoruz? Evvela, şiir meselesi... Ahmet Hamdi Tanpınar burada hiç dolanmıyor, şiiri bir fayda veya öğüt vasıtası yapmaya kalkan anlayışın karşısına âdeta bir duvar gibi dikiliyor. Zirâ ona göre "Şiirin her türlü menfaat endişesinden uzak, gayesini yalnız kendinde bulan bir mükemmeliyet olmasıdır" Fikir yürütmek, ikna etmek, bir davayı ispatlamak nesrin, yani düzyazının işidir ; lisanın o serbest mantığı "zekâmızın bütün faaliyetlerini ifade, gündelik hayatımızın bütün ihtiyaçlarını tesviye eder" . Fakat şiir dediğimiz o sıkı yapı, bir fikrin vaaz edileceği bir kürsü olamaz. Bizde şiirin sürekli bir dava taşıması istenmesine itirazı da tam buradadır ; "şiiri çok defa irşadın kürsüsünde vaaz eder gördük" diyerek bu zihniyeti eleştirir. Çünkü asıl sanat eseri "kendisinden başlar, kendisinde biter" ve bütün asaleti de buradan gelir diye anlıyorum. Saniyen, dil ve kelime meselesi de önemli ve belki de en önemli mesele... Şiirin bu "kendi içine kapalı" mükemmeliyeti, bizi ister istemez
Edebiyat Üzerine MakalelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 2018265 okunma
Bi bakıp çık istersen...
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
106 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 22:02
Eseri okumama ve yazarı tiyatro sahnesinde tanımama vesile olan arkadaşıma teşekkür mesajı yazdığımda kitap hakkında ne dersiniz ? Dediğinde cevabımı buraya iliştireyim :' eser şuur noktasında kaybettiğimiz şeyleri genel hatlarinda bizlere hatırlatmayı hedef alan kıymetli satırlardan oluşuyor. Malcolm X isimli tiyatrosu ile kitap arasında bağ kurdugumu düşünüyorum istemsiz.yani bir paket halinde olsa önce tiyatro sonra kitap okunsun tavsiyesinde bulunurdum.kitap , yazar ile sohbet eder tadında ayetlerden destekli , omurgalı duruşu olan zamana imzasını atmış değerli insanların satırları ile okura veda ediyor.her kitap bir dünya .bana yeni bir keşif hediye ettiğiniz için teşekkür ederim....' Seyfullah Şenel Bi Bakıp Çıkcm
Bi Bakıp ÇıkcmSeyfullah Şenel · Vadi Yayınları · 2021168 okunma