7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Kitap tam bir harp tarihçisi için yazılmış bolca planlardan bahsediyor. Kitabın içerisinde ilişkiler hakkında da bilgiler mevcut örneğin Enver ve Cemal paşaların yıllar geçtikçe olan ilişkileri gibi. Okudukça yapılan stratejik hataları fark ediyorsunuz ancak cephenin kaybedilme sebebi sadece bu değil İngilizlerin teknik ekipman olarak üstün olmaları da etkili. Türk birlikleri bunlara rağmen çok etkili bir direniş sergilediler. Kitabın çevirisinde sorunlar mevcut. Yazarın Ermeni tehcirine bakışı gibi meseleler yanlış olsa da çok önemli bir kaynak.
Türklerle Süveyş Kanalına 1914-1917Baron Kress von Kressenstein · Dorlion Yayınları · 20241 okunma
Biraz da tarih incelemeleri :)
Puan vermedi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki Türkiye Hüner Tuncer Doç. Dr. Hüner Tuncer’in titiz bir arşiv çalışması ve diplomatik birikimiyle kaleme aldığı Menderes’in Dış Politikası eseri, Türk dış politikası tarihinin en radikal dönüşüm süreçlerinden birini uluslararası ilişkiler disiplininin temel yapı taşları üzerinden analiz eden sarsıcı bir kitaptır, Tuncer, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini oluşturan ve geleneksel dış politikayı biçimlendiren Atatürkçü ilkeler ile 1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti (DP) iktidarı tarafından hayata geçirilen pratikler arasındaki derin kırılmayı mercek altına almaktadır. Kitap, temelde realist bir uluslararası politika perspektifiyle yazılmış olup, bir devletin kendi ulusal gücüne dayanmaksızın, salt bir süper gücün koruyuculuğuna ve dış yardımlara yaslanarak tam bağımsızlığını sürdüremeyeceği tezini savunmaktadır. Tuncer, yapısal analize geçmeden önce, Atatürk dönemi dış politikasının "gerçekçilik", "tam bağımsızlık", büyük güçler arasında denge kurma ve ideolojik dogmalardan uzak durma gibi temel prensiplerini anımsatarak, Menderes dönemindeki "sapmanın" teorik ve pratik boyutlarını daha görünür kılmaktadır. Uluslararası sistemin İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok kutupluluktan iki kutupluluğa evrilmesi ve Soğuk Savaş’ın tırmanması, Türkiye’nin jeopolitik konumunu kırılgan bir zemine taşımıştır. Eserde, bu dönemin en kritik eşiklerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı ertesindeki Türk-Sovyet ilişkileri ve SSCB’nin Boğazlar ile Doğu Anadolu üzerindeki haksız talepleri teferruatlı bir biçimde incelenmektedir. Yazar, bu noktada önemli bir tarihsel ayrım yapmakta; İsmet İnönü dönemindeki Batı’ya yakınlaşma hamlelerinin savaş sonrası koşulların ve Sovyet tehdidinin dayattığı istisnai, konjonktürel bir zorunluluk olduğunu belirtirken, DP iktidarının bu çizgiyi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki TürkiyeHüner Tuncer · Kaynak Yayınları · 20133 okunma
Reklam
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 22:28
#KitapYorum #CenkKayakuş #SonFiravun #KanonYayınları #Kitabaaşıkokumayasevdalı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Kanon Yayınları'ndan çıkan, Cenk Kayakuş'a ait "SON FİRAVUN" isimli tarihi romanı tanıtmaya çalışacağım. Cenk Kayakuş kitaplarını okumak bana göre ayrıcalık. Öncesinde "KAYIP KITA", "UÇUŞ 345" isimli eserlerini okumuş çok beğenmiştim. İçimden de gizliden diğer kitaplara talibim düşüncesi altın yaldızlı hazine notluğuna okunmak üzere eklemiştim bile. Hepsinde heyecan, gizem, merak, adrenalin, gerilim tavan. Elinizdeki kitaplar bittiğinde, ne okurum derdi sarmışsa, sıkılıp bunaldıysanız, arayıştaysanız eğer zulanuzda Cenk Kayakuş kitapları varsa çok şanslısınız, kurtardınız günü diyebilirim. Hani yemek sonrası en sevdiğiniz tatlıya sıra gelir ya!.. Tam da bu iştahla "SON FİRAVUN" a tutundum desem mübalağa etmiş olmam. Her sayfa heyecan, gizem, aksiyon, gerilim. Tüm duygularınız fişini elektrik prizine takmışcasına aydınlanıyor. Kendinize geliyorsunuz. Hani çok susarsınız su ılık gelir, o sıcakta bir işe yaramaz. Yavandan mideye yuvarlarsınız. Bu eser tüm dıyguların hakkını veren cinsten. Yani o soğuk suyla dirilişiniz bu kitapla kavilli. Cenk Kayakuş tarihsel olayları günümüze bağlamayı seven bir yazar. Okurun nabzını biliyor. Nokta atışlar hükmünde. Hadi şimdi Mısır'a gidelim, kızgın çöllerde kahramanımız Hakan Geda neler yaşamış konuya ekmek bandıralım. "SON FİRAVUN" Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethi, II. Dünya Savaşı ve günümüzü birleştiren gizemli bir hazine avını konu alan bir macera romanı. Topkapı Sarayı’ndaki "tılsımlı gömlekler" gibi somut tarihi ögeler ve Herihor hazinesi gibi arkeolojik mitler kurgunun omurgasını oluşturuyor. Temposu yüksek, kronolojik katmanlar arasında köprüler kuran, tarihsel gerçekliklerle kurguyu harmanlayan sürükleyici
Son FiravunCenk Kayakuş · Kanon Kitap · 202241 okunma
Falih Rıfkı Atay - Zeytindağı
Puan vermedi·192 syf.··
2026 2. kitabı
Çankaya gibi bu eser de anektotlar şeklinde kaleme alınmıştır. Zeytindağı Kudüs'te bulunmaktadır. Yazar 1. Dünya Savaşı'nda yedek subay olup Cemal Paşa'nın emir subaylığını yapmıştır. Eseri okurken bende oluşan izlenim sürekli boşa kürek çekmiş bir milleti hissetmekti. Alâkamız olmayan, madden bir katkı alamadığımız topraklar için başka milletlerin meselelerinin ortalarında kalmış; maddî, manevî ve beşerî kayıp vermiş; Karşılığında yine kin ve ihanet almışız desek yeridir. Aslında Cemal Paşa'nın ne kadar önemli bir adam olduğunu da eserden kavradım diyebilirim. Zamanının ötesinde bilgili ve yetkili, tam bir vatanseverdir. Şatafatı sever ama yolsuzluk yapmaz, devlet malına dokunmaz. Filistin ve Suriye'de görevlendirildiğinde oraların hem iskânı hem güvenliği için profesyonelce uğraşmış hâttâ oralar kaybedildiğinde Anadolu'ya bakarak bu hizmetleri bu topraklarda yapmış olmayı dilemiştir. İstifası da Kudüs'ün düşmesi sonrasında olmuştur. Atay da Enver yerine Cemal Harbiye Nazırı olsa 1. Dünya Savaşı'na dahi girmeyeceğimizi "Keşke" diyerek anlatır. Ancak İttihat ve Terakki'nin yaptım olduculuğunun ikisinde de olduğunu aktarır. Cemal Paşa "Yok kanun, yap kanun." Enver paşa "Yaparım olur, bozarım olmaz " diyerek aslında bir arkadaşımın "İttihat ve Terakki günümüzün akp'sidir." sözünü de desteklemiştir. Daha önce Twitter'da denk geldiğim Hicaz'a yapmak yerine Doğu vilayetlerine tren yolu yapmayı öneren düşüncenin Talat Paşa tarafından düşünüldüğü ancak buna Ruslardan izin almadan girişilemeyeceğini eserde bir anekdotla aktarır. Yine güzel bir nokta, yazar gençliğinde hayalindeki Türk devleti için Enver'in de ortadan kalkması gerektiğini düşünmektedir. Ona göre Almanya savaşı kazansa bile Enver'le birlikte Orta Çağ İslamiyet zihniyeti olanca yeşilliğiyle devam edecektir (tam
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Hata Asıl Neredeydi?
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 10:57
Fawaz A. Gerges, Orta Doğu'da Demokrasi Neden Başarısız Oldu? Hata Asıl Neredeydi? diyerek Orta Doğu'ya (özel de ise İran ve Mısır) bakıyor. Burada Bernard Lewis'in Hata Neredeydi? adlı kitabına atıfta bulunup araya "asıl" sorusunu ekleyerek Lewis ve onun gibi düşünenlerin dışında farklı şeyler söylüyor. Lewis, Orta Doğu'nun gelişememesinde dinin rolüne özel vurgu yaparken, Gerges ise İngiliz ve Amerikan emperyalizmin bu coğrafyada yaptığı siyasi yanlışlara öncelik veriyor. Bu yanlışlıkların da bugün de devam eden sorunların da temelini oluşturduğunu ifade ediyor. Yazar, özellikle şunu da vurguluyor: 1950 ve 1960'lı yıllarda İran ve Mısır'da seküler ve milliyetçi yapılar akamete uğratılmasıydı şu anki Sünni ve Şii yapılar bu kadar güçlü olabilirler miydi? Bu açıdan da olayları yorumlayıp dün, bugün ve yarına bakabilmek de önemlidir. 2. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni düzen içinde iki cephenin de dışında kalmak isteyen ülkeleri de zorlu bir süreç bekler. Bu kapsamda özellikle İran'da petrol alanlarının millileştirilmesini isteyen başbakan Musaddık ile Mısır'da yine milliyetçi söylemlerle iktidarı ele geçiren (Süveyş kanalını İngiliz ve Fransızlardan kurtarmak, halkın yoksulluğunu gidermek için çeşitli çareler üretmek vb.) Nasır ele alınıyor. İngiliz ve Fransızların yavaş yavaş bölgeden çekilmesi ve yerine ABD'nin geçmesi bölgede güç dengeleri anlamında da değişikliğe yol açar. Bir yanda ABD'nin güdümündeki Körfez devletleri (ya da kabile devletleri) diğer yanda bağımsız hareket etmek isteyen Mısır ve İran. Bu durum bugün bile tehlikeliyken 1950 - 60'lı yıllarda farklı ses çıkarmak iki liderin de sonunu hazırlar. Orta Doğu zengin yer altı kaynaklarına sahipken neden ekonomik ve teknolojik bir başarı ve ilerleme sağlayamadı? Ümmet fikri neden bağlayıcı olmadı
Hata Asıl Neredeydi?Fawaz Gerges · Timaş Yayınları · 20266 okunma
Puan vermedi·378 syf.··
2026 34. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 00:00
80 Günde Devri Alem: Jules Verne'in yazdığı, Phileas Fogg ve Uşağı Passepartout bir iddia sonucu dünyanın çevresini 80 günde dolaşıp tekrar Londra'ya döneceği enfes bir hikayedir. Verne denizci bir aileden geldiğini kitapta da hissediyoruz. Fazla teknik detaya kaçmadan denizcilikten de anladığını kitabı okurken görüyoruz. Londra'dan başlayıp Mısır'da Süveyş, Hindistan'da Bombay ve Kalküta, Hong Kong, Yokohama, ABD'de San Francisco ve New York'u geçip Londra'ya dönüşü ve yaşadığı maceralar anlatılıyor. Gelelim çeviriye... Ben kitabı İthaki Yayınlarından çıkan Pınar Güzelyürek çevirisini okudum. Berbattı. Tek kelimeyle berbattı. İmla hatalarını geçiyorum olabilecek şeylerdir, gözden kaçmıştır. Ama bu çeviri tam olarak fecaatti. Bir çevirmenin en çok dikkat etmesi gereken, metni çevirirken bağlamını göz önüne almasıdır. Burada ise hiç dikkate alınmamış. Mesela ''noeud'' Fransızca bir kelime olup ilk anlamı düğüm demektir. Ancak metin bağlamında deniz mili anlamına gelen knot için kullanılmıştır. Çeviri ise ''11 ile 12 düğüm arası'' diye çevrilerek komik bir şeye imza atılmış. Çeviri de en önemli unsur da istikrardır. Bir metinde bir kelime ne anlamda çevrilmişse o aynen devam etmelidir. Ne demek istiyorum bir örnek ile açıklayayım. İngiliz ölçü birimi olan feet/foot metinde bazı yerlerde adım bazı yerlerde kelimenin Türkçe'de yer alan ilk anlamı da olan ayak olarak çevrilmiş. Eğer adım olarak çevrilse buna itiraz etmezdim. Ama bazı yerlerde ayak bazı yerlerde adım olarak çevriliyorsa bu iş bilmemezliktir, umarsızlıktır. Ve tabii saygısızlıktır. En başta yazara ve daha sonra okuyucuya büyük bir saygısızlıktır. Son olarak eklemek gerekir ki eskiden 1940'lı yıllarda özel isimler okunduğu gibi yazılırdı. Yani Transkripsiyon yapılırdı. Elimdeki İthaki Yayınları basımı Pınar
Alıntı
80 Günde Devri AlemJules Verne · İthaki Yayınları · 201624bin okunma
Reklam
Reklam