Tıpkı o gece rüyamda gördüğüm gibi karanlık ve kasvetliydi gökyüzü.
Geriye sadece külleri kalana dek yanacaktı o gelinlik…
“Oysa sana dünyaları verecektim” dedi isyan eder gibi. Alevlerin gürültüsüne karışan sesi ruhumun intiharıydı.
“Ama sen bana serzenişten başka bir şey vermedin...”
“Neden lan, neden? Neden benden bu kadar nefret ettin ki? Neden ilk fırsatta sırtımdan bıçaklayıp koşa koşa o herife gittin ki? Neden?” Sözlerinin sonunda ellerini iki yana indirdi ve yumruklarını ölesiye bir öfkeyle sıktı. Her bir adımı yavaş, her bir adımı sızılıydı. Üzerine gitmemden korkuyor, adımlarını yavaş yavaş atıyordu.
“Önce annem, sonra sen!” diye haykırdığında yine sımsıkı yumdum gözlerimi. “Nasıl da güzel sevmediniz beni!”