Kitap büyük olaylardan çok, kaçırılmış fırsatların, ertelenmiş hayatların ve içe atılmış pişmanlıkların etrafında şekillenmiş.Vanya, Sonya, Astrov ve Profesör Serebryakov aslında aynı sorunun farklı yüzleridir: “Boşa geçmiş bir hayatla ne yapılır?”
Eserdeki karakterler yüksek sesle isyan etmez; tam tersine, içlerindeki boşluğu gündelik konuşmaların arasına gizlerler.Kitabın gücü de burada ortaya çıkıyor.Okur ya da seyirci, karakterlerin dramatik bir patlama yaşamasını beklerken, hayatın olduğu gibi devam ettiğini görür.Bu devam ediş, eserin en ağır tarafı.Çünkü gerçek hayatta da çoğu hayal kırıklığı sessizce taşınır.Vanya Dayı, aşkın karşılıksızlığını, emeğin değersizleşmesini ve zamanın geri döndürülemezliğini anlatır. Kısacası insan çoğu zaman hayalini değil, kaderini yaşar.
Çehov’un insanın içindeki kötülüğü ve ahlaki çöküşü en sert biçimde anlattığı eserlerden biri. Aile bağlarının para ve çıkar uğruna nasıl yok olabildiğini, sıradan insanların içindeki acımasızlığı sade ama sarsıcı bir dille göstermiş bizlere. Akıcı ve kısa olduğu için sıkmayan bir kitaptı.