gözlerime alacakaranlık çökerken etrafımdaki dünya ve gökyüzü bir sevgilinin sureti gibi ruhumda yerini almışken ruhun nasıl sonsuz tanrı'nın aynası ise, ruhuna ayna tutacak kadar dolu ve sıcak bir biçimde içinde var olan şeyin soluğunu kağıda üfleyebilsen! -dostum-
ve her şey yabancıydı. ağaç yabancıydı, günbatımı yabancıydı, su yabancıydı, tadı ve kokusu farklıydı; sanki ölenlerle birlikte biz de yeryüzünü terk etmiş ve başka bir dünyaya geçmiştik, esrarengiz olayların ve kasfetli, uğursuz gölgelerin dünyasına.