Neden devletlerin ve şirketlerin milyarlarca doları, laboratuvarlara ve üniversitelere akmaya başladı? Akademik çevrelerde çoğu kişi saf bilime inanacak kadar naiftir. Devletlerin ve özel şirketlerin özveriyle, onlara canları hangi bilimsel araştırmayı yapmak istiyorsa onu yapmaları için para verdiklerine inanırlar, ama bilimin finanse edilmesindeki gerçeklik bu değildir.
Çoğu bilimsel araştırma finanse edilmektedir çünkü birileri bu araştırmaların sonucunda ortaya çıkacak birtakım siyasi, ekonomik veya dini şeylere inanmaktadır. Örneğin 16. yüzyılda krallar ve bankerler dünyanın etrafını dolaşacak seyehatlere muazzam finansal kaynaklar aktarmışken, çocuk psikolojisiyle ilgili araştırmalar için bir kuruş bile ayırmamıştır. Bunun nedeni de kralların ve bankerlerin dünyanın yeni bölgelerinin keşfedilmesi durumunda kendilerinin de yeni topraklar fethedeceği ve yeni ticaret imparatorlukları kuracağı beklentisidir, öte yandan çocuk psikolojisini daha iyi anlamanın kendilerine bir kâr getirmeyeceğinin farkındadırlar.
Endüstriyel et çiftliğindeki bir buzağı, doğumdan hemen sonra annesinden ayrılarak vücudundan çok da büyük olmayan ufacık bir kafese koyulur ve bütün hayatını burada geçirir (ortalama dört ay). Kafesten asla çıkmaz, kaslarının gelişmemesi için diğer buzağılarla oynamasına veya yürümesine de izin verilmez, çünkü yumuşak kaslar yumuşak ve sulu biftekler demektir. Buzağının ilk defa yürüme, kaslarını esnetme ve diğer buzağılarla temas kurma fırsatı kesimhaneye giderken olur. Evrimsel anlamda buzağı tarih boyunca yaşamış en başarılı türlerden biridir. Fakat aynı zamanda gezegendeki en zavallı hayvanlardan da biridir.
"Hak mı? Hak! Dünyanın neresinde hak kalmış? İnsanlar onu öldürdü. Her bir bireyin kendi hakları var ama onların, onların güçleri var ve aslolan da budur."
"Neden bu güce sahipler? Çünkü bunu onlara siz verdiniz ve ancak siz korkak davrandığınız sürece güce sahip olacaklar. İnsanlığın şu anda korkunç diye nitelendirdiği her şey, bütün dünyada iradesi sağlam on kişiden ibaret ve bir başka on kişi bunu yıkabilir. Bir insan, yaşayan tek bir insan onların güçlerini reddettiği zaman, gücü öldürmüş olur. Ama olduğunuz yerde durumu kabullenip 'Belki arada kaynarım' dediğiniz, onlara boyun eğdiğiniz ve onları kalplerinden vurmak yerine aralarında kaynarım dediğiniz sürece kölesiniz demektir; işte bu durumda yaşadığınız her şeyi hak etmiş olursunuz..."