Ahmet Öztürk

Dickens Notları -2-
Aramak güzel, heleki kitap aramak daha güzel.  Charles Dickens'in <<Martin Chuzzlewit>> romanını beş senedir arıyorum. Baskısı bitmiş yeniden basılmamış, internette de bulamadım. Nadir Kitap'ta bir aralar vardı ama farklı ve çok eski bir baskıydı, fiyatı da çok yüksekti almak istemedim. Yeni baskı için İletişim Yayınları'nın sayfasını takip etmeye başladım. "Yakında" yazısına kandım, basıldı basılacak diyene kadar beş sene geçti. En son Trabzon'daki tüm kütüphaneleri taradım sadece bir tane vardı o da Trabzon İl Halk Kütüphanesi'nde. Uzun zamandır hep ödüçte gözüküyordu. Bugün yolum o tarafa düştü. Gittim, sordum. Olduğunu düşünmüyordum ama varmış, sağ olsunlar bulup getirdiler de kavuştuk sonunda birbirimize. Okunmadık Dickens romanı bırakmayana kadar yola devam...Bir gün İngilizce'yi tam manasıyla öğrenebilirsem sebebi Dickens olacaktır. Charles Dickens Martin Chuzzlewit
Ayşe Tuğba Bulut isimli okura yanıt verildi
Ahmet Öztürk
Ayşe Tuğba Bulut teşekkür ederim bu güzel haber için. Dickens'in okunmamış tek kitabı kalmayana kadar devam. 🫡👋🏻
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
K.A.L-Çalma Listesi
Kendilerini hatırlattıkça eskilerden, Keşfettikçe yenilerden, Dinledikçe tüketilemeyen, Kıyıda, köşede kalmışlardan, Çoğunlukla sözsüz, (Tercihen piano ve keman. Üstadımız: Ludovico Einaudi) Kendini saatlerce dinlettiren, Yormayan, Dinledikçe huzur veren, Aşırıya kaçmayacak kadar melankolik, Biraz Karadeniz esintisi, (Karadenizli olduğumuz belli olsun.) Belki biraz da folk-epik müzik. Not: Ekleme yapabilirsiniz. Ama sadece en iyiler… (Burada dursun, bir gün lazım olur.)
Ayşe Tuğba Bulut isimli okura yanıt verildi
Ahmet Öztürk
Aralarında "Windless Plain" gerçekten çok hoşuma gitti. Bulunduğu albüme baktım -Journey- bazıları (blood in the bayou ve delta moan) gerçekten etkileyici. Gönderide tanımladığım kıstas maddelerinin neredeyse hepsi var. Dinlerken hissettiklerimi tanımlayıp kendime göre yazmaya çalıştım. *Tanıdıklık hissi, geçmişten gelen bir hava, belki bu yüzden içe dokunuyor. *Tarih yada savaş film-oyun havası (ama süreç odaklı bir strateji oyunu yada tarihi bir belgesel film havasında) *Kimi zaman dramatik kimi zaman sinematik-epik unsurlar. *Folk unsurlar / Western esintisi *Harmanlanma şekli, uyumlu bir çorba gibi çok unsurlu ama bir akış var (herkes sıraya girmiş sırayı bozan, kavga çıkaran biri yok) *Yolculuğa çıkma hissi, bir hikayenim içinde gibi. (Bir saat olsa dinlenir.) *Akustik ve hafif bir esinti gibi kimi zaman *Hafif bir melankoli de var (windless plain da) *Ve minimalist bir yapı, çok sesli ama sade. Sonuç olarak tam olarak tanımladığım tarzı ifade eden bir öneri olmuş. Hepsinden var. Teşekkür ederim. :)
Dickens Notları -2-
Aramak güzel, heleki kitap aramak daha güzel.  Charles Dickens'in <<Martin Chuzzlewit>> romanını beş senedir arıyorum. Baskısı bitmiş yeniden basılmamış, internette de bulamadım. Nadir Kitap'ta bir aralar vardı ama farklı ve çok eski bir baskıydı, fiyatı da çok yüksekti almak istemedim. Yeni baskı için İletişim Yayınları'nın sayfasını takip etmeye başladım. "Yakında" yazısına kandım, basıldı basılacak diyene kadar beş sene geçti. En son Trabzon'daki tüm kütüphaneleri taradım sadece bir tane vardı o da Trabzon İl Halk Kütüphanesi'nde. Uzun zamandır hep ödüçte gözüküyordu. Bugün yolum o tarafa düştü. Gittim, sordum. Olduğunu düşünmüyordum ama varmış, sağ olsunlar bulup getirdiler de kavuştuk sonunda birbirimize. Okunmadık Dickens romanı bırakmayana kadar yola devam...Bir gün İngilizce'yi tam manasıyla öğrenebilirsem sebebi Dickens olacaktır. Charles Dickens Martin Chuzzlewit
Ayşe Tuğba Bulut isimli okura yanıt verildi
Ahmet Öztürk
Ayşe Tuğba Bulut Teşekkür ederim. Bunu da not ettim. Paylaşımınız üzerine aklıma geldi. Dickens'in etkiledikleri ve etkilendiği kitaplar ve yazarlar bir başlık altında toplanıp paylaşılabilir.
Kimi eğlenmeye, kimi çalışmaya, kimi istirahat etmeye gidiyordu. Fakat hepsi benim kendi kendime müstağni olduğunu farz ettiğim şeye, paraya, menfaate koşuyorlardı. Bu şüphesizdi! Vazife, hamiyet, fazilet, fedakârlık... Hatta masivadan vazgeçiş bile bir örtü, gören bir göze karşı altındakini saklayamayan ince tül bir perde idi. Bu perdenin altında daima para ve menfaat vardı. Yalnız ben! Zavallı mariz, onun için, para ve menfaat için yaşamıyordum. Fakat şimdiye kadar niçin uğraştım, gülümsedim: "İlim ve vukuf için!" demek istiyordum. Heyhat! Ziya ve hakikate diye mütemadiyen zalam ve cehalete koşmuştum. En nihayet sade ve ahmak bir köylü gibi itminan-ı kadîme gayrıihtiyari zebun olduğunu itiraf eden Darwin'den ne öğrendim? Hiç, hiç, hiç... İtiraf etmeliydim ki herkes gibi ben de bir cahilim! Herkesten ziyade cahilim, çünkü onların irsî ve intikalî efkâr ve itikadatı var. Halbuki benimkiler tamamıyla iflas etti. Yıkıldı. Ve yerlerine hiçbir şey ikame edemedim. Sıhhatimi kaybettim. Şimdi hasta ve gayrıtabii bir mevcudiyetin hamiliyim. Gittikçe büyüyen bikarârî ve şaşkınlığım bu mevcudiyet yükünü daha ziyade ağırlaştırdı. İtiraf etmeliyim; işte eziliyorum. Düşünmemek istiyorum...
Ahmet Öztürk isimli okura yanıt verildi
Ahmet Öztürk
Biraz düşününce, etrafa bakıp sorgulayınca ortak düşünceler hasıl oluyor sanırım.
Kimi eğlenmeye, kimi çalışmaya, kimi istirahat etmeye gidiyordu. Fakat hepsi benim kendi kendime müstağni olduğunu farz ettiğim şeye, paraya, menfaate koşuyorlardı. Bu şüphesizdi! Vazife, hamiyet, fazilet, fedakârlık... Hatta masivadan vazgeçiş bile bir örtü, gören bir göze karşı altındakini saklayamayan ince tül bir perde idi. Bu perdenin altında daima para ve menfaat vardı. Yalnız ben! Zavallı mariz, onun için, para ve menfaat için yaşamıyordum. Fakat şimdiye kadar niçin uğraştım, gülümsedim: "İlim ve vukuf için!" demek istiyordum. Heyhat! Ziya ve hakikate diye mütemadiyen zalam ve cehalete koşmuştum. En nihayet sade ve ahmak bir köylü gibi itminan-ı kadîme gayrıihtiyari zebun olduğunu itiraf eden Darwin'den ne öğrendim? Hiç, hiç, hiç... İtiraf etmeliydim ki herkes gibi ben de bir cahilim! Herkesten ziyade cahilim, çünkü onların irsî ve intikalî efkâr ve itikadatı var. Halbuki benimkiler tamamıyla iflas etti. Yıkıldı. Ve yerlerine hiçbir şey ikame edemedim. Sıhhatimi kaybettim. Şimdi hasta ve gayrıtabii bir mevcudiyetin hamiliyim. Gittikçe büyüyen bikarârî ve şaşkınlığım bu mevcudiyet yükünü daha ziyade ağırlaştırdı. İtiraf etmeliyim; işte eziliyorum. Düşünmemek istiyorum...
Ahmet Öztürk
Kimi eğlenmeye, kimi çalışmaya, kimi dinlenmeye gidiyordu. Ama hepsi, benim kendimi ondan uzak gördüğümü sandığım şeye —paraya, çıkara— koşuyorlardı. Bu kesindi! Görev, fedakârlık, fazilet… Hatta dünyayı terk etmiş gibi görünenler bile, sadece üzerlerini örten ince bir tül taşıyordu. Ama o tül, altındaki çıkarı gizleyemeyecek kadar şeffaftı. Yalnız ben! Zavallı bir hasta olarak, para ve çıkar için yaşamıyordum. Ama şimdiye dek neden uğraştım, neden gülümsedim? “Bilgi ve anlayış için!” demek istiyordum. Heyhat! Aydınlığa ve hakikate gittiğimi sanarak hep karanlığa ve cehalete koşmuşum. Sonunda, eskiye güvenmekten başka çaresi kalmayan sade bir köylü gibi, Darwin’den ne öğrendim? Hiçbir şey. Hiç... İtiraf etmeliydim: Ben de herkes gibi cahildim. Hatta belki daha da cahil… Çünkü onların miras kalan düşünce ve inançları vardı. Benimkilerse yıkıldı ve yerlerine hiçbir şey koyamadım. Sağlığımı kaybettim. Şimdi hasta ve doğaya aykırı bir varoluşun taşıyıcısıyım. Gittikçe büyüyen kararsızlığım ve şaşkınlığım, bu yükü daha da ağırlaştırıyor. Evet... itiraf ediyorum: Eziliyorum. Artık düşünmek istemiyorum...