Martin Chuzzlewit

Charles Dickens
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“Sefiller’den Karamazovlar’a Uzanan Rafımda Yeni Bir Dev:
Puan vermedi·866 syf.··
2025 168. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 08:30
Herkesin kitaplığında yıllar geçse bile yerini koruyan, okurun içindeki bir kapıyı açan birkaç özel kitap vardır. Benim için bu rafın baş köşesinde Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşleri, Victor Hugo’nun Sefilleri Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ı gibi unutulmaz eserler dururdu. “Favoriler” listem uzun zamandır değişmezdi; her biri zihnimde ayrı bir evren kurmuş, kalbimde başka bir titreşim bırakmıştı.Ama sonra Martin Chuzzlewit ile karşılaştım.Charles Dickens’ın bu romanı, okuma hayatımda beklemediğim bir yerde bir kapı daha araladı. O kadar uzun süredir okuduğum halde artık çok az kitap beni gerçekten heyecanlandırıyordu fakat Martin Chuzzlewit beni ilk sayfasından itibaren içine çekti, şaşırttı, düşündürdü yer yer kızdırdı ve en sonunda beni derinden etkiledi. Sanki yıllardır kitap okuyan biri olarak uzun zamandır unuttuğum o “çocukça heyecan”ı yeniden hissettim Bu yüzden artık favori rafımda çoktan kendine yer açtı: Martin Chuzzlewit, benim için sadece bir roman değil, yeniden okuma isteği uyandıran, okurla arasında gizli bir bağ kuran bir yolculuk. Beni çok heyecanlandıran durumuna elimden geldiğince hak edilmiş bir inceleme yazmak isterim: Öncelikle ROMANIN KONUMU Martin Chuzzlewit, yazarın hem edebi dönüşümünü hem de Viktorya toplumuna dair en keskin eleştirisini barındıran romanlarından biridir. Dickens bu romanı, önceki iki eserinin satışlarının düşmesi sonucu kendi edebi otoritesini yeniden inşa etmek için kaleme almıştır. Bu nedenle roman, hem tematik hem teknik açıdan özel bir özenle işlenmiş, karakter örgüsü adım adım hesaplanmış bir yapıda.Dickens'ın “ahlaki yozlaşmaya karşı içsel dönüşüm” fikrini en derin biçimde işlediği romandır.ilk başlarda beklenen popülerliği göstermedi. Dickens’ın kendi cümleleriyle “okur halkın hem
1000Kitap
Martin ChuzzlewitCharles Dickens · İletişim Yayınları · 2011114 okunma
Puan vermedi·866 syf.··
2018 252. kitabı
MARTIN CHUZZLEWIT Yazar: CHARLES DICKENS Çeviri: MURAT BELGE İLETİŞİM YAYINLARI 1. BASKI 2011 866 SAYFA Konuşmacının ara sıra tanık olduğumuz hitabet patlamalarına ne kadar hayran olursak olalım, yazılmış soylu sözcükler genelde, nasıl ki yıldızlarla dolu gök kubbe nasıl bulutların arkasındaysa, uçup giden konuşma dilinin çok çok arkasında ya da yukarısındadır. Bir yıldızlar vardır, bir de onları okuyabilenler. Astronotlar durmaksızın yıldızlar üzerine yorum yapar ve onları gözlemler. Bu sözcükler günlük konuşmalarımız ve buğulu nefesimiz gibi birer soluktan ibaret değildir. Genelde konuşma sırasında hitabet gücü olarak adlandırılan çalışma sırasında yalnızca retorik olduğu ortaya çıkar. Konuşmacı geçici bir anın ilhamına yenik düşer ve önündeki kitleye, onu duyabilenlere konuşur; fakat daha sakin bir hayat yaşayan ve konuşmacıya ilham veren olaya ve kalabalıkta dikkati dağıtacak olan yazar insanlığın aklına ve kalbine, onu anlayabilecek her çağdan her insana konuşur. Charles Dickens onu anlayabilecek her çağdan her insana konuştuğunu düşünüyorum. Martin Chuzzlewit insanlar arasındaki çıkar çatışmalarını, aile içi ilişkilerinin gerilimler sonucunda ne boyutlara ulaştığını sergiliyor. Martin yaşlı ve zengin bir kişidir. Bazılarının sandığı kadar zengin olmasa da varlıklıdır. Bazılarından duyduğumuz kadarıyla cimri olduğu söylenir ve herkes buna inanır ama cimri değildir. Para saklamaktan hiç zevk almaz, para sahibi olmak ona zevk vermez. Zenginliğinin başka ellerde iyi işler yaptığını yada yaradığını düşünür, başka ellerde zafere ulaştığını, bir kıvanç vesilesi olduğunu, dürüstlük, talih ve zevk yollarının kapalı kapılarını açacak anahtar olabildiğini bilir. Hangi adama ya da kadına, hangi değerli, dürüst, yozlaşmayacak yaratığa, şimdi ya da öldükten sonra, böyle
Martin ChuzzlewitCharles Dickens · İletişim Yayınları · 2011114 okunma
MASKELİ BALO..!!
10/10
·876 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2025 17:31
''...insanın yüreğinde neyin gizli olduğunu bilemeyiz; yüreğimizde camdan pencereler olsaydı, bazılarımızın panjurları kapalı tutması gerekirdi.'' Herkese merhabalar. Öncelikle uzun zaman sonra inceleme yazma hevesime beni tekrar döndüren bu kitabın yaratıcısı Dickens’a sevgi ve saygılar. İncelememe biraz kendisinden bahsederek başlamak istiyorum. İngiliz Edebiyatı, bünyesinde gerçekten birbirinden değerli yazarlar ve şairler barındırıyor. Dönemsel olarak ele alırsak eğer bana en çekici gelen dönem Viktorya Dönemi. 19.yy’ın ortası ve 20.yy’ın başına kadar devam eden bu dönemin birbirinden kıymetli temsilcileri var. Dickens ise bana göre kesinlikle zirvede. Yarattığı birbirinden güzel, farklı, derin, maceracı karakterlerle bize muazzam eserler sunan Dickens’ı okumak çok büyük bir keyif. Dickens deyince tabi aklımıza Oliver Twist, İki Şehrin Hikayesi, Büyük Umutlar gibi dünyaca ünlü eserleri geliyor. Zaten onun yazıp da popüler olmayan bir eserine denk gelmek neredeyse imkansız. Ancak bir eseri var ki hiçbir zaman gereken ilgiyi görmemiş. Sadece bizim ülkemizde mi ilgisiz kalındı diye araştırdım ancak İngiltere’de de çok konuşulan bilinen bir eser olmadığını öğrendim. Dickens’ın bu kitabı parça parça aylık taksitler halinde yayınlanmış. 1.5 senelik bir yazılma sürecinden geçmiş. İlk parçaların yeteri ilgiyi görmemesinden sonra Dickens, hikayede değişikliğe gitmek ve biraz heyecan katmak için Amerika detayı eklemek istemiş ve Amerika’ya gidip orada gözlemlerde bulunup, hikayesinin bir kısmına Amerika’yı eklemiş. Peki, gelelim kitaba. Bu kitap neden bu kadar güzel? Öncelikle şu bir gerçek ki Dickens, bu kitaba müthiş çalışmış. Karakter tahlilleri kusursuz. Her karaktere ayrı bir kitap yazılabilir. Öyle ki, bazı karakterler sinir katsayımızı yükseltiyor ve bazen kendimi
Martin ChuzzlewitCharles Dickens · İletişim Yayınları · 2024114 okunma
6/10
·876 syf.··
2025 31. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2025 22:54
Okuması keyifli fakat bir kaç karakterin akılda kalıcı sıradışılığı haricinde yanınızda götürebileceğiniz bir içerik sunmuyor genel anlamda. Kişi ve aralarındaki olayların örüntüsü bir çok Dickens romanındaki gibi kusursuz. Karakter tasvirleri yeterli, boğmadan ve kıvamında. Çevre tasvirleri de aynı şekilde. Kurgu biraz dağınık ama bu romana ayrı bir hava katmış ve “arkası yarın” dizilerindeki bekleme dürtüsüne benzer şekilde okuru diri tutuyor. Bu durum akıbetini merak ettiğiniz bölüm hikayeleri için fazlasıyla geçerli. Bazı bölümler içinse değil. Dickens, Zweig’in de dediği gibi, okurken neşeli bir zaman geçirme beklentisinde olduğunuzda, çoğu zaman da mutlu sonlarla biten romanlarıyla hep saklandığı köşeden çıkmaya hazır bir yazar. Okuma olarak Büyük Umutlar, Müşterek Dostumuz ve Kasvetli Ev sıralamasının başına alınabilir.
Martin ChuzzlewitCharles Dickens · İletişim Yayınları · 2024114 okunma

Yazar Hakkında

Charles DickensYazar · 78 kitap
Charles Dickens (7 Şubat 1812 – 9 Haziran 1870), İngiliz yazar. Memur bir babanın oğlu olarak 1812 yılında doğan Dickens'ın ilk yılları refah içinde geçse de babasının borçları yüzünden hapse girmesiyle sefaletle tanıştı. Henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında çalışmak zorunda kaldı. 15 yaşında bir avukatın yanına giren genç Dickens, öğrenmeye meraklı olduğu için boş zamanlarında stenografi öğrendi. 1835 yılında Morning Chronicle gazetesine stenograf olarak girdi ve 1835'te 'Boz' takma adıylaBoz'un Karalamaları başlığında notlar yayımlamaya başladı. 1837'de ise esas onu ünlendirecek olan Bay Pikvik'in Serüvenleri adlı kitabını yayımladı. Aynı yıl içinde Catherine Hogarth ile evlendi. 1840 yılında ölen baldızı Mary'e ithaf ettiği Antikacı Dükkanı romanını yayımladı. 1840'ta Amerika'ya gitti ve burada büyük bir coşkuyla karşılandı, ama Genel Okur İçin Amerika Notları kendisini o kadar içtenlikle ağırlamış olanlarda şiddetli tepkilere yol açtı. 1843 ile 1846 arasında bol bol seyahat eden Dickens, bu seyahatlerde dönemin ünlü yazarlarıyla tanışma fırsatı buldu. Bu dönemde yine Daily News gazetesini ve Household Words dergisini çıkardı. 1858 yılında karısından ayrılan Dickens, bu dönemden itibaren yine sık sık seyahate çıktı, konferanslar verdi. Ama sonunda çok yoruldu ve Gadshill'deki evinde istirahate çekilmek zorunda kaldı. 1870'te de şöhretinin zirvesindeyken öldü. Mezarı Londra'daki Westminster Kilisesi'nde bulunmaktadır.