Sanki bir düş hengamesi içindeyim, Bu ne kalabalıktır zihnimde canlanan Bu ne yorgunluktur nefes nefese bir can Kursağıma dizilmiş bir kaç kelamn Bir de gam...
Yutkunurum imtihanlar dizilmiş boğazıma, Düğüm düğüm çözülemem aklımda.
Kördüğüm olur yaşarım, Yaşlanırım gözümün penceresinde,
Bir perde süsüyle örterim göz kapaklarımı Kirpiklerime dokunur yıllarım, Ben, en çok kendime ziyanım.
Olmaz gayrısına tamahım...
“Ebû Zeyd Üsâme b. Zeyd b. Hârise’nin (ra)Resûlullah’tan şöyle işittiği nakledilmiştir:
Kıyamet gününde bir kimse getirilir ve cehenneme atılır;bağırsakları karnından dışarıya fırlar; ve o hâliyle değirmençeviren merkep gibi döner. Cehennemdekiler onun yanına toplanırlar ve:
–Yâ filan, bu ne hâl! İyiliği emreden ve kötülüğü yasaklayansen değil miydin, derler. O da:
–Evet, iyiliği emrederdim fakat onu yapmazdım.Kötülüğü yasaklardım, fakat onu kendim yapardım, der.
(M7483 Müslim, Zühd, 51; B3267 Buhârî, Bed’ü’l-halk, 10)”