Okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. O kadar güzel ve duygulu bir çocuksun ki Zezé. Bu kitabı daha önce okumadığım için üzüldüm. Kitap boyunca Zezé ile beraber gülümsedim, bol bol ağladım, sinirlendim, duygulandım, üzüldüm...
Zezé'nin ezilmişliği, hor görülmüşlüğü ve artık kendi kendisini bile şeytanın çocuğu gibi görmesi... Yediği dayakların artık sebebini bile anlayamaması, bu dayakları artık kaldıramayacak reddeye gelmesi.
Bunların hepsine rağmen Portuga çıkıyor karşısına, hayatını değiştiren adam: babası, arkadaşı, sırdaşı... Tam uslu bir çocuk olmaya karar vermişken bir tren kazası bütün hayatını, umutlarını elinden alıyor Zezé'nin.
“Güzel bir köşe var. Yiyecek bir şeyler götürürüz. En çok ne istersin?”
“Seni, Portuga.”