Bu korkunç değişiklik hep kendine değil de başkalarına inanmaya başladığı için olmuştu. Kendine inanarak yaşamak ona güç geliyordu.Kendine inandığı zaman, karşılaştığı sorunları zevk, eğlence arayan hayvanı benliğine uygun şekilde çözemiyor, hatta çoğu zaman bu durum tam tersine oluyordu. Başkasına dayanarak yaşadığı vakit ona zaten çözecek pek bir şey kalmıyordu. Her şey önceden kararlaştırılmış ilkelere göre,hem de hep manevi varlığına aykırı,hayvani benliğine ise uygun olarak yürüyordu.Öte yandan kendine inanacak olsa daima çevresindekilerin yermeleriyle karşılaşıyordu. Oysa başkasına inandığı zaman çevresindeki insanların beğenisini kazanıyordu.