Nehludov ise tanımadığı insanlar karşısında hep yaptığı gibi, saygı gösterilerini herkesin kendisine borçlu olduğu bir şey gibi karşılamaktaydı. Biri çıkıp da ona "Sen ne diye kendini herkesten üstün görüyorsun?" diye soracak olsa verecek yanıt bulamazdı. Çünkü ömrü boyunca özellikle övülmeye değer hiçbir şey yapmış değildi.
Ingilizce'yi, Fransızca'yı, Almanca'yı çok iyi konuşmanın ve çamaşır, giysi, boyun bağı, kol düğmesi gibi şeylerin en iyilerini kullanmanın üstünlük sağlamaya hiçbir zaman yetmeyeceğini kendisi de çok iyi biliyordu.