Savaşın nasıl başlayacağını şimdi kavrıyordu; insanlar dünyanın dört bir yanında evlerinde, salon larında oturuyor, kendi günlük işlerinden, gündelik hırslarından bahsediyorlardı. Sonra birden biri yüksek sesle "savaş" diye haykırıyordu! İnsanlar bunu duyduklarında dehşet içinde konuşmalarını sona erdirmiyor, korkuyla ve anlamsız gözlerle çevresinden medet ummuyor, tam tersine yüksek sesle bu haykırışı tekrarlıyorlardı:
"Savaş, evet savaş"! Sonra da çok doğal bir şekilde bunu tartışmaya başlıyorlardı; evet, olabilir mi? Olursa ne zaman? Nasıl? Evet!
Savaş işte böyle başlıyordu. Kristof birden her şeyi anlayıvermişti.
Savaş, cephelerde olup bitecek savaş eylemlerinden çok daha önce başlıyordu. İnsanların ruhunda doğallaşmasıyla boy veriyordu.
Savaş meydanlarında patlayan bomba, evleri yakıp kül eden topçu ateşi olmadan çok önce "savaş" insanların ruhunda yer buluyor ve doğal karşılanıyordu.
İnsana derin bir utanç veren, ama bir an içinde de unutuverdiği derin gerçek, kendisinin de zedelenebilecek bir hayata sahip olduğu gerçeğiydi... Peki, ama ne olabilirdi?
Başına ne gelebilirdi? Belki de kötü bir şey değil, olacak olan, ama kim bilebilir? Yine de gerçek ötesi, var olan durumu alt üst eden bir şeydi! Bir an içinde gerçekleşecekti ve ardından da dünya var olmaya devam edecekti! Bir fotoğraf tarafından dondurulan soğuk bir kare gibi, bulutlar, binalar, insanların yüz ifadeleri...
Elli atmış yaşına kadar hayatta karşılaşabileceği her şey insanın başına geliyor, diye düşündü. O yaşa kadar insan artık somut bir gerçeğe ulaşıyor, hakikati buluyor. Bu düşünce bir bilgeliği ifade etmiyordu. Derin, ulaşılmaz bir gerçek de değildi. Sadece insanın ulaştığı yaşla ilgili fiili bir durumdu. İnsan o yaşına kadar hayatla ve ölümle tanışıyordu. Hayat harika bir şekilde kendini tekrarlamaya devam ediyordu.Hiçbir şey asla tam olarak beklediğimiz gibi gerçekleşmiyordu, ama öte yandan hiçbir şey hiçbir zaman büyük bir şaşkınlık da yaratmıyordu. İnsanı en çok şaşırtan tek bir şey vardı; hayatta zaman zaman unuttuğumuz tek bir sarsıcı olgu: Kendimizin de ölümlü olduğu gerçeği.