Kitap İncelemesi ve Yorumu
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Sigmund Freud’un 1913 yılında yayımlanan bu çığır açıcı eseri, psikanalizin kurallarını antropoloji ve dinler tarihine uygulayarak insanlığın ortak şuurunun kökenlerine iner. Yazar; ilkel kabilelerin inanç sistemlerini, ensest yasağını ve kuralcı "tabu" kavramlarını modern nevrotik bireylerin saplantılarıyla kıyaslayarak insanlık tarihinin psikolojik bir haritasını çıkarır. Freud, "Oedipus kompleksi" teorisini toplumsal bir boyuta taşıyarak dinin, ahlakın ve sosyal hukukun temelinde ilkel klandaki babayı katletme suçu ve sonrasında yaşanan kolektif suçluluk duygusunun yattığını ileri sürer. Totemizm bu suçlulukla başa çıkma ve babanın otoritesini sembolik olarak yaşatma çabasıdır; tabu ise bastırılan arzuların toplumu yıkmasını önleyen en eski barikattır. Totem ve Tabu, modern insanın en medeni davranışlarının bile altında yatan o vahşi ve karanlık kökleri açık yüreklilikle gösteren, antropolojik bir başyapıttır.
Totem ve TabuSigmund Freud · Olimpos Yayınları · 20217,9bin okunma
9/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:05
Yazar diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da gerçek klinik vakalarından ve seanslarından yola çıkarak insan ruhunun en karanlık, gizemli ve sancılı köşelerini ortaya çıkararak okuyucuya anlatmış. Bu kitapta üç ayrı klinik vaka işlemiş. Yani üç farklı insan, üç farklı yaşam öyküleri. Derin travmalar, günah sayılan ya da toplum tarafından tabu kabul edilen psikolojik eylemler. Peki bu üç renk neyi temsil ediyor? Fahişeliğin rengi (Kırmızı) : Üç kuşak boyunca fahişeliğe sürüklenen bir ailenin şiddet, acı dolu dramı travmalarıyla birlikte anlatılıyor. Eşcinselliğin rengi (Gri) : Zengin bir holding patronunun, cinsel kimliği ve tercihi ile toplum arasında sıkışıp kaldığı öyküsü. Mazoşizmin rengi (Siyah) : Genç bir adamın mazoşizmden aldığı hazzı ve karanlık dünyasını işlemiş burada da. Yazar tabi ki profesyonelliği ile kişileri ve olayları yargılamadan, geçmiş travmaların ve hayatın görünmeyen yönünün insanları bu noktalara nasıl sürüklediğini okuyucuya aktarmış. Dehşet ve hüzün dolu bu gerçek hikâyeleri okumak isteyen herkese tavsiye edilir.
1000Kitap
Günahın Üç RengiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201916,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kutsal mı dedin?
7/10
·240 syf.··
2026 96. kitabı
Totem ve Tabu, Freud’un bireyin zihninden çıkıp toplumun zihnine bakmaya çalıştığı bir kitap. Bu kez odakta rüyalar, nevrozlar ya da cinsellikten çok dinler, yasaklar, ritüeller ve insan topluluklarının davranışları var. Freud, ilkel kabilelerden yola çıkarak günümüz insanının inançlarını ve toplumsal kurallarını açıklamaya çalışıyor. Cesur bir girişim olduğu kesin. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey Freud’un kurduğu bağlantıların genişliği oldu. Bir kabile ritüelinden başlayıp suçluluk duygusuna, oradan dine, ahlaka ve uygarlığa uzanabiliyor. Bazen bu geçişler oldukça etkileyici. Bir düşüncenin peşinden gidip onu farklı alanlarda sınama çabası kitabı ilgi çekici kılıyor. Ancak aynı noktada bazı soru işaretleri de oluşuyor. Freud’un kimi çıkarımları bana gözlemden çok yorum gibi geldi. Özellikle insanlık tarihinin çok eski dönemlerine dair yaptığı bazı açıklamalar kesinlikten uzak görünmesine rağmen oldukça iddialı bir dille sunuluyor. Bu durum kitabın bazı bölümlerinde bilimsel bir çalışmadan çok, zekice kurulmuş bir düşünce deneyimi okuyormuşum hissi yarattı. Yine de kitabın değeri bence burada yatıyor. Freud sadece insanların ne düşündüğünü değil, neden aynı şeylere inandığını da anlamaya çalışıyor. Kutsal kabul ettiğimiz şeylerin, yasaklarımızın ve korkularımızın kökenini sorguluyor. Üstelik bunu yaparken rahatsız edici sorular sormaktan çekinmiyor. Totem ve Tabu’yu okuduktan sonra Freud’un her iddiasına katılmak zorunda hissetmedim. Hatta bazı bölümlerde ikna olmadım. Fakat kitabı kapattığımda, günlük hayatta doğal ve değişmez kabul ettiğimiz birçok şeyin aslında ne kadar karmaşık temellere dayandığını daha fazla düşünür hâle geldim. Bazı kitaplar cevap verir. Bazıları ise insanın yıllardır cevap olduğunu sandığı şeyleri soruya dönüştürür. Ve yeni
Totem ve TabuSigmund Freud · Say Yayınları · 20167,9bin okunma
Özellikle kızlara diyor ki:
10/10
··
Beğendi
1 - İhmal Edilen Cinselliği Keşfetmek Toplumda kadın cinselliği çoğu zaman bastırılan ve bir tabu olarak görülen bir alandır. Doğru tıbbi, dini (fıkhi) cinsel eğitim alan ve cinselliğin sağlığa faydalarını öğrenen kadınlar, toplumun dayattığı asılsız korkulardan kurtularak ihmal ettikleri cinselliklerini yeniden keşfedebilmektedir. Cinsellik alanındaki bilgilenme, kadının kendi arzularını, şikayetlerini ve duygularını cesurca dile getirmesini sağlar. 2 - Dişil ve Eril Enerji Uyumu Kadınların cinsel ilişkide mutlu hissetmelerinin ve haz almalarının en önemli yollarından biri dişil enerjilerini kuvvetlendirmeleridir. Günümüzün sosyo-ekonomik şartları kadınları sıklıkla aşırı eril enerji sergilemeye zorlamakta, bu durum da evlilik içindeki cinsel çekimi ve hazzı azaltmaktadır. Kadının kendi öz benliği ve dişil enerjisiyle barışık bir hayat sürmesi, eşler arasındaki enerji uyumunu dengeleyerek cinsellikten alınan lezzeti artırır. 3. "Helal Fanteziler" ile Monotonluktan Uzaklaşmak Dr. Girişgin, kadınların evlilik (nikah) bağı çerçevesinde "helal fantezilerini" geliştirmelerini ve cinsel kültürlerini artırmalarını teşvik etmektedir. Kadınların eşlerine monotonluktan uzak, yenilikçi cinsel deneyimler sunabilmesi, hem kadının kendi aldığı hazzı artırmakta hem de erkeğin eşine karşı daha nazik, saygılı ve sevgi dolu yaklaşmasını sağlayarak evlilik içi cinsel mutluluğu derinleştirmektedir. 4. Kendi Bedenini Tanımak ve Özgüven Kadının cinsel zevk alabilmesi için bedeninin kıymetini bilmesi ve sağlıklı bir cinsel birlikteliğin anatomik dinamiklerini kavraması gerekmektedir
Sakın Okumayın Cıss!Ünzile Girişgin · Mavi Lale Yayınları · 201199 okunma
Puan vermedi
*Metin spoiler içerir. Metin hakkında ne diyebilirim? Bir eleştiri metni olduğunu söylemek mümkün. Neyi eleştiriyor peki? Toplumu eleştiriyor. Bunu muazzam bir şekilde yapıyor. Bazı kurgularda mesajı alırsınız ama eleştiri çok saydamdır, belli olmaz. Bir bardak süt gibi. Süt oldukça barizdir, onu görürsünüz; içini doldurduğu bardaksa daha müphemdir, sınırlarını fark eder, onun şeklini kaba taslak algılarsınız ama içinde taşıdığı süt ya da üstünde durduğu masa gibi değildir. İşte metin tam da bu bardağın saydamlığına benzer bir eleştiri yapıyor, metnin sonlarında bu oldukça açık hâle geliyor, hatta eleştiri sanki sadece o son kısımlarda gerçekleşiyor gibi geliyor başta. Fakat düşününce, dikkat edince bütün metnin aynı şeye parmak bastığını fark ediyorsunuz. Metin ''dönüşüm'' teması üzerine kurulu. Katil, mahpusa, mahpus kurda dönüyor. Rahip sapığa, masum 'cilveli'ye dönüyor. Din karşıtı rahibe, çocuk kurda dönüyor. Bu dönüşüm tekrar tekrar, bazen yıllar içinde, bazen aniden gerçekleşiyor. Metin hem bireylerin hem de kalabalıkların dönüşümüne değiniyor. Bu dönüşüm bir çeşit zıtlık içeriyor: dönüşen sıklıkla mevcut karakterinin, niteliğinin tamamen zıttına doğru bir dönüşüm geçiriyor. Oldukça masum, yumuşak huylu bir çocuk olan Bernard kan içmek için insan öldüren bir kurda dönüşüyor mesela. Annesi saf bir köylü kızından oğlundan hamile kalmaya varan bir seks bağımlısına dönüşüyor. Dini alaya alan Galliez rahip olacak kadar dindarlaşıyor. Halk bir devrime bir aristokrasiye sempati duyuyor... Başkarakter arkaplandaki Paris'in bir temsilcisi. Yazar da herkesin kurtadam olduğunu söylerken buna bir miktar değiniyor zaten. Bernard'ın hikâyesi Paris'te başlıyor. Başlarda şehir nispeten durgun. Aslında ocağın altı açık, tenceredeki su yavaş yavaş ısınıyor ama kaynamasına
Paris’te Bir KurtadamGuy Endore · İthaki Yayınları · 202144 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 61. kitabı
DENKLANŞÖR/ RAMONA EMERSON Merhaba, Polisiye gerilim en sevdiğim tür! Tabii ki araya farklı türler de alıyorum ama şu sıralar polisiye tutkum hat safhada. Havalar da sıcak olunca bu tarz heyecanlı hikayeler beni çok daha fazla sarıyor. Bilirsiniz, bazı kitapları daha sakin ve dingin bir ruh haliyle okumak gerekir ama polisiye her daim, her kafayla okunur! Gelelim harika bir Navajo (Amerika Yerlisi) atmosferi sunan Deklanşör’ün konusuna: Rita, tutkuyla bağlı olduğu fotoğrafçılık bölümünü bitirince istediği gibi bir iş bulamıyor ve kariyerine polis teşkilatında adli tıp fotoğrafçısı olarak devam etmek zorunda kalıyor. Aslında bu Rita için çok büyük bir sorun çünkü onun kimsede olmayan, gizlediği bir gücü var: O, hayaletlerle iletişime geçebiliyor! Kültürlerinde ölüler hakkında konuşmak büyük bir tabu olduğu için anneannesi bu mesleği yapmasına şiddetle karşı çıkmış, hatta bu özelliğinden dolayı onu korumak için Navajo topraklarından uzağa, büyük şehre göndermiş. Ama bu durum Rita için daha büyük bir sorun haline geliyor. Rita bu yeteneğini işinde gizlice kullanıp kimsenin fark etmediği detayları ruhlar aracılığıyla çözüyor; ta ki bir üst geçitteki intihar vakasının fotoğraflarını çekene kadar. Bu seferki maktulün ruhu oldukça inatçı ve Rita’ya intihar etmediğini, öldürüldüğünü söyleyerek katillerini bulmasını, intikamını almasını istiyor. Aksi takdirde onu asla rahat bırakmayacak! Rita da mecburen kendini tehlikeli ve geri dönülmez bir maceranın içinde buluyor. Peki sonunda katilleri bulabildi mi? O kısmı kitapta saklı. Benim için çok keyifli bir okuma oldu. Yalnızca fotoğraf makinesinin parçalarının ve teknik detaylarının anlatıldığı bazı kısımlar sürükleyiciliği ve tempoyu az da olsa düşürmüş, buralar pek ilgimi çekmedi açıkçası. Onun dışında Rita'nın geçmişi ve
DeklanşörRamona Emerson · The Kitap Yayınları · 202481 okunma