Ali Lidar, edebiyatın o pırıltılı, yüksek tavanlı salonlarından değil; sokağın içinden, bir tabure üstünden, rüzgarın en sert estiği köşe başından seslenir. Z Raporu, bir yazarın kalemiyle değil, bir yaralının hafızasıyla yazılmıştır. Kitap boyunca ilerlerken anlarsınız ki; bu metinler sadece okunmak için değil, bir gece vakti pencere kenarında efkarla bölüşülmek için kağıda dökülmüştür.
Zamanın Arka Bahçesi
Lidar, bizi modern dünyanın o gürültülü caddelerinden alıp, çocukluğun o tozlu ama güvenli arka bahçelerine götürür. Orada her şey daha gerçektir. Bilyelerimiz henüz kaybolmamış, hayallerimiz henüz birer "dosya masrafı" haline gelmemiştir. Yazar, bu kitabıyla aslında her akşam ruhumuzun çıkardığı o gizli dökümün adını koyar. Hepimiz gün biterken bir hesap yaparız; kimimiz sevda biriktirmişizdir, kimimiz sadece yorgunluk. Ama Ali Lidar’ın terazisinde her zaman bir "eksik" çıkar. Çünkü ona göre insan, doğası gereği noksan kalandır.
Hüznün Mimarı
Kitabın her cümlesi, sanki bir kış akşamı buğulu cama çizilmiş bir resim gibidir. Dağılması kolay ama izi derin. Lidar, kelimeleri birer tuğla gibi üst üste koyarken, bize muazzam bir saray değil, sığınılacak sıcak bir gecekondu inşa eder. Şatafattan kaçar, sadeliğin o görkemli gücüne sığınır. Okurla arasındaki mesafeyi öyle bir ayarlar ki, kitabı okurken yazarın sesini değil, kendi iç sesinizin yankısını duymaya başlarsınız.
"Hayat," der gibidir yazar, "hepimiz için biraz yarım kalmış bir cümledir." Ve ekler: "Noktayı koymak için acele etmeyin, virgüllerin arasında hâlâ yaşanacak bir parça keder ve bir parça umut var."
Sonsöz Yerine Bir Ah...
Z Raporu, bir başarının değil, mağlubiyetin asaletini anlatan bir eserdir. Büyük yazar odur ki; size bilmediğiniz dünyaları değil, bildiğiniz ama anlatamadığınız