Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde Her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir Götür benden ahzânı, bana ihsanı getir Yalanı reddederken düşüyorum yalana Ben bir aziz değilim Rüveyda, anlasana Bu ağıdı öldüğün için söylemiyorum Sen ölmedin Rüveyda; at vuruldu; ben öldüm Her hamlesi bir tabut şimdi bakışlarının Yıkayıp kefenledin; mehtabına gömüldüm Her iklime kanatlı bir haberci salsınlar Çağır âşıklarını; namazımı kılsınlar Duysun âlem ateşin dağı erittiğini Bu illetin taşları bile çürüttüğünü Gün olur da, ayrılık yumağı çözülür mü Bergüzârım ayaklar altında ezilir mi Rüveyda, görür müyüm yeşil ufuklarını Seninle bir sonsuzluk bulur muyum Yoksa hep bu kabirde kalır mıyım Rüveyda Nurullah Genç
Sayfalardan Tabut
Yaşama son vermek isteyip beceremeyen insanlar kitaplara sığınıyor. Belki de bu yüzden kütüphaneler, sessiz intiharların ertelendiği kutsal mekânlardır. Sayfalar arasında bir tür teselli bulunur: bir karakterin cümlesine tutunmak, kendi kırıklığını onunla paylaşmak gibidir. Bir romanın satır aralarında, birinin seni anladığını hissedersin üstelik o kişi çoğu zaman çoktan ölmüştür.
Reklam
Biz aşkı yanlış öğrendik… Bir çift gözde cenneti ararken, cehennemin tam ortasına düştük. Bir ses uğruna geceleri sabahlara bağladık, bir dokunuş uğruna gururumuzu toprağa gömdük. Ve sonunda anladık ki; en büyük yalnızlık, yanında herkes varken eksik hissetmektir. Aşk dediğin şey bazen bir mezardır; insan diri diri gömülür içine. Gülüşlerin üstüne toprak atılır, umutların üstüne taş dizilir. Ama yine de insan sevdiğinin adını içinden silmeye kıyamaz. Çünkü bazı insanlar ölmez içimizde… Sadece susar. Ve o sessizlik, bir tabut kadar ağır olur geceleri. Ben aşkı bir çiçek gibi değil, bir isyan gibi yaşadım... Rezan Farqîn
otuzuma basmadan otuz tabut kaldırdım musalladan, babamdan öncekileri babamla beraber kaldırdık, ama ilk ölen hep babammış gibi geldi bana yıllarca, sanki oydu bu ahret furyasını başlatan.
1000Kitap
Allah (ﷻ) Şöyle Buyurdu:
🌷 Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan dininizle alay edip eğlenenleri (ve batıl edinenleri) ve (diğer) kâfirleri (yardım ve nusrette) dost edinmeyin. Eğer gerçekten mü’min iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. 🌷 Onlardan (münafıklardan) birçoğunun inkâr edenleri (müşrikleri, yardım ve nusrette) dost edindiklerini görürsün. Onlar azap içinde ebedî kalıcıdırlar. (İbn Abbas - Maide 57, 80. Ayet) Sebeb-i Nüzûl: (İbn Abbas) Rifaa İbn Zeyd İbn’t Tabut ile Süveyd İbnül Haris ilk önce iman ettiklerini açıklamışlar, sonra da münafık olmuşlardı. Müslümanlardan bir grup kimse de, onlara sevgi besliyorlardı. Bunun üzerine Yüce Allah o ikisi hakkında Maide Suresi 57-61. Ayetlerini indirdi. (İbn Cerir et Taberi, Camiul Beyân, VI, 290 (12216); ibn ishak, es-siret II, 210; Şevkâni, Fethul Kadir, I, 79) (İbn Abbas - Maide 57. Ayet)
➡️ *Kabir, derin olmalıdır* 📆 (Osman Ünlü Hocanın 09.06.2026 tarihli yazısı) *Sual: Kabrin derinliği, genişliği ne kadar olmalı ve ölünün kabir içine konuş şekli nasıldır?* *Cevap:* Konu ile alakalı olarak Câmi’-ul-fetâvâ kitabında deniyor ki: “Kabrin derinliği, insanın göğsüne kadar olmalıdır. Adam boyunca olması daha iyidir.” Kabir, su girmemesi, koku çıkmaması ve hayvanların açmaması için, derin olmalıdır. Uzunluğu meyyitin boyu kadar, genişliği, boyunun yarısı kadar olmalıdır. Kabrin uzunluğuna istikameti, kıble ciheti ile dik açı yapacak şekilde olmalıdır. Lahd yapmak sünnettir. Lahd, kabir kazıldıktan sonra, kabrin tabanından kıble cihetine ve kabir boyunca, içine meyyit sığacak kadar genişlik ve yükseklikte kazılan yerdir. Meyyit, lahd içine, sağ yanı üzere konur. Şak yapılmaz yani kabir kazıldıktan sonra ortasına çukur açıp, meyyit buraya konmaz. Toprak çürük, nemli ise, erkeği lahdin veya doğruca kabrin içine, çivisiz tabut ile koymak caiz olur. Toprak kuru ve sağlam ise, erkeği tabut ile gömmek mekruh olur. Meyyitin altına keçe, hasır gibi şeyler sermek de mekruhtur. Meyyiti çivisiz tabut ile gömünce, tabut içine biraz toprak konur. Kadınları, her zaman çivisiz tabut ile gömmek efdaldir. *Sual: Peygamber Efendimizin hatırı, hürmeti için diyerek, Allahü tealadan bir şey istemenin, dinen mahzuru olur mu?* *Cevap:* Bu konuda Mir’ât-i Medîne kitabında deniyor ki: “Allahü teâlâ *(Seni yaratmasaydım, hiçbir şeyi yaratmazdım)* buyurarak, Muhammed aleyhisselamın Habîbullah olduğunu, Onu çok sevdiğini bildiriyor. Bu hadis-i kudsî, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât kitabında da yazılıdır. Aşağı bir insan bile, sevgilisinin hatırı için istenileni boş çevirmez. Âşıka, maşûkunun hatırı için iş gördürmek kolaydır. Bir kimse; “Yâ Rabbî! Habibin Muhammed
Alıntı
Reklam
Reklam