9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 20:34
Türk toplumunda pekçok kadın yazarın yazmaya cesaret edemeyeceği ölçüde cesur ayrıntılar içeren, erkek bakış açısından anlatılan, ortak teması yabancılaşma olan üç melankolik öyküden oluşan bir kitap. 1. “Türkan Hanımın Ölümü”: Eşsiz kişiliği ve keyifli sofraları ile ün salmış Türkan Hanımı eşlerinden, genç sevgilisinden, çocuklarından ve arkadaşlarından dinliyoruz. Parçalı anlatım sayesinde bir insanın farklı bakış açılarında nasıl farklı şekillerde görünebildiğini görüyoruz. 2. “Temmuz, Ağustos, Eylül”: Dul kalmış orta yaşlardaki Edibe Hanım ile genç bir oyuncu olan Turhan’ın hikayesi. Tutku, yalnızlık ve zamanın insan üzerindeki ağırlığı bu öyküde incelikle işleniyor. 3. “Kış Yolculuğu”: Eski bir siyasi mahkumun eşi, çocukları ve metresi ile kurduğu yaşamından uzaklaşıp çocukluğunun geçtiği yere yolculuğuyla ilerleyen bir varoluş hikayesi. Tabut yapmayı reddeden marangoz babasının aksine; cenazelere çelenk yapmaktan para kazanan bir oğul oluşunun farkındalığı ile yaşadığı içsel tezatlığa ve daha birçok şeye dikkat çeken bir hikaye. Selçuk Baran, hukuk mezunu bir kadın yazar ve çevirmen. Almanya’da yüksek lisansa başlamış ama yazma aşkı yüzünden yarım bırakıp Türkiye’ye geri dönmüş. Ancak sonrasında yazdıklarını beğenmeyip 30 yıllık yazma serüvenini kendi isteğiyle noktalamış (Kafka’nın reenkarnasyonla vücut bulmuş hali olabilir misin acaba?). Aslında ben Selçuk Baran’ın kaleminde Sait Faik Abasıyanık’ın olaydan ziyade duruma yoğunlaşan, içe dönük ve insan ruhunun kırılganlıklarını yakalayan üslubunu hatırladım. Zaten 1978 yılında “Sait Faik Hikaye Armağanı” ödülünü kazanmış. Ayrıca 1972 TDK Öykü Ödülü, 1979 Milliyet Roman Yarışmasında mansiyon ödülü de almış. Bir santçıyla gerçekleştirdiği aldatma sonucu boşanma ile gerçekleşen otuz yıllık bir evlilik hayatı.
Kış YolculuğuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020590 okunma
Gerçek Aşkı ve Ka-Tet’i Arayanlar - Büyücü ve Cam Küre
10/10
·799 syf.··
2026 29. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:55
Büyücü ve Cam KüreBüyücü ve Cam Küre Kara Kule serisinin dördüncü kitabıdır. Roland’ın gizemli geçmişini; Susan ile aşkını, en iyi arkadaşları olan Alain ve Cuthberti’i anlattığı, Büyük Tabut Avcıları, acımasız büyücü Rhea ve neticesinde gelişen olaylar dizilimidir. Blaine’in sorduğu bilmeceler ile raylar üzerinde can pazarı yaşanmaktadır. Eddie’nin kıvrak zekası ile bu beladan neyse ki kurtulurlar. Ve kitaptan örnek bir bilmece: “Ben güneşin önünden geçerim, Blaine. Ama yine de yere gölgem düşmez. Ben neyim?” “RÜZGÂR.” Hiç duraksama yoktu. Stephen KingStephen King “pembe greyfurt” diye bir küreden bahseder. Kule evreninde küreler çok tehlikelidir ve serinin diğer kitaplarında da karşımıza çıkacaktır. Geçiş yaptırır, gelecekten parçalar gösterir ve insanın çıldırmasına, cinayet işlemesine ve tükenmesine yol açan etkilere sahiptir. Büyücü Rhea’nın “Dürüstlüğün Kanıtlanması” adı altında Susan’ı muayene ettiği satırlar (bakire mi değil mi, soluğu temiz mi kötü varlıklar tarafından kirletilmiş mi) ciddi anlamda beni sinir etti. Ve Büyücünün evine gittiği akşam Susan o küreyi gördü. Çenesini tuttu ve gördüğünü söylemedi. Susan’ın güçlü kişiliğinden etkilenen ve uzun sarı saçlarını kıskanan büyücü ise Susan’a öyle kötü bir büyü yaptı ki kitabın ilerleyen sayfalarında iyi ki yanında o an Roland varmış dedirtti. Sheemie’den bahsetmek istiyorum. Devamlı gülen çocuk… Roland ve arkadaşları onu devamlı kolladıkları ve kötü insanların hakaretlerinden koruduğu için onlara kalbini öyle güzel açıyor ve iyilikler yapıyor ki ağlamamak elde değil. Sai King’in bu evrende yarattığı en saf bir yandan da en güçlü karakter olabilir. Depape adındaki aşağılık tabut avcısı ona botlarını yalatmak istediğinde Cuthbert belki de babalarının yüzünü unuturcasına ve gelme amaçlarını bir kenarı atarcasına yardım etti. Bu anlamda Roland’ın
Roman
Büyücü ve Cam KüreStephen King · Altın Kitaplar Yayınevi · 20101,181 okunma
Reklam
10/10
·104 syf.·
2026 83. kitabı
#GiovanniPapini’den #KaçanAyna ile merhaba. Okuduğum bu müthiş kitaba dair ne söylenmişse, ne söyleniyorsa ve ne söylenecekse eksik kalır gibi geliyor bana. Methiyenin ucunu kaçırma hakkım varsa bunu kullanmak istediğim kitaplar arasındadır artık kendisi .Çok nadir bir doğa olayıdır bir öykü kitabında tüm öykülerin çok iyi olması… Bu yüzden kitaptaki on öykünün de ayrı ayrı güçlü olmasına ayrı bir dipnot gerekli sanki…Bir öykü kitabında genellikle birkaç metin parlar, diğerleri o ışığın çevresinde silikleşir. Buradaysa her biri çok güçlü ve her öykü başka bir odanın karanlığı gibi. Kapısını açıyorsunuz ve içeriden bambaşka bir korku, başka bir düşünce, başka bir hayalet çıkıyor.Her biri başka bir düşünsel yarık açıyor insanda. Sanki Papini, insan ruhunun farklı yönlerini taşıyan on küçük ayna yerleştirmiş önümüze. Bu 10 öyküde bazen rayların üstünde geleceğe doğru koşarken bugünü çürüten insanların hikayesi , bazen aynanın karşısında gençliğini geri beklerken sessizce ölenin,bazen hakikati kaldıracak kadar güçlü olmadığını geç fark edenlerin, bazen kendi arzularının içinde yavaş yavaş çürüyenlerin hikayesi , bazen bir düşüncenin insan zihnini ele geçirip onu yaşayan bir kâbusa dönüştürmesinin, bazen de sıradan görünen hayatların altında büyüyen görünmez boşlukların hikayesi anlatılıyor.Bir öyküde düşünce, insanın içine yerleşmiş görünmez bir ur gibi büyüyor. Bir diğerinde kibir, cilalı bir tabut estetiğiyle anlatılıyor. Başka birinde modern insan, kendi yaptığı makinenin içinde unutulmuş bir mahkûm gibi beliriyor. Ve Papini bunu yaparken bir filozof gibi düşünüyor, bir şair gibi saldırıyor zihne. Büyülendim resmen.İnsan bu kitabı bitirdiğinde müthiş bir okurluk sevinci yaşıyor sevgili okur arkadaşım. Çünkü gerçekten iyi bir öykü kitabı okumak artık çok nadir
Kaçan AynaGiovanni Papini · Kırmızı Kedi Yayınları · 20161,636 okunma
Sahte hayatın son perdesi
Puan vermedi·83 syf.··
2026 3. kitabı
Eseri okurken, insanın kendi hayatının aslında ne kadar "sıradan ve korkunç" bir kurgudan ibaret olduğunu yüzünüze çarpan bir tokat gibi hissediyorsunuz. İvan’ın ölüm döşeğinde, hayatının tek bir anının bile gerçekten "yaşanmış" olmadığını fark ettiği o dehşetli an, aslında hepimizi bekleyen o büyük hesaplaşmanın fragmanı. Kitap, bir ölünün değil, biz yaşayanların ruhundaki çürümeyi belgeleyen; konfor alanlarımızın nasıl da görünmez bir tabut haline gelebileceğini anlatan, insanın kendine karşı dürüst olma cesaretini sorgulatan sert bir yüzleşme metni. Oldukça keyifli ve akıyor, tavsiye ediyorum.
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Hayat bu. Ne olacağını bilemezsin...
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 23:56
Yine kendisini ve kalemini, kitaplarını çok beğendiğim bir yazar... Mustafa KutluMustafa Kutlu Öyle hayatın içinden, öyle perdesiz gerçekleri anlatıyor ki, 'Sanki bunu ben yaşadım.' diyebiliyorsunuz. Anlatımı gayet içten, samimi, dupduru. Türkçeyi çok güzel kullanıyor. Bunun için bile okumaya değer. Efendime söyleyeyim kitap sondan başlayıp başa gidiyor. Bu tekniği severim. Benim için merak çürüten bir yanı yok. Kimisi olayın sonunu okuyarak kitaba başlayınca sıkılır. Ben onlardan değilim sanırım... Bir cenaze için cami avlusunda toplanan kişilerle başlıyoruz. Bu satırlar okunurken aslında toplumda ki cenaze algısına da ucundan eleştiri yapmıyor değil. Ölümü doğal, olağan ve kesin son olarak anlatması çok yerinde ve güzeldi. Evet ölümü anlatan bir kitaptaki satırlarda pekâlâ güzel olabilir. "Ne çırpınıyorsun kardeşim sen de sonunda imamın kayığına bineceksin..." (s.7) Kitap paşazade Arif Bedir Bey'in hikayesini bizlere aktarıyor. Çocukluğundan ölümüne kadar hayatının inişli çıkışlı her dönemine tanıklık ediyoruz. Oldukça keyifli bir çocukluk dönemi geçirmiş. Bu satırlarda mahalle olgusu, arkadaşlık olgusu üzerine harika tespitler ve çıkarımlar vardı. Herkesten farklı bir çocukluk geçiren Bedir'e yer yer hak veriyoruz bazen de üzülüyoruz. Babası varlıklı ama sorumsuz. Anası varlıklı ama pek iş bilmez bir hatun. Mahallede çok da arkadaşı yok, zira pek de arkadaş olunacak bir yapısı yok zat-ı muhteremin... Neyse efendim tahsili iyi, eğitimi doyurucu... Bu sıralarda gönlüne düşen ilk sevda tanesine de tanık oluyoruz ama sonuca varmıyor elbet. Yurt dışlarına gidip gelen Bedir arkadaşlarıyla iş kuruyor ticarete atılıyor... Başından türlü türlü işler geçiyor. Hem zirveye çıkıyor, hem dibi görüyor. Bazı bölümlerde cenaze için cami avlusuna gelen arkadaşlarına(tabut içinden) söylediği sözler
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,132 okunma
Ahab, Ahab'dan sakınsın
10/10
·735 syf.··
2026 4. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 23:59
Bu kitap için kitaplığımdaki en özel kitap diyebilirim. Bir balina avı gemisi olan  Pequod'un son deniz seferi anlatılır bu romanda. Balina avı gemilerinin amacı balinayı avlayıp yağını kullanılabilir duruma getirmektir. Balina yağı ampulün icadından önce aydınlanmada kullanılan kaliteli, is çıkarmayan bir çeşit yağ ve balina gemileri de o zamanın bir bakıma ticaret gemileri sayılabilir. Kitabın anlatısında yazarın hayatından otobiyografik ögeler bulunduğunu söyleyebilirim. Melville de gençlik yıllarında pek çok balina avı gemisinde seferlere tayfa olarak katılmış ve bu seferlerde oldukça deneyim edinmiş, türlü maceralara sürüklenmiş. Bu deneyimlerinin kalemine yansıdığı da söylenebilir. Kitabın birçok yerinde balinaların anatomisi ayrıntılı biçimde anlatılır. Biz, okur olarak yaşananları gemiye tayfa olarak binen İsmael'den dinleriz. İsmael uyuşan kanına hız kazandırmak ve yeni bir maceraya yelken açmak amacıyla bir deniz seferine katılmayı kararlaştırır. Bu amaçla balina avının anavatanı sayılan Nantucket'e  gelir. Gece olunca kaldığı handa Kızıldereli bir zıpkıncı olan Quequeeq'le tanışır. Ertesi gün bu ikili sefere çıkmak için gemi ararlar ve Pequod isimli gemiye tayfa olarak binmeyi kararlaştırırlar. Gemi sefer halindeyken Quequeeq ateşli bir hastalığa yakalanır. Bu hastalıktan kurtulamayacağı umulan Qequeeq için geminin marangozuna bir tabut yaptırılır. Qequeeq ise birkaç kötü gün sonunda iyileşir. Gemi dünyanın pek çok ülkesinden sefere katılmış tayfalarıyla adeta kendi çapında küçük bir dünyayı simgeler. Geminin kaptanı ise gizemli biridir. Kaptan Ahab yıllar önce çıktığı bir deniz seferinde Deniz Ejderi olarak da anılan Moby Dick adındaki beyaz balinaya tek bacağını kaptırır. O günden sonra Kaptan Ahab'ın gözünde Moby Dick, dünyadaki tüm kötülüklerin ete
Moby DickHerman Melville · Yapı Kredi Yayınları · 20217,3bin okunma
Reklam
Reklam