Irkçıyım demeyin!
1944 davası gibi Türkçü Turancılık yeniden lanetlenebilir. Çünkü küllerinden doğan bir akıma dönüştü. Peki nedir bu 1944 davası? 1944 Irkçılık-Turancılık Davası, bu toprakların gördüğü en büyük haysiyet, sadakat ve aynı zamanda en büyük ihanet kırılmalarından biridir. Türk tarihinin sayfalarına kapkara bir leke gibi kazınan, ama o lekenin içinden birer çelik gibi parlayarak çıkan Türk milliyetçilerinin destanıdır. ​Gelin, hafızamızı bir tazeleyelim de o günlerde ne dolaplar dönmüş, kimler kimlerin arkasına saklanmış bir kez daha görelim. ​Yıl 1944. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına yaklaşıyoruz. Dünyadaki dengeler değişiyor, Sovyet Rusya ayısı pençelerini bileyliyor. Dönemin Ankara hükümeti ise arkasını sağlama almak, "Bakın biz faşist değiliz, komünist hiç değiliz, ortadayız" mesajı vermek için bir kurban arayışına giriyor. İşte tam o sırada, ömrünü Türk ülküsüne adamış, tavizsiz, bükülmez bir kale çıkıyor karşılarına: Hüseyin Nihal Atsız. Başbuğ ​Atsız Ata, dönemin Başvekili Şükrü Saraçoğlu’na yazdığı o meşhur açık mektuplarla (yorumlarda mektupların genel yapısını yazdım, dileyen okuyabilir.) devletin kalbine sızan lanet sapkın komünist yapılanmaları, millî eğitimdeki çürümeyi bir bir deşifre ediyor. Vatan hainlerinin isimlerini bir bir yüzlerine çarpıyor. ​Peki devlet ne yapıyor? Teşekkürü geçtim, hakikati söyleyen her Türk aydınına yapıldığı gibi Atsız’ın üzerine çullanıyorlar! Sabahattin Ali gibi isimleri maşa olarak kullanıp Atsız’ı mahkemeye veriyorlar! ​3 Mayıs 1944’te Ankara’daki duruşma günü, o güne kadar susturulduğunu sandıkları Türk gençliği bir çığ gibi Ankara sokaklarına dökülüyor. (Benzeri yaşanacak, biliyorum. Tarih tekerrürden ibarettir ve biz tekrar bunları yaşayacağız) Binlerce Bozkurt, "Kahrolsun komünistler!" diye bağırarak Atsız’ın
1000Kitap

umay • İTC

@otuken_okuru
·
Bunu alıntılayıp ırkçılık üzerinde konuşacağım. Diyemiyoruz.
Gerçek düşüncelerimizi belki bu vakte kadar sakladık. Ancak şu anda tutukluyuz. Esir alındık. Artık tüm gücümüzle aktif olma yaktidir.
Alıntı
Az önce tabut vlog izledim (karşıma çıktı) Ölü gördüm ÖLÜ GÖRDÜM
Reklam
Bahis
Mihnetim derin,hayretim serin Bahse girerim sevemezsin beni Bahtım çorak,vaktim durak Bahse girerim sevemezsin beni Dilim susak,içim pusak Bahse girerim sevemezsin beni Göğsüm viran,ruhum talan Bahse girerim sevemezsin beni Ömrüm yokuş,gönlüm sarhoş Bahse girerim sevemezsin beni Düşüm perişan,aklım seyran Bahse girerim sevemezsin beni Yüzüm sükût,sözüm tabut Bahse girerim sevemezsin beni Bir yanım hasret,bir yanım hayret Bahse girerim sevemezsin beni Kalbim zindan,ömrüm hicran Bahse girerim sevemezsin beni Şeyma Öztürk
İki tabut arasında :)
Sabah cenaze, akşam düğün..
1000Kitap
Yaşamak diye gittim kaç kez unutup zamanı Önümde bir tabut ardımda bir mezarlık." / şükrü erbaş Pierre Loti🌿🕊🥀
Şiir
Kendime öğüt
Umutları hayâllere bağla-çöz, boş oturma. Sevgilere, nefretlere hudut çiz, boş oturma. Rüzgârı, yağmuru dinle; gecelerden nur topla Kimse yoksa nefsin vardır, söyle söz boş oturma. Dirilerle irtibatın bozulmuşsa ne çıkar Mezardaki ölülere mektup yaz, boş oturma. Yeryüzünde yalnız kalıp sıkılırsan çare çok Yum gözünü, çık yukarı gökte gez, boş oturma. Tamiri mümkün değildir eskiyen kundakların Boş bulduğun her mekâna tabut diz, boş oturma. Ev yapmayı ihmal etme fani konuklar için Sonra son menzili düşün, mezar kaz, boş oturma. Yeis seni kuşatmasın, ataleti silkip at Karanlığın liflerinden ışık süz, boş oturma. Korkak tembelin işidir ham tevekkül, ham sabır Hak yoldaki tuzakları kır ve boz, boş oturma. Yürü kutsal hedeflere ölsen bile gam değil Hiç olmazsa geleceğe kalsın iz, boş oturma. Sula tevhid bahçesini, uyuyanlar uyansın İsyan lazımsa isyan et, zulmü ez, boş oturma.
Şiir
Reklam
Reklam