Bir Zabıta Romanı
Puan vermedi·232 syf.··
2025 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2025 10:39
Muamma bir cinayeti çözmeye çalışan iki taharri memuru. Bulunan bir kesik baş ve aynı zamanda bu kişiden gelen mektuplar. Bu nasıl olabilirdi. 1921 yılında yazılan bu kitap, yerli bir polisiye. Bu dönem kitaplarını sevdiğim halde ilk defa polisiyesi ile karşılaştım. Bizim dedektifimiz nasıl olur onu da görmüş olur. Kitap gayet güzel. Ben orijinal metni tercih ettiğim için Kırmızı Kedi Yayınevinden dipnotlu kitabı aldım. Gerek ilk sayfalardaki komedi dolu sayfaları olursun gerek ilerleyen zamanlarındaki, insanı düşündüren ve duygusal sahneler olsun, beğendim. Bir cinayet hangi saiklerle işlenir, işlendikten sonra caniler ne düşünür hangi duygulara yönelir güzel işlenmiş. Bunun dışında o dönemin insanını, ekonomik durumunu, hayatın zorluğunu ve bu zorluğa karşı ahlâki veya gayri ahlâki nasıl çözüm ürettiğini izlemiş oluyoruz ve bize bir zaman yolculuğu oluyor. Hatta bugün yaşanan bazı şeyleri görüp, insanın, bu böyle gelmiş böyle gider diyeceği, karamsarlığa düşeceği de olmuyor değil.
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2021581 okunma
Türkçülüğün Esasları:
Puan vermedi·254 syf.··
2024 2. kitabı
Ziya Gökalp bu eserinde Türkçülüğü iki ana çerçevede incelemiştir, Türkçülüğün mahiyeti ve Türkçülüğün programı. Türkçülüğün mahiyeti kısmında; Türkçülüğün tarihi, Türkçülük nedir, Türkçülük ve Turancılık gibi konulara değinir. Türkçülüğün programı kısmında ise biraz daha Türk milletini anlamaya yönelik sosyolojik tespitlerine yer verir: yazı dili ve konuşma dili, lisanî Türkçülüğün umdeleri, milli vezin, Türklerde estetik zevk, Türklerde ahlak... Gökalp bu eserinde nedir bu Türkçülük sorusuna cevap vermeden önce Türkçülüğün tarihine bizleri sürüklüyor. En önce Avrupa’daki bir Türk hayranlığından bahsediyor Gökalp. Onların bizim estetik zevkimizi, Türkiye’de yapılan yün dokumalar, halılar, kilimler gibi daha birçok şeye duyulan hayranlıktan bahsediyor. Sonrasında ise Batı’da yapılan Türkoloji çalışmalarına değiniyor. Orhun yazıtlarının bulunması gibi olaylar Türkoloji sahasındaki ilk ve en önemli gelişmeler olarak görülüyor. Bütün bu gelişmeler nazarında Türk münevverlerinin kendi geçmişleri hakkında olan bilgi ve hayranlıkları artıyor. Bu dönemlerde dikkat çeken isimlerden biri Ahmet Vefik Paşa’dır. Dârülfünunlarda Hikmet-i Tarih profesörü olan Vefik Paşa Şecere-i Türkî’yi Şark Türkçesinden İstanbul Türkçesine tercüme etmiştir. Sadece ilmi olarak değil estetik olarak da Türk ürünlerini kullandı. O dönemde askerî mekteplerin nazırlığında bulunan Süleyman Paşa’da Türkçülüğü askerî mekteplere sokmaya çalışıyordu. “Avrupa tarihindeki Hunların, Çin tarihindeki Hiung-nular olduğunu ve bunların Türklerin ilk dedeleri bulunduğunu ve Oğuz Han’ın Hiung-nu Devleti’nin müessisi (kurucusu) (Mete) olması lâzım geldiğini bize ilk defa öğreten Süleyman Paşa’dır” ibaresini kullanıyor ve Süleyman Paşa’nın Türklük açısından önemini bize bu örneklerle gösteriyor Gökalp. “Görülüyor
Edebiyat
Türkçülüğün EsaslarıZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20227,8bin okunma