...etkisine kapılmış bir halde kendi kendinize şöyle sormanıza yol açan bir kadını hatırlatır: Bu hüzünlü dalgın gözler nasıl bir güçle böyle alev alev parlamaya başladı? Bu solgun, çökmüş yanaklara nereden kan geldi? Bu narin hüz hatlarına tutku saçan ne? Neden bu göğüs inip kalkıyor? Bu zavallı kızın yüzüne birdenbire canlılık, hayat ve güzellik katan, onu böyle bir gülümsemeyle ışıldatan, böyle ışık saçan, parıldayan bir gülüşle canlandıran şey nedir?
Fakat biraz üzgün hissetmiyor değilim. Yuttuğumuz sorular nereye gidiyor? Bir yerlere dağılıyorlar mı yoksa içimizde, derinlere bir yerlere mi batyorlar? Tuhaf davranış ve alışkanlıklar şeklinde vücut mu buluyorlar? Böylesi bir sessizlik, başkalarıyla derin ilişkiler kurmanın önüne geçmez mi? En çok korktuğum da bu.
"Bu anılar bana 'Bu kişi değişti' kelimelerinin bazı durumlarda tamamen boş olduğunu düşundürüyor; birisinin daima aynı şekilde kalmasını ya da tutarlı bir şekilde davranmasını beklemenin o kişi üstünde büyük bir yük oluşturduğunu fark ettim sonunda."
"Kitaplar benden hiçbir zaman bıkmaz. Zaman içinde, tamamen iyileşmemi sessizce bekleyerek bana bir çözüm sunarlar. Kitapların en güzel özelliklerinden biridir bu."