Kafayı yemekten şarkı parodisi oluşturdum...
Canıma tak ettiiii aile eviiii Denedimm, dinmedi entrikasıııııı Bi' kere olsun tam sırasııııı geleceksen gellll #KPSS2026
1000Kitap
-Peki O Zaman
İhanet senden geriye kalan armağan, Bir insan bu kadar yerin dibine batırılmaz. Bakarsın gözlerimin içine son kez; Parçaladın, zehir ziyan ettin yüreğimi. İmanıma tak etti artık, hayallere küskünüm, Hani sevdan farzındı, yalanmış yalan. Yazgımız birdi bizim hani, o da yalan, Peki o zaman; anlaşarak, severek ayrılalım... İmkansız bir aşk daha ihtimallerle bitti, Tarihe en büyük ihanet kazındı. Gökyüzünde yıldızlar küsüp kayıp gitti, Tamam o zaman, güneşi de yüreğimize küstürelim… -turna 14.06.2026
Şiir
Reklam
Gargamel, Tom ve diğerleri ile pembe masada bir çay !
Geçen gün pazar sabahları erkenden uyanıp televizyon karşısına geçtiğimiz o günleri düşünüyordum. Önümüze ne koysalar sorgulamadan tüketiyorduk. İyi her zaman iyiydi, kötü her zaman kötü. Ama büyümenin o gri gerçekliği zihnimize yerleşince, insan ister istemez "Bir dakika ya, burada ciddi bir tuhaflık var" demeye başlıyor. Çocukken bizi uyutmak için anlatılan o masallar ve çizgi filmler, meğer insan doğasının en çiğ, en absürt taraflarını barındıryormuş. Gelin, o renkli ekranların arkasını biraz deşelim, hatta o meşhur "kötüleri" toplayıp birlikte bir çay içelim. Şirinler: Bir Kere de Çaya Çağırdınız mı Gargamel'i? Açılışı o meşhur mavi köyün tam ortasından yapalım. Herkesin tek bir sıfatla etiketlendiği (Sakar, Somurtkan, Süslü), bireyselliğin tamamen yok edildiği, Şirin Baba'nın mutlak otoritesi altında işleyen o kusursuz ütopya. Çocukken ekran başına geçer, onların o tekdüze, birbirinin aynı, kolektif mutluluğunu izlerdik.Ama insan sormadan edemiyor: Yahu o kadar ekmek fırınlıyorsunuz, partiler veriyorsunuz; bir kere de çaya çağırdınız mı Gargamel’i? Adamcağızı dağ başında bir kulübede tek başına delirttiniz, belki sizin de bir yemek yeseydi sizi yemeyi düşünmeyecekti ya da size altına çevirmek istemeyecekti .Herkes bu hikayeyi o mavi kalabalığın zaferini görmek için izlediğini sanır. Oysa hayatın ve hikayenin asıl tadını bilen, o tek tipleşmiş şirinliğin arkasındaki büyük resmi okuyan çok az kişi vardır. Gerçek seyirciler, herkes o mavi illüzyona alkış tutarken, sistemin dışına itilmiş, o kendi halindeki Gargamel’in yalnızlığında ya da Azman’ın o sadık, patavatsız gerçekçiliğinde kendini bulur. Çünkü sürüye ait olmak, o mavi kalabalığın içinde kaybolmak kolaydır; asıl asalet, everyone’ın Şirinleri alkışladığı bir dünyada, kendi doğasının peşinden giden o
Duygu ve Düşünce
tak beni zülfün ucuna, sallanayım tel yerine.
dillerin yalanlarından, iftira bataklarından bileğimdeki prangalardan cana tak etti neyse.
Müzik
bir ilkenin temsilinde girdi katil eve ölüm hiç bu kadar yakın değildi hep olmasına rağmen hissettirmediği varlığıyla hayatın yönünü belirlerdi  fakat şiirin konusu farklı bir güdümü ölümün iradesi olmaz ölümün bu gayrişahsi bir güdüm bir katil girdi evet bir ilkenin temsilinde duvarda bir saat vardı saatin bir sesi tik tak tik tak... kadranda nergis sevdiği kız en çok nergisleri severdi keşke sabah üşenmeyip de bakkala gitseydi bakkal, bakkal Ahmet amca sabah kaçta uyanırsa o zaman iş başı yapardı aşağıdaki ve yukarıdaki sokakla beraber tek bakkal anlayacağınız mahallenin tekeli karşısında bir camii vardı tek sefer girdiği hızlı kılan cemaatten sebep tek sefer derken kendine geldi intihar daha farklı hissettirmeliydi anılar film şeridi gibi birbirini takip etmeliydi gözleri dolmalıydı vazgeçmeliydi
Reklam
Reklam