Özlemlerinin oyununda unutulmuş, sevecenliklerinin büyüsünde hapı yutmuş , gülümsüyoruz.Ve ayrılık kapı tokmaklarında tünüyor üşüyerek ve saatlerin içinde sırıtarak tik tak edip duruyor.Oysa bizler sanki önümüzde yaşayacağımız sonsuz zaman varmış gibi gülümsüyoruz,oysa veda ,oysa vedalar çoktan hazır bekliyor içimizde. Tüm ölümleri içimizde taşıyoruz.
Çatılar Üstünde Konuşma
Peter Handke annesinin Avusturya'da 1920'li yıllardaki günlük rutinini şu cümlelerle özetliyor: "sofrayı kur, sofrayı kaldır; 'herkes aldı mı?' perdeleri aç, perdeleri kapat; ışığı aç, ışığı kapat; 'banyonun ışığını açık bırakmayın'; aç, katla; doldur, boşalt; prize tak, prizden çıkar. 'bugün de bitti."
'Avusturya'dan binlerce kilometre uzakta yaşıyordu, aralarında yarım asır vardı, fiziksel şartları farklıydı ama hayatı tıpatıp aynıydı, ağızlarından çıkan cümlelere varıncaya kadar.
Öyleyse altın renkli şapkanı tak, bu onu etkileyecekse eğer;
Yükseğe sıçrayabilirsen onun için de sıçra,
Ta ki sana, "Sevgilim altın şapkalım, yükseklere sıçrayan aşkım, sen benim olmalısın!" diye haykırana değin.
- THOMAS PARKE D'INVILLIERS
Zira her şeyden önce bir ülkeden nasil gidilir bir ülke nasıl geride bırakılır, bir ülke insanın ne zaman canına tak eder, insan bir ülkenin tekmesine tokadına hangi noktada artık dayanamaz olur sorularımı yanıtlamam gerekiyor Bunlar benim bilmedığım şeylerdi. Ben bu hikayenin yolcu edeniydim, burada kalmayı seçeni...