“Sizin yanınızda olan tükenir, Allah’ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz.” (16/Nahl, 96)
Allah Rasûlü de sallallahu aleyhi ve sellem sahabesini bu metotla eğitti.
Örneğin, onlardan infak etmelerini istediğinde öncelikle onların tabiatlarında var olan mal biriktirmeye dair bakış açısı kazandırdı.
“Vârislerinin malı, kendi malından daha sevimli olan biri var mı aranızda? diye sordu.
Onlar:
— Bizden hiç kimseye vârislerinin malı, kendi malından daha sevimli gelmez, dediler.
Allah Rasûlü:
— Sizin takdim ettikleriniz (infak, sadaka) size aittir, geride bıraktıklarınız ise vârislerinizin malıdır, buyurdu.” (Buhari)
Burada Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onlara bir bakış açısı kazandırdı. Şayet mallarını seviyorlarsa bunu infak etmeleri gerekir. Çünkü elde biriktirilen mal kişiye ait değil, vârislere ait maldır. Asıl mal, infak edilmek suretiyle Allah’a emanet edilen ve ahirette fayda verecek olandır.
Bu metot vahyin umumi metodu olduğundan, buna dair yüzlerce örnek verilebilir.
Ancak buradan şu sonuca varmak istiyorum: Her Müslümanın bu metodu hayatına tatbik etmesi gerekir. Kulluğunu ilgilendiren her konuda ‘Buna bakışım nasıl olmalıdır?’ diye sormalıdır. Çünkü doğru tasavvur, insanı doğru eyleme götürür.