Ama ne yapayım ki satılmıyor resimlerim.
Yine de bir gün bu resimlerin, harcadığımız boyanın ve uğruna feda ettiğimiz benim ne de olsa cılız hayatımın değerinden daha üstün bir değer taşıdıkları görülecektir.
Bir dileğim varsa, bizleri rahatlatacak, avutacak bir inancı tanıtlama yolunun bulunmasıdır, böylece kendimizi hep suçlu ya da mutsuz duymaktan kurtulacağız, yalnızlığa ya da boşluğa düşme korkusuna kapılmadan ve attığımız her adımda başkalarına yapabileceğimiz kötülüğü çekinerek hesaplamak zorunda kalmadan yolumuzu olduğumuz gibi yürüyebileceğiz.
Güç işe girişmek iyi geliyor bana. Ama gene de -açıkça söyleyeyim mi?-korkunç bir din ihtiyacı duyuyorum - onun için de geceleri sokağa çıkıp yıldızları boyamaya gidiyorum hep de böyle bir resim tasarlıyorum kafamda bir arkadaş figürüyle..
Japon sanatını incelersek, orada yadsınamayacak kadar bilge, filozof ve akıllı bir insanın bir şeylerle vakit geçirdiğini görürüz ama neyle? Dünyadan aya kadar olan uzaklığı ölçmekle mi? Hayır. Bismarck'ın politikasını incelemekle mi? Hayır. Bir incecik otu incelemektedir.
Ama bu bir tek ot tekmil bitkileri, sonra da mevsimleri, büyük açıdan görülen manzaraları, sonra hayvanları, sonunda da insan figürünü çizmeye götürür onu.